Puan vermedi
Gwendy'nin Düğme Kutusu Stephen King ve Richard Chizmar'ın birlikte kaleme aldığı Gwendy'nin Düğme Kutusu, kısa olmasına rağmen merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutan başarılı bir gerilim hikâyesi. Gizemli düğme kutusunun Gwendy'nin hayatına etkileri ilgi çekici şekilde işlenirken, güç ve sorumluluk temaları da hikâyeye derinlik katıyor. Kitabın en güçlü yanı akıcılığı; sayfalar hızla ilerliyor ve okuyucuyu sıkmıyor. Ancak hikâye oldukça kısa olduğu için bazı karakterler ve fikirler daha fazla geliştirilebilirmiş. Korkudan çok gerilim ve gizem odaklı olan eser, kısa sürede etkileyici bir hikâye okumak isteyenler için güzel bir tercih. #StephenKing #RichardChizmar #GwendyninDugmeKutusu #Kitapİncelemesi #Gerilim #Gizem #Novella #KitapÖnerisi
Gwendy'nin Düğme KutusuStephen King · İnkılap Kitabevi Yayınları · 2019753 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 2. kitabı
Bu kitap, Rothfuss'un dünya inşasındaki dehasının doruk noktası. Artık ne Kvothe'un maceraları var ne de Üniversite'nin görkemli koridorları. Bunun yerine, Şeyaltı'nın (The Underthing) tozlu, unutulmuş ve kendi içinde bir evren gibi işleyen mekânlarına iniyoruz. Rothfuss, daha önce ana seride sadece ima edilen bu yeraltı dünyasını o kadar canlı ve detaylı resmediyor ki, her oda, her tünel, her unutulmuş eşya adeta bir karaktere dönüşüyor. Burası, kendi kuralları ve ritüelleri olan, başlı başına bir dünya. Kurgu tasarımı ise tamamen alışılmışın dışında. Klasik bir olay örgüsü, belirgin bir çatışma veya antagonist yok. Sadece Auri'nin bir haftalık hayatına, onun gözlerinden ve zihninden tanık oluyoruz. Her gün uyanıyor, Şeyaltı'nda dolaşıyor, bir düğme, bir çark, bir ip parçası buluyor ve onları titizlikle, neredeyse ritüelistik bir hassasiyetle yerleştiriyor. Bu tasarım o kadar cesur ve o kadar saf ki, okurken bir karakterin iç dünyasına bu denli yaklaşmanın ve onun her şeye canlılık atfeden eşsiz bakış açısını deneyimlemenin büyüsüne kapılıyorsunuz. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir karakter çalışması. Patrick Rothfuss
1000Kitap
Sessizliğin MüziğiPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 2015947 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·120 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:57
Uzun zaman ardından kitap okumaya dönmek için seçtiğim kitap. Okurken bazı sayfalarda "hah, şimdi bir şeyler olacak sanırım" derken yakaladım kendimi çok kez. Ama kitap oldukça sakindi. Bunu sıkıcı bulmadım, aksine huzurlu ve zihin sakinleştirici buldum. Hızla tükettiğimiz kısa içeriklerden sonra karakterin sakin dünyasına misafir olmak hoşuma gitti. 20'li yaşlarda birinden bekleyebileceğimizden farklı beklentileri ve düşünce sistemi olan bir kız bence. Japon kültürü ile de ilgisi olabilir, çok hakim değilim. Kitabın bu yanı da hoşuma gitti, Japon mutfağından birçok yiyecekle karşılaşıyorsunuz, ara sıra da kutlamalarıyla, şeker, sigara markalarıyla. Kitapta en çok hissettiğim şey ise "ayrılık" oldu. İnsanlar gelip geçiciydi gerçekten. Ve içimde bir yerlere en çok bu sahneler dokundu. Ana karakterin bu ayrılıkları kendisine fazla dokunmadan ve dışarıya yansıtmadan, hatta bazen görmezden gelme çabası. Chizu bazı ayrılıkları atlatmaya çalışmıyor bile. Sanki onları tam olarak yaşamıyor. Daha doğrusu yaşamayı erteliyor. Oysa ne kadar içten hissettiğini anlayabiliyorsunuz. İnsanlarla bağ kurmak isteyen, ama ürkekliğinden ve bağlanma korkusundan bunu belki de gizlice onlara ait eşyaları alıp saklayarak yapan... Çünkü bir insan seni terk edebilir, ama bir düğme, bir çakmak, bir eşya terk etmez. Hayatının başında "işlerin nasıl yürüdüğünü" çözmeye çalışan bir kızın hikayesi. Derinliği ancak kendi iç dünyanızda, üzerine düşünerek bulduğunuz bir kitap. İnsan gerçekten yalnız kalmak mı istiyor? Yoksa yalnız kalmayı, hayal kırıklığı yaşamaktan daha güvenli mi buluyor? Dediğim gibi, kitapta devamlı bir aksiyon olmamasına rağmen birkaç saatte akıp gitti.
Yalnız Kalmak İçin Mükemmel Bir GünNanae Aoyama · Beyaz Baykuş Yayınları · 2024598 okunma
8/10
·344 syf.··
2026 49. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:50
Yirminci Yüzyıl Hayaletleri; konunun içine çeken etkileyici anlatımı, merak ve gizem unsurlarını barındıran öyküleri, neyin gerçeklik neyin rüya, neyin zihnin ürünü olduğuna dair sorgulamaları, paranormal, fantastik ve bilimkurgu ögeleriyle beğendiğim bir kitap oldu. On altı öyküden oluşan kitapta; etkileyici ve sarsıcı hikâyelerden rahatsız eden, anlamı tam olarak yerine oturmayan anlatılara kadar farklı türlerde öyküler yer alıyor. Bir korku hikâyesinin tekinsizliğiyle gerçek hayatta karşılaşan bir editör, öldüğü sinema salonundan ayrılmayan bir hayalet, zorbalığa uğrayan bir çocuğun dev bir böceğe dönüşmesi, farklı formlara sahip insanlar, tuhaf cinayetler, gerçeklik algısının sarsıldığı olaylar, belirsizliğe sürüklenen yaşamlar, karton kolilerin içinden ulaşılan gizemli dünyalar ve ölülerin yazdığı hikâyeler Joe Hill'in etkileyici anlatımıyla bir araya geliyor. En sevdiğim öyküler; En İyi Yeni Korku: Dergi editörü Edward Carroll'ın, kendisine gönderilen rahatsız edici ve sarsıcı Düğme Çocuk öyküsünün yazarının peşine düşmesini ve kendini tekinsiz olayların içinde bulmasını konu alıyor. 20. Yüzyıl Hayaleti: Rosebud Sineması'nda istediği kişilere görünen bir kadın hayaletin hikâyesi, sinema sahibi Alec Sheldon'ın anıları aracılığıyla aktarılıyor. Pop Art: Genetik bir sorun nedeniyle şişme oyuncak görünümünde yaşayan, sürekli zarar görme tehlikesiyle karşı karşıya olan Arthur Rothe'nin hikâyesi, tek arkadaşının gözünden anlatılıyor. Çekirgenin Şarkısını Duyacaksın: Okula gitmek için uyanan Francis'in kendisini dev bir çekirgeye dönüşmüş halde bulmasını anlatan, son derece rahatsız edici ve mide kaldıran bir öykü. Abraham'ın Oğulları: Sert ve zalim bir baba olan Abraham Van Helsing'in mesleği ile oğullarına karşı tutumu arasındaki sırları ortaya çıkarıyor. Siyah
20. Yüzyıl HayaletleriJoe Hill · İthaki Yayınları · 20266 okunma
9/10
·308 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Kuzgun Yemini // Kamuran Elagöz // Edebiyatist Yayınları Selam size yine keyifle okuduğum psikolojik- polisiye tarzında,gizemlerle dolu ve tarihten ufak bilgilerin barındırdığı sade,akıcı ve çok kısa sürede okuyabileceğiniz bir kitapla geldim. Okumaya başladıktan sonra katil kim,neden yaptı,ortağı var mı?Neden böyle oldu diye sorular yankılanıyor sürekli kafanızda.Rakamlar cizilen görseller sizi düşündürüyor.Olayları farkında olmadan araştırıyorsunuz Başkomiser Efsun bir akşam bir evde yaşanılan cinayet için olay yerine gider.Ekibi,olay yeri inceleme hepsi oradadır.Araştırmalar sonucunda sadece tek bir düğme bulurlar.Öldürülen henüz 20 yaşındaki Zahidedir.Zahide eşiyle tartıştıktan sonra ailesinin evine gitmiştir.Ama başına gelenler büyük bir olay dizisinin başlangıcı olmuştur.Efsun ve ekibi Zahide'nin cinayetinden sonra araştırmayı derinleştirmek için uğraşırlar. Delil bulurlar bu deli sayesinde eşini cezaevine gönderirler.Ama gerçek bu muydu?Çünkü eşinin haricinde üvey babası da şüphe altındadır. Ayrıca bulunan başka bir delilde bunu gösterir. Bir gün Efsun eskiden beri arkadaşı olan ve bazılarına boyun eğmediğini değmediği için polislikten ayrılan Cenk'in yanına gider.Ondan yardım ister,çünkü Zahide'nin ölümünden sonra olaylar bitmemiş aksine başlamıştır.Bir gece Efsun bir eve bir ihbar yüzünden gider ve orada bir gölge görür.Bu gölge ile boğuşurken elinden kaçırır. Bu Gölgenin yeni bir kurbanı vardır ve yastıkla onu öldürmüştür.Efsun bu Gölgenin kendi aradığı aradığı kişi olduğu için,bu yüzden Cenk'ten destek İster.Eski bir başkomiserin yani Cenk'in olaylara bakış açısını,analitik bakış açısının farklılığına farkındalığını,olayları sanki kendi yaşıyormuş gibi hissederek karlışan bir aklı vardır.Cenk ve Efsun Gölgenin cinayetlerini çözmek için bulmacalarini
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202623 okunma
9/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 176. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 12:13
"Keşke, yaptığımız hataların gecikmiş çığlığıdır." Keşke, sözcüğü kullanmayı hic sevmediğim ve istemediğim sözcüklerden. Ama illa ki her insanın hayatında Keşke ler oluyor .Bu kitabı okuyunca Keşke köy enstitüleri kapatılmasaymış diyeceksiniz. Bir Köy Enstitüsü romanı Keşke. Bu güzergahta da büyük ve bitmeyen bir aşk.. Sema Soykan okumak böyle bir şeydir zaten .Aşk okuyacağım diye elind aldığın kitap ,zihnine bir sürü bilgiyi doldurur ve şaşırır kalırsın. Bu yazarın okudugum beşinci kitabı .Hepsinde aynı duyguyu yaşadım. Fikret ve Sabia. Ikisi de köylerinden köy enstitüsune geldiğinde buluşuyor kaderleri.Öyle bir yer ki bu enstitüler,köyünden gelen, hiç birsey bilmeyen çocuklar zamanla dünya klasikleri okuyan ,Mozart çalabilen ,tiyatro oynayan ,duvar sıvalayan ,halı dokuyan,tarım yapan insanlara dönüşüyor. Onlar da birbirlerine aşık ve hayaller kuruyorlar geleceğe dair .O kadar utangaçlar ki şiir dizeleriyle sesleniyorlar birbirlerine .. Ama sevgililer kavuşamıyor.Hic beklemedikleri olaylar geliyor başlarına . Doktor Sabia ve avukat Tarık bir şekilde yolları kesişince, bazı saklanan gerçeklerin peşine düşüyorlar. Bunlar olurken ülkenin siyasi ve sosyolojik atmosferini de okuyoruz .Gözüm açıldı bazı konularda gercekten .Hiç birsey göründüğü gibi değil. Siyaset çok acayip ya .Hayatlarımız resmen Bazılarının ipiyle kukla gibi oynatılıyor . Seneler önce İzmir Selçuk ta Nesin Matematik Köyüne gittim .Simdi hercayz uğrarım o köye .Gittigimde çocukların bazıları temizlik yapıyordu, bazıları yemek. Bir tarafta gitar çalıp şarkılar söyleyenler vardı .Amfilerde dersler veriliyordu .Kocaman bir kütüphane vardı .Orayı çok araştırdım sonra .Aziz Nesin in oğlu Ali Nesin tarafından kurulmuş. Lise yaşlarından itibaren gençler yaz kampı gibi kalıyorlar. Hem ders işliyor hem
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,032 okunma