Yüzümüzden gülümsemeniz, dilimizdense yüreklendirici örgütlerimiz eksik olmaz; çünkü hiç kimse yanlızlığını başkalarına açamaz , özellikle de yanında sürekli birileri varsa. Oysa bu yanlızlık gerçektir ve en iyi yönlerimizi çürütür çünkü kendimizden başka kimseyi kandıramasak da bütün enerjimizi mutlu görünmeye harcarız. Yine de, her sabah açan gülümüzün sadece çiçeğini dışarıya gösteririz, bizi yaralayıp kanatan dikenlerle kaplı sapanıysa içimizde saklarız.
"Bir gün insanlığın hayrına çalışmak isteyenlere yalvarırım: Asla, bedenleriniz Tanrı adına yakılmış olsa dahi unutmayın ki içinizde sevgi yoksa başka şeylerin hiç önemi yoktur. Hiç!"
Babanızda olmayanlara sahip diye bir adama âşık olursunuz. Güçlüdür, serttir ve bu hoşunuza gider. Ayaklarınızı yerden keser. Sizin hayatınızdan ne kadar çaldığını, aşk romanlarından fırlamış, bir bütün olan iki sevgili olmak yerine, artık sadece onun bir uzantısı olarak yaşamaya başladığınızı fark etmezsiniz. Önce küçük şeyler gider elinizden , sonra büyük şeyler, ardından da herşey. Kahkahalarınız tamamen kaybolmadan önce sesi kesilir. Gülümsemeniz, rimel sürerken hissettiğiniz neşe kadar kalmıştır artık.
Ama o kapkara köşe ne zaman dönülmüştü?