İpek

2/10
·%15 (17/110 syf.)·
Sözcükler,bu kitabın sayfalarından kaçmak ister gibiler... Cümle düşüklüğü ve daldan dala atlamalarına tahammül edemediğim bir kitap oldun. Yazarın düşünceleri kalplere dokunan bir yerde fakat çeviri hataları bu durumu hissettirmemek için elinden geleni yapmış vaziyette! Devam etmeli miyim ? Devam ettikçe Freud’un kemiklerinin sızlamasını istemem. Wundt’a da haksızlık etmeyelim. O hâlde burada noktalayalım sessizce...
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
3/10
·166 syf.··
2019 16. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2019 22:38
Canan Tan diyince aklıma hep bir yarım kalan sevda yükü geliyor. Sizde de öyle oluyor mu ? İşte bu da o kitaplardan biri. Duru bir dille yazılmış. Roman demiş buna Tan;ama hikaye gibi. Önce gerçekliğini koruyan satırlar, sonrasında saçmalıklara doğru gidiyor. İlk başlarda güzel gidiyordu hatta birkaç gözyaşımın yanaklarımdan yüzüldüğünü söyleyebilirim fakat ilerleyen sayfalarda ne zaman bitecek acaba bu kitap dedim kendi kendime. İşin özü,hiç beklediğim gibi olmadı. Umarım diğer kitaplarında böyle değildir Tan!
SızıCanan Tan · Doğan Kitap · 20183,004 okunma
En kötü çeviri sen misin acaba ? Bilgiler harikadır eminim ama yapılan çeviri gerçekten çok kötü. Özellikle bu yayını almayın ! Başka bir yayında yeniden görüşürüz Freud
BilinçaltıSigmund Freud · Dorlion Yayınevi · 20182,710 okunma
Puan vermedi·50 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2019 21:19
Bir çift, İsviçre'de köpekleriyle mutlu mesut yaşarken,özgürlük boyalarına sarılmış Ferdinand'ın bu sanatsal tablolarının arasına "askerlik celbi" girer..." Mecbur değilsin. Sen özgürsün kimseye boyun eğmek zorunda değilsin. Kendinsin .. Kimse sana zorla bir şey yaptıramaz,kendine gel.. " Aslında genel olarak bakınca tabii ki de öyle dostum,özgür olmak lazım diyorum ama Zweıg gibi sınırlandırınca;hele de durum vatan borcu olunca,empati kuramıyorum. Tabii ki giderim diyorum,olur mu öyle şey..! Hatta nerede kaldığımı da size hemen anlatıyorum: Tren garında yaralıları taşırken herkesin bir yakını var. Ferdinand'ın gözüne biri ilişiyor. Tek başına sedye de uzanmış bir kolu üzerinden düşmüş ve yanında hiç kimsesi olmayan bir yaralı askeri görüyor.. Yanına usulca gidiyor ve elini alıp göğsünün üstüne indiriyor, asker gözlerini açıp ona gülümsüyor. Şimdi bu nokta da Ferdinand,iç hesaplaşmasını yapmaya başlıyor ve asla bu görevi kabul etmeme gereği duyup,kaçıyor. Kaçıyor kaçmasına da işte İpek tam da burada kaldı. Ne gidebildim ne de bunu aklımda geçirdim.. İşte burada ayrıldık onunla.. Kendimi bırakıp,kitaba dönelim: 1.Dünya savaşında askere çağrılan kişilerden biri de Ferdinand.. Vatan borcu olarak askerliği yapmalı mı yoksa özgürlüğü mü seçmeli? Ferdinand'ın zihni sorumluluk baskısı altında ezilirken;kalbi ise,sevdiği kadını yokluyor hesapsızca.. Ee, şimdi ne olacak kaçacak mıyız yoksa bu mecbur yapılacak olan görevi kabul mu edeceğiz.? Kitabı okurken Tolstoy rüzgarını da hissettim. Çünkü o da makina canavarına değinmişti. Konu biraz farklı olsa da aynı nokta. Kitap sizi bayağı köşe yaptırıyor. Sorular geçtikçe kendinize yanıtlamanız zorlaşıyor. Sanki sizin cevabınızı merak eden birileri var yanınızda öyle baskı altındasınız yani..Ha bide özgürlük harika bir şey ama
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
8/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2019 15:39
Kitabın ilk 8 sayfasında yoğun olarak bu kelime geçiyor: Hıristiyan.. Tabii ki Hıristiyan diyecek İpek,müslüman diyecek hâli yok ya !!Hep bu kelime mi zihnim de zikredecek diye merak içindeyken;neyse ki sonraki sayfalarda derdini açıklıyor:Hıristiyanlığı şiddete yakıştırmıyor.! Şiddeti doğuran şey aslında batıl inançlar ve bu devam edildiği takdirde sonu felaket ! En çok etkilendiğim yer: Askerlik yapmak bir suç ve günah! İlk okuduğumda tuhaf oldum biraz nasıl suç dedim kendi kendime.. Ama suç işte.. Ben askere gitmeyeceğim diye direnenlerin bazıları hapis ,bazıları da idamlarla cezalandırılmış. Hükümet insan öldüreceksin diyor;Hıristiyan inancı bunu reddediyor. Bağlamın kilit yasası “sevgi” hatta bu en büyük yasa.. Kitapta Hıristiyanların şiddete arkadaş olmalarından yakınıyor Tolstoy. Önce hep susmuş ama bu kadarı da fazla diyip kaleme almış bu eseri.. Hıristiyanların şiddete giden yönünü,hükümeti,birçok siyasi durumu eleştiriyor ve bir de ezen ve ezilenler vakası.. Sevgi duygusunun asıl çıkış noktasını Hıristiyanlar meydana getirmiş:İsevi. Kaynak olarakta incilde geçen babları öne sürmüş. Ben kitabı beğendim.Eleştire eleştire gittim ve sindirmesi daha kolay oldu. En başta biraz beynim zelzele yaşadı ama sonrasında dengeledik. Sevgiyle ,
Edebiyat
Aşkın Yasası - Şiddetin YasasıLev Tolstoy · Dedalus Kitap · 2017663 okunma