Puan vermedi·62 syf.··
2026 136. kitabı
Bırakmışlardı bebeği yemliğe Orada sevecen malların koynun Her nevi soğuk ve tehlikeden azade "Değildi aynısı reva benim yavruma, (Yavruma! Yavruma!)" "İyi midir ki şimdi oğlum, biraz olsun iyi mi?" Bekledi durdu anneciği, dilinde dua her daim. "Zira ben ne onun nasıl düşüp incindiğini Ne de son istirahatgâhını bilirim." Kitabın ilk başında yazarla ilgili epey bilgi verilmiş ve aslında onun hayata karşı bakış açıcısını görüyorsunuz. Dolayısıyla bu bakış açısı şiirlerine de yansımış. Beni ise en çok etkileyen oğlunu cephede kaybettikten sonra yazdığı ‘Doğum’ şiiri oldu. Yaşadığı olumlu ya da olumsuz deneyimler üzerine belki de satır aralarına bıraktığı her şey onun iç dünyasını yansıtıyordu. Bu bir çok zaman tepkilere neden olsa da ve gerçek anlamda yüksek sesle konuşulmasa da, kendisi ile ilgili yazılanlardan bunu anlıyoruz. “Beyaz Adamın Yükü”, sömürgecilik tarihini, sömürge düşünceyi ve Batı merkezli üstünlük anlayışını incelemek isteyenler için önemli bir tarihi belge olarak da değerlendirilebilir. Eser, yalnızca edebi yönüyle değil, yazıldığı dönemin siyasal ve kültürel zihniyetini yansıtması bakımından da dikkat çekiyor kesinlikle. Öznel yoruma oldukça açık tarafı ile de yoğun bir eleştiri yapabilirsiniz kendinizce.
Beyaz Adam'ın YüküRudyard Kipling · Fihrist Yayınevi · 20262 okunma
Kavuşamayan Aşıklar Kitap Yorumu
8/10
Hızlıca okuyup bitirdiğim bir kitap ile geldim: Kavuşamayan Âşıklar. Kitap ilk sayfalarından itibaren öyle bir içine çekti ki beni bitirmek istemedim, bir yandan da elimden bırakamadım. Oldukça ince ve bir çırpıda bitebilecek kadar az sayfaya sahip bir kitaptı. Açıkçası tek kötü yanı bu kadar çabuk bitmesiydi bence, puan kırmamın sebebi de bu oldu. Kurgu ve kurgunun çıkış noktası çok ilgi çekici diye düşünüyorum, gayet güzel başladı. Noah karakterinin bu kadar green flag olmasını dürüst olmak gerekirse hiç beklemiyordum, ortalama bir erkek karakter olduğunu düşünmüştüm, beni fena yanılttı. Olaylar açısından da bence oldukça sürükleyici ilerledi ama çok hızlı gerçekleşti her şey. 400-500 sayfa dahi olsa seve seve okurdum, okuduğum süre boyunca tek düşünebildiğim bu oldu. Keşke daha uzun olsaymış da karakterleri iyice tanıyabilseymişiz, doya doya okuyabilseymişiz, karakter gelişimlerini görebilseymişiz benzeri düşünceler geçti durdu kafamdan. Tekrardan aynı şeyi söyleyeceğim, tek kötü yanı çok kısa olmasıydı. Bu kitabı okumak yazarın Işıklar Söndüğünde kitabına olan merakımı da arttırdı ayrıca, mümkün olan en kısa zamanda o kitabı da okumak istiyorum kesinlikle. Kitabın kesinlikle +18 olduğunu söylemek isterim. Arka kapakta da yetişkin okurlar içindir uyarısı var, bu nedenle herkese uygun bir kitap değil. Hızlıca okuyup bitirmelik, fazla sıkmayacak, çok düşündürmeyecek bir kitap arayışında olan yetişkin bir okur iseniz ve bu tarz kitapları da seviyorsanız/ seveceğinizi düşünüyorsanız önerebileceğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Kavuşamayan AşıklarNavessa Allen · İndigo Kitap · 2026129 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Kitabı okurken de bitirirken de aynı soru aklımda belirip durdu. Kurgu diye mi her şey böyle yolunda ve sıralı gerçekleşti, yoksa gerçek hayatta da kendimi bulmak istediğimde hayat beni böyle çiçekli yollar açarak mı karşılar? Güzel kitaptı tavsiye ederim. İnşallah hepimiz ne istediğimizi bildiğimiz ve mutlu olduğumuz hayatlar yaşarız.. :))
Kendimi Kaybettiğim Yerde BuldumVeronique Maciejak · Yan Pasaj · 2022556 okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 09:54
Bir çocuk annesizliği nasıl öğrenir? Bir erkek, sevdiği kadını kaybettikten sonra nasıl baba olur? Okuma boyunca bu iki soru kafamda döndü durdu. İnce ama derin ve vurucu bir kitap.
Alıntı
Kırlangıçlar Gibi GeldilerWilliam Maxwell · Jaguar Kitap · 2023304 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:10
Asıl adı Hatice Saadet Derviş ve Nazım Hikmet'in çocukluk arkadaşı olan Suat Derviş, döneminin siyasi ve toplumsal mücadelesini tüm mağduriyetine rağmen bırakmayan gazetecilerdendir. Buna ek olarak Devrimci Kadınlar Birliği'nin Kurucusu olmuş ve kadın hakarıyla ilgili çalışmalarıyla iz bırakmıştır. Paylaşmakta olduğum bu kitapta iki roman bulunmaktadır. Kitaba adını veren "Onu Bekliyorum" ilk kez Cumhuriyet gazetisinde, ikinci roman olan "Büyük Ateş" de Son Posta gazetesinde tefrika edilmiştir. Daha önce paylaştığım Hiçbiri romanında olduğu gibi, bu iki hikayede de aşkla sınanan kadınların dünyasını anlatır. Her iki romanın da ortak noktası evliyken başka bir adama aşık olan ya da olduğunu zanneden kadınların duygusal çalkantılarıdır. Zira Hiçbiri de benzer bir konuya sahiptir. Özellikle "Onu Beklerken" bölümünü okurken ekstra gerildiğimi hissettim. Kocasına duyduğu aşk yüzünden yeteneğinin köreldiğine inan kadının buhranı bana "aklını başına topla be kadın" dedirtti durdu. Kadınlara olan duyarlılığına, yaşam hikayesindeki mücadeleye büyük saygı duymakla birlikte sürekli kadınların sadakatle sınamasını konu edinmesiyle, açıkçası Suat Derviş'in donanımının altında kaldığını düşünüyorum. Kadının toplumdaki yerini, haklarını, varlığını vurgulayan daha dikkat çekici hikayeler oluştursaydı, dönemin toplumsal ve siyasi yapısını dahil ederek tarihsel bir boyut kazandırsaydı gazetecilik kimliğiyle daha uyumlu olacaktı görüşündeyim. Her ne kadar hikayeleri kadının özgür seçim hakkına değinse de, sanıyorum ki daha güçlü içerikler okumak beni daha fazla etkilerdi. Suat Derviş romanlarını, kalemi temenni ettiğim keskinlikte olmasa da, akıcı anlatımıyla dinlenmek için okunabilecek keyifli romanlar olarak görüyorum. Siz de küçük bir mola vermek isterseniz
Onu BekliyorumSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2020125 okunma
8/10
·144 syf.··
2026 186. kitabı
Tol #okudumbitti Murat Uyurkulak’tan okuduğum ilk kitaptı ve daha ilk sayfalardan kaleminin sıradan bir yere yaslanmadığını hissettirdi. Sert, dağınık, öfkeli, yer yer insanın boğazına düğümlenen ama aynı zamanda çok güçlü bir dili var. Sanki yazar cümleleri süslemek için değil, içindeki yükü olduğu gibi bırakmak için yazmış. Kendimi sadece bir kompartımanda değil; geçmişin, yenilgilerin, suskunlukların ve içe atılmış öfkelerin arasında buldum. Yusuf’un hayatındaki boşluklar, Şair’in anlattıkları, bir türlü kapanmayan hesaplar ve ülkenin hafızasına sinmiş acılar sayfaların arasından yavaş yavaş çıkıyor. Tol kolay bir kitap değil bence. Bazı yerlerde durup yeniden düşünmek gerekiyor. Karakterler çok temiz, çok anlaşılır ya da kolay sevilecek insanlar değil. Zaten kitabı etkileyici yapan şey de biraz bu. Herkesin bir kırığı, bir yenilgisi, bir öfkesi var. Kimse tam olarak iyileşmiş değil. Kimse tam olarak unutmuş değil. En çok da kitabın bende bıraktığı his kaldı. Hani bazı romanlar biter ama içindeki uğultu hemen susmaz ya… Tol da öyle oldu benim için. Bitirdikten sonra bile o tren, o anlatılan hikâyeler, Yusuf’un içindeki boşluk ve yazarın sert ama çok sahici dili aklımda dönüp durdu. Evet, dili yer yer keskin. Evet, karanlık bir tarafı var. Ama aynı zamanda çok edebi, çok cesur ve çok kendine ait bir roman. Sarsıcı, yoğun, okurunu biraz zorlayan ama sonunda iz bırakan kitapları seviyorsanız Tol’a mutlaka bir şans verin derim. @inkilapkitabevi #Tol #MuratUyurkulak #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
TolMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 20262,471 okunma