Sinemnur Durmuş

Sinemnur Durmuş
@durmusinem
Sadece , sade insan.
Dünyada Henüz Yeni Bir Şey Yok
10/10
·224 syf.··
2023 40. kitabı
Magdo Szabo ,tarafından kaleme alınan bu eser, savaşın ardından ortaya çıkan yeni kimlikler ile savaş öncesi mevcut kimliklerin çatışmasını, anne çocuk baba çocuk madde mana romantizm realizm eşya ve anlam gibi birçok ikiliklerle aktaran başarılı bir eser. Kitap, yaşamın dört temel unsurları olarak bilinen sırasıyla ; toprak, ateş, su , hava bölümlerine ayrılır. Toprak adını alan ilk bölümde anlatının hemen hemen her yerinde kendisine gerek somut bir şekilde gerekse soyut olarak doğrudan psikolojisi ile karşılaştığımız Etelka ‘ nın eşi Vincenin ölümü ardından düştüğü ‘’boşluğa’’ tanık oluyoruz. Karakterin ruh halinin karmaşıklığı kitapta eş zamanlı olarak mekan tasvirleriyle gösterilir. Hayat, Etelka için Vince ile başlamış , çiçekler onunla renklenmiş, müziğin sesi onunla duyulur olmuştur. Dolayısıyla Etelka’ nın hayatı algılayışı Kocası ile şekillenir. Geçmişi de şimdisi de geleceği de. Onun ölümü ile kuşların cıvıltısı durmuş, çiçekler etrafa güzel koku yayamaz olmuştur. Doğa , şarkısından yoksundur artık. Kitabın daha ilk bölümünde Etelka karakterinin dünyaya bakışı içinde bulunduğu durum ve temsil ettiği değerlerle eski dünyanın uzantısıdır. Etelka kocasının ölümünden sonra derin bir ümitsizlik içinde yalnız kalacağının üzüntüsü içindeyken kızı İza onunla Budapeşte ‘ye gelmesini ve artık onunla kalmasını söyler. Etelka’ nın ümitleri yeniden yeşerir, tekrardan aile evinin verdiği sıcaklığa kavuşacak olma hayali onu geçici süreliğine bu karamsar ruh halinden geçici olarak kurtarır. Geçici diyorum çünkü Etelka’nın İza’ nın evine gelmesi ile hayal kırıklığı da beraberinde gelir. Etelkanın İzanın evinde karşılaştığı her türlü ‘’yenilik’’ Etelkayı korkutur. Elektronik kahve makinesi , cezve ve ispirto ocağı dururken gereksiz ve fazlalık gözükür Etelka’nın
İnceleme
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·616 syf.··
2023 7. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2023 09:35
Okunurluluğunu daha çok Frankestein eseriyle sağlamış olan Mary Shelley kaleme aldığı kurmaca metinler ile edebiyat dünyasının tür olarak çeşitlenmesinde büyük rol oynar. Bugün kıyamet temalı dediğimiz apokaliptik türünün ilk örneği olarak Son İnsan otobiyografik unsurların yoğun olarak hissedildiği bir  eserdir. Yazarın ön sözünde belirttiği kadim bir kehanetten yola çıkarak yazdığı bu kıyamet kurgusu kimi eleştirmenler tarafından ilk distopik roman olarak da değerlendiilir.  Eser ilk bölümlerinde okuyucu kıyamet kurgusunun atmosferinde hissettirmez . Roman başlangıçta sınıfsal farklılıkların , iktidar meselelerin çerçevesinde şekillenen bir aşkı konu edinmiş gibi görünür fakat ilerleyen bölümlerde karakterler üzerinden bazı düşüncelerini birtakım rejimlere getirdiği eleştirilerle okuyucuya aktarır.  Kitap bu yönüyle dönemin sosyolojik yapısını yansıtmada başarılı olmuştur.  Romanda temas edilen ilk konu yönetim biçimidir monarşik rejimin karşında yer alan cumhuriyet rejimi karakterler arası çatıştırılarak okuyucuyu sorgulamaya ve taraf tutmaya iter.  Devletin varlığı ve amacı bu bölümde sık sık felsefi temeller ile sorgulanır. Bu bağlamda anlatıcı üzerinde durulan bu konunun paralelinde savaş ve feth etme arzusuna da değinmekten kaçınmaz. Savaşın gerekliliğinin ve amacının altını oyarken onun ne için olduğunun sonucun neyi değiştirdiğinin cevaplarını arar. Nitekim İstabul bahsinin geçtiği kısımlar savaşın asırlar boyu süren etkisini kanıtlar niteliktedir. Olayların 2092 yılını kapsamasına karşın hâlâ büyük bir kinin resmedilişini görmek mümkündür. Kitabın ön sözünde bahsedilen "eski yazının yeni söylemi " karşılığını tam olarak burada bulur. yazarın bu konuya ne denli mesafeli olduğu tartışmalı bir konudur. Zaman zaman anlatıcı konumuna geçip olaylara müdahil olan
1000Kitap
Son İnsanMary Shelley · Can Yayınları · 2021431 okunma
KİM VERDİ BU BIÇAĞI ELİME?
7/10
·111 syf.··
2023 6. kitabı
Shakespeare tarafından kaleme alınan bu trajedik metin hem trajedi türünün şekillenmesinde hem de işlenen konu itibariyle dönemin metinlerini geride bırakan bir etkiye sahiptir.  Perdenin açılış sahnesinde cadıların konuşmaları oyunun zemini hakkında ip ucu vermesi bakımından Macbethi Shakespeare' nin diğer metinlerinden farklı bir konuma taşır. Birinci perdede cadılar Macbeth' e birtakım kehanetlerde bulunarak trajedinin  başlangıcına kapı aralar. Macbethin kral olacağı kehanetinin gerçekleşmesi üzerine Macbeth Banquo 'nun soyunun kral olacağı kehaneti üzerinde düşünmeye başlar bir zamanlar sadece ülkesi için savaşan bu general Lady Macbeth' in de etkisiyle Ducan' a karşı hain bir plan kurar ve ölümüne sebep olur. Cinayeti işleme sürecinde yaşadığı psikolojik gitgeller trajedinin atmosferini gerginlikle artırırken cinayetin işlenmesi ile trajedi doruk noktasına ulaşır. Ortalık adeta cehenneme dönmüştür Macbeth' in kanlı ellerinin izi zihninden bir an olsun çıkmaz . Giderek büyüyen iktidar hırsı onu yakın arkdaşı Banquo' yu öldürmeye kadar iter.  Fakat Banquo'nun hayaleti Macbethi rahat bırakmaz. Hükümranlığın temsili olarak verdiği davet yemeğinde onu daimi bir rahatsızlık içinde bırakır. Oyunun bu sahnesi adeta Macbethi bekleyen sona göz kırpar. Macbeth oyunun sonunda Madcluffa yenilir ve kellesi bir ders niteliğinde seyircinin/ okuyucunun gözleri önüne serrilir. Görünürde trajdenin genel özellikleri baz alındığında hırsın ve iktidarın doyumsuzluğunun hicvi gibi gözüken bu metini sadece bu çerçeve ile sınırlandırmak Shakespeare haksızlık olacaktır. Nitekim bazı araştırmacılarca metinde geçen cadıları doğru bir şekilde anlamlandırmak oyunu çok farklı yere, "özgür irade meselesine " taşıyacaktır. Bu mesele dolayısıyla iyilik ve kötülük kavramlarının da eleştirel bir
1000Kitap
MacbethWilliam Shakespeare · Felsefe Kulübü Kitapları · 201629,5bin okunma
İşin Aslı, Adında Saklı
10/10
·308 syf.··
2023 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2023 19:42
İşin Aslı Judit ve Sonrası Kitap Yorumu Sanayi inkılabının beraberinde getirdiği sermaye toplumu Batı Edebiyatında kullanılan konuların başında gelir. Sandor Marai tarafından kalem alınan bu eser de odak noktasına koyduğu burjuvazi ile birçok meselenin altını oymada başarılı bir tutum sergiler. Konusunu aşk ve evlilikten alan bu kitap aynı olay çerçevesinde üç farklı karakterin üç farklı bakış açısıyla okuyucuya sunulur. Birinci bölümde Peter'in ilk eşi Ilonka anlatıcı pozisyonunda görülür. Ilonka, Peter'le olan ilişkisinin geçmişini ve bugününü, bir kafede, tam karşısında oturan eski bir arkadaşına aktarır.Asıl olarak okura anlatılan bir dille yazılan romanın bu bölümü, karakterleri tanımamıza ve olaydan haberdar olmamıza olanak sağlar. İkinci bölümde Peter'ın ağzından olaylar aktarılır. Peter, yine bir kafede bir arkadaşına tıpkı Ilonka gibi hikâyesini anlatmaya Judit'ten başlar. Judit'le olan tanışmasını, Ilonka'nın hayatına girmesini ve kişisel mazisini tüm boyutlarıyla aktarırken, en çok bu bölümde, burjuva sınıfına dair teşhislere kulak vermemiz sağlanır. Son bölümde ise Judit devreye girer ve bir otel odasında yeni sevgilisine yaşadıklarını anlatır. Günün sonunda yukarıda bahsedilen olay örgüsü açığa çıkar.  Aynı olayın üç farklı yorum ile tekrar tekrar okuyunun önüne çıkarılması okuyucunun heyecanını ve merakını diri tutar. Bölümlerin birbirinden bağımsızmış gibi görünen tarafları Judit ile "asıl" bütünlüğünü yakalar. Temelde evlilik kurumuna yönelik sosyolojik bir eleştiri gibi görünse de eser felsefi yönden de birçok meseleye değinir , sorular ve onlara verilen cevaplar karakterler aracılığıyla okuyucuya taşınır.  Varoluşun temel problemlerinden biri olan amacım ne sorusu hemen hemen her bölümde etkisini hissettiriyorken verilen yanıtlar Camus'un Felsefesini
1000Kitap
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,456 okunma
UYSALLAŞTIRILAMAYANLARA!
9/10
·280 syf.··
2023 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2023 23:10
Yazardan canım Karahindiba nın hediyesi ile okuduğum ilk kitap oldu. Küçük bir çocuğun anne- babasını kaybetmesinin ardından  büyükanne ve büyükbabasının yanına taşınmasıyla birlikte olayların kronolojik düzlemde akmasıyla başlar ve aynı kronolojide biter. Bu olay örgüsü içersinde yazarın anlatıya sindirdiği birtakım metaforlar ve bu metaforlar neticesinde aktardığı düşünceler kitabın hemen hemen her bölümüne sindirilir. Bütün bu özellikler göz önünde bulundurulduğunda kitap, tezli roman kategorisinde değerlendirilebilir. Romanda temas edilen ve göze çarpan ilk nokta Biz ve Onlar üzerine kurulu zıtlıktır. Bir zamanlar evlerinden, ailelerinden, yurtlarından koparılan yerli kızıl derili halkının idealize edilen profili karşısına okuyucu da anti-pati uyandıracak "onları" koyar. Emperyalist devletlerden biri olan Amerika, politikacılar birtakım tasvir ve anlatılarla öteki konumuna getirilir. Biz ve onlar dikotomisinin beraberinde insan - doğa ilişkisi ile bu zıtlığın çizgileri daha da belirginleştirilir. Modernizm ve sanayi devrimi ile paralel seyreden bu düşünceye göre; Bir zamanlar doğa ile bir bütünsellik içinde yaşayan insan ona" hükmedebileceğini" fark ettiğinde kendi eliyle doğaya şekil verip tahribine yol açmıştır. Bu ben merkezci anlayış üzerinden emperyalist devletlerin tıpkı doğada olduğu gibi farklı medeniyetlere benim gözü ile bakılmasını ve sahip olma isteğini eleştirir. Nitekim açgözlü insan, sömürgeci bir anlayışla birbirimize ne borçluyuzun cevabını aramak yerine her şey benim için yaratıldı diyecek kadar akıl tutulması yaşamıştır.  Doğaya bu gözle bakanlar karşında ona ruh veren , saygı duyan daimi bir iletişimde olduğunun bilincinde olan büyükanne ve büyükbaba kitabın adına konu olan çoçuğa tesadüfi olarak Küçük Ağaç dememiştir. Kitapta değinilen her
1000Kitap
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,6bin okunma