Arif Can Dündar

Arif Can Dündar
@dundarbeyi
“Havanın güzel olduğu zamanlar annem babam Allie’nin mezarını ziyaret edip bir sürü çiçek filan bırakırlar. Bir iki kez ben de gittim onlarla, ama kestim sonra gitmeyi. Her şeyden önce, onu o çılgın mezarlıkta görmekten hiç hoşlanmıyorum. Ölmüş heriflerle, mezar taşlarıyla filan çevrili bir hâlde. Hava güneşliyse durum pek de kötü sayılmazdı, ama iki kez -tam iki kez- biz mezarlıktayken yağmur başladı. Korkunçtu. Yağmur yağıyordu çocuğun başındaki mezar taşına, karnının üstündeki çimlere. Her yer sırılsıklam olmuştu. Mezarlığı ziyarete gelen herkes deli gibi arabalarına koşmaya başladı. İşte bunu görünce deliriyordum neredeyse. Bütün ziyaretçiler arabalarına atlayıp, radyolarını açabilirler, yemeğe bir yerlere gidebilirlerdi; Allie dışındaki herkes. Buna dayanamamıştım. Yalnızca bedeni filan mezarlıktaydı, ruhu cennete gitmişti, biliyordum bütün bu zırvaları, ama yine de dayanamıyordum. Keşke orada olmasaydı diyordum. Onu hiç tanımadınız. Onu tanısaydınız, ne demek istediğimi anlardınız.”
Sayfa 147·Kitabı okudu
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“İşin sırrının kendini kırılmacasına sertleştirmek olmadığı anlaşılmıştı. Uyuşmak da değildi. İşin sırrı acıyla yürümekti, tıpkı böğründeki yaraların acısı gibi, ve o acıyı bir parçası olarak kabul etmekti.”
Edebiyat
“Seçmek bizim kaderimiz. Seçeneğin yoksa insan değilsin. Yalnızca bir kuklasın…”
Edebiyat
“Egwene ölüm tarlalarına adım attı ve Amyrlin’in gazabını da yanında götürdü.”
Edebiyat
“Bir ceza, sen kabullenmediğin sürece, gerçek bir ceza değildir Aviendha”
Fantastik