Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı , duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.
Kurs çıkışı, otobüs beklerken yanıma yaşlı bir amca oturdu.Otobüsün kaç dakikası kaldığını sordu. Cevap verdim, ama sohbet burada bitmedi.
Bir yerden hep salatalık aldığını, ne kadar lezzetli olduklarını anlattı. Tarif bile verdi gülümseyerek. Konuşmanın sıcaklığı ilerledikçe, “Komşum olsan sana ikram ederdim,” dedi. Sonra çantasından yelpazesini çıkardı.
Gülümsedim. “Benim de var,” dedim ve kendi yelpazemi gösterdim. Göz göze geldik, hafifçe güldük. Bu anın bir hatırası olsun istedim, izin alıp fotoğrafını çektim.
Sonra bana sohbet arasında “Öleceğini bilsen yine de dünyaya gelmek ister miydin dedi?”.O an cevap veremedim.Hiç düşünmemiştim böyle bir soruyu.Sadece gülümseyebildim.O da bana bakıp gülümsedi.
Bazen hayat, büyük anların değil; duraklarda rastladığımız küçük, sessiz mucizelerin toplamıdır.Hayat yaşanan küçük anlardan ibarettir dedikleri bu olsa gerek.