- Kaliforniya Çölü'ne tekrar gitmek ister miydiniz?
- Hayır, istemezdim. Orası belki de evrende bir bütün olduğumu ilk kez fark ettiğim yerdi, ama artık orayla ilgili sorular soruldu, cevaplar verdim. Orada yaşadıklarıma düşünce bulaştı ve kirlendi.
1984'te yapılan düzgün bir çalışma, şu üç grubun stres uyaranları na verdiği fizyolojik tepkileri ölçmüştür: Melanom hastaları, kalp hastaları ve hiçbir tıbbi rahatsızlığı bulunmayan bir kontrol grubu. Her denek, psikolojik sıkıntı yaratmak üzere tasar lanmış bir slayt gösterisini izlerken vücudun ciltte verdiği elektriksel reaksiyonları kaydeden bir gösterge cihazına bağlanmıştır. Slaytlarda "Çirkinsin" veya "Tek suçlu sensin" gibi, aşağılayıcı, tatsız veya iç karartıcı ifadeler sergilenmiştir. DenekIerin fizyolojik yanıtları kaydedilirken, bir yandan da her bir cümleyi okurken kendilerini ne kadar sakin veya rahatsız hissettiklerine dair sübjektif bilinçlerini kaydetmeleri istenmiştir.
Böylece araştırmacılar her bir deneğin sinir sisteminin uğradığı gerçek sıkıntı seviyesinin bir dökümünün yanında deneklerin duygusal strese ilişkin bilinç algılarını yansıtan bir rapor da elde etmiştir.
Üç grubun fizyolojik yanıtları tamamen aynıydı, fakat melanom grubunun slaytlardaki mesajlardan ötürü kaygıya kapıldığına veya üzüldüğüne dair herhangi bir farkındalığı inkar etme ihtimali en yüksek grup olduğu ortaya çıkmıştır. "Bu çalışma, habis melanom hastalarının 'bastırmacılık' belirtisi olarak tanımlanabilecek başa çıkma tepkileri ve eğilimler sergilediğini tespit etmiştir. Bu tepkiler, tam aksi tarzda başa çıkma biçimi sergilediği söylenebilecek kalp hastaları bakımından çok farklıydı. "
Üç grup arasında duygularını en çok bastıran grup melanom grubuydu; kalp hastaları ise duygularını dışa vurma konusunda en az çekingen grup olarak görünmüştür. (Kalp hastalarının reaktifliği de, öyle sanılabileceği gibi, sağlıklı bir şey değildir. Bastırma ile aşırı reaksiyon verme arasında sağlıklı bir orta çizgi bulunmaktadır.) Bu çalışma, insanların duygularını bilinç
Chicago Hastanesi Üniversitesi Nöroloji Bölümü'nde yapı lan 1994 tarihli bir çalışma sinir sistemi-bağışıklık sistemi etkileşimlerini ve bu etkileşimierin multipl sklerozdaki potansi yel rolünü incelemiştir. Fareler kullanılarak "kaç veya savaş" yanıtı engellendiğinde, suni olarak tetiklenmiş otoimmün hastalığın ağırlaşacağı kanıtlanmıştır. Bu şekilde müdahale edil memiş olsaydı, farelerin strese normal yanıt verme yetisi onları koruyacaktı.
Literatürde anlatılan MS hastaları ve benim görüştüklerimin hepsi, Chicago araştırmasındaki talihsiz denek hayvanlarının durumuna benzer bir konumda bulunuyordu: Çocukluk koşullandırmalarından ötürü akut ve kronik strese maruz kalmışlardı ve gereken "kaç veya savaş" davranışını gösterme yetileri bozulmuştu. Temel problem araştırmalarda aktarılan olaylar gibi dıştan gelen stres değil, normal "kaç veya savaş" yanıtlarından hiçbirine geçit vermeyen, çevrenin koşullandırdığı acizlik hissidir. Bu his neticesinde ortaya çıkan iç gerilim bastırılmış ve dolayısıyla görünmez hale gelmiştir. Sonuç olarak, karşılanmayan ihtiyaçlara sahip olmak veya başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalmak artık stres yaratan bir unsur olarak yaşanmaz. Normalmiş gibi gelir. Artık kişi tamamen savunmasızdır.