Osmanlı, Balkanları bir çiçek bahçesine çevirmişti, bin bir koku saçan renk renk çiçekleri beş yüz yıl boyunca sulamış, bakımını yapmış, hepsinin kendisi olarak kalmasını sağlamış, bu bahçede huzur içinde dolaşmıştı. Küçücük bahçede yedi ayrı dil aynı anda konuşulmuş, kimse bundan rahatsızlık duymamıştı. Hiçbir çiçeği ezmemiş, renksiz, kokusuz bırakmamıştı. Her renk kelebek burada özgürce dolaşmıştı. Çünkü Balkanlar, Osmanlı'nın bahar rüyası, cennet bahçesiydi.