Dubara Dubara, üniversiteye yeni başlayan, parasız ama hayallerle dolu iki gencin “öğrenciye ev yok” gerçeğiyle yüzleşmesini anlatan trajikomik bir roman. Ev bulabilmek için sahte bir evlilik planına kadar uzanan bu serüven, Dipsiz Deniz’in gözünden aktarılıyor. Yoksulluk, sosyal eşitsizlikler ve gençliğin hayatta tutunma mücadelesi; ironik, yer yer gerçeküstü bir dille görünür kılınıyor.
Roman, güldürürken can acıtan bir yerden konuşuyor. Yoksulluk, toplumsal eşitsizlikler ve gençlerin hayata tutunma çabası ustalıkla kurulmuş bir mizahın içinden gösteriliyor. Okur gülüyor ama bir noktada içi burkuluyor. Çünkü anlatılanlar fazlasıyla tanıdık.
Yazarın ironik dili, tiyatral sahnelerle birleşiyor. Kimi zaman bir oyun izliyormuş hissi uyanıyor: replikler hızlı, sahneler canlı, karakterler akılda kalıcı. Sayfalar arasına serpiştirilmiş karikatüristik çizimler ise anlatıyı daha da zenginleştiriyor; tek kelimeyle şahane.
Kitabın adı olan Dubara, kurgunun temelini oluşturuyor. Karakterler sisteme karşı bir dubara (oyun, hile) kurmaya çalışırken, aslında sistemin kendisinin devasa bir dubara olduğunu fark ediyorlar. Kiralık evlerin yalnızca evlilere verilmesi, toplumsal bir denetim mekanizması olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, bu noktada gençlerin özel hayatına müdahale eden muhafazakâr kodları ve mülk sahiplerinin sınırsız gücünü ince ince eleştiriyor.
Hem eğlenmek hem de “acaba biz de mi dubaraya düştük?” diye düşünmek isteyenler için güçlü ve çarpıc özgünı bir roman.