Öncelikle okuduğum en enteresan kitaplardan biriydi. Bunu çok net söyleyebilirim. Alışılagelmişin çok dışında zihni zorlayan ve kafa karıştıran bir yapısı var.
Kitabın başlarında olaya bir türlü dahil olamadım. Karışık bir yapısı var kitabın ne diyor ne anlatıyor bir konu bütünlüğü bir türlü oluşturamadım kafamda. Lakin okudukça o olayların birbirleriyle bağlantısı, o ilgi çekici hikayeler ve hiç akla gelmeyecek bağdaştırmalar beni içine çekti. Kitap o andan itibaren ilgimi çekmeye başladı.Yine de ilerleyen bölümlerinde de sürekli araya farklı hikayeler sokarak anlattığı için ara ara kitaptan yine kopar gibi oluyorsunuz ama İhsan Oktay Anar öyle güzel bağlamış ki bittiğinde hayran kalıyorsunuz.
Ayrıca doğma büyüme İstanbullu biri olarak o mekan betimlemelerine çok bayıldım. Ara sıra vapurla geçerken o kitapta anlatılan yerlerin tam karşında duruyor olması çok ayrı bir his.
Kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Farklı yapısıyla Türk Edebiyatına farklı soluk getirmiş bir eser...
Sabahattin Ali'nin enfes anlatımıyla acıklı dramatik bir o kadar hüzünlü bir hikaye.
Yusuf karakterinin çektiklerine, Muazzez'in başına gelenlere üzülüyorsunuz. Onların acılarını yaşıyorsunuz. Yusuf'a neden diyorsunuz. Sizi sarıp sarmayalacak bir çırpıda bitireceğiniz Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri...
Öyle çok akıcı bir kitap değil. Yer yer sıkabiliyor. Ama o merak hissini hiç kaybettirmeden size kendini okutturuyor.
Kitabın başlarında gelişen olaylarla sizi bir ilk kendine bağlıyor sonrasında biraz konu dağılıyor ve biraz akıcılığını kaybediyor. Finale doğru toparlayarak ortalama bir finalle bitiveriyor.