Gayrı durdurmak içim nefsini,onu susturmak için acılar çektirmelisin ona,riyazat yoluna girmelisin,az yemeli,az uyumalı ve az söylemelisin.Zira bunlar nefse öyle zor gelir ki bilemezsin.Bil ki biz çileye girince kendimize değil nefsimize zulmederiz.Zahirde bedene acı çektiriyor gibi görünsek de esasında kendimize iyilik ederiz.Nefs ancak böyle susturulur.Yoksa o sana söyler,sen o ne isterse onu edersin.
Ben Muhammed Muhyiddin Üftâde.Ömrüm bir mücadele ile geçti.Herkesin imtihanı başkaydı gerçi lakin ben mücadelemi hep nefsimle ettim.Bildim ki nefs dedikleri en büyük düşmandır.Seninle ama sana düşman.Onu yenmek için bir ömür verdim.O ne denli inat ettiyse ben o kadar sebat ettim.Yine de terk etmedi beni,yine de bırakıp gitmedi.Ömrümün son vakitlerinde dahi onunla cenk halindeyim ben.Ve biliyorum ki ben ölmeden o ölmeyecek.
Modern felsefenin ileri sürdüğü gibi bir Ruh ve bir Vizyon, bulutumsu bir duman ya da boş bir şey değildir: onlar ölümlü ve çürüyen doğanın üretebildiği bütün şeylerin ötesinde örgütlenmiş ve inceden inceye birbirlerine eklemlenmişlerdir. Çürümekte olan ölümlü gözünün görebildiğinden daha güçlü ve daha iyi ışıkta, daha güçlü ve daha iyi ayırt edici özelliklerde imgelemeyen, hiçbir şekilde imgeleyemez.