Azimli bir insanı pasif direniş kadar çileden çıkaran bir şey yoktur. Direnilen kişi acımasız değilse, direnen kişinin pasifliğinin de bir zararı dokunmuyorsa, o zaman direnilen kişi, iyi günündeyse, sağduyusuyla çözemediği şeylerin üstesinden hayal gücünü şefkatle kullanarak gelmeye çalışacaktır. Ben de Bartleby’ye çoğunlukla bu gözle baktım işte. Zavallıcık! diye düşünüyordum…
Hayatımda ilk kez ezici, can yakan bir keder duygusu içimi sardı. (…) kendi kendime düşündüm: Ah, mutluluk ışığı sever, biz de dünyayı şen sanırız; ama sefalet kendini vakurca saklar, biz de sefalet yok sanırız.
Sabah izlerinde yavaş yavaş süren, gelecek yüzyılın hasatları için büyüyen ve filizlenmesi yakında toprağa yaracak olan, öç peşinde, kara bir ordu halinde, insanlar yetişiyordu...