·
Okunma
·
Beğeni
·
64,7bin
Gösterim
Adı:
Macbeth
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
111
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059980753
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Felsefe Kulübü Kitapları
Üç cadı tarafından, İskoçya'nın kralı olup çok parlak bir geleceğe sahip olacağı vaat edilen Macbeth, amaçlarını gerçekleştirmek için kralı öldürür. Ancak bir süre sonra dehşetin gerçek anlamını fark eder. Bir kez cinayet işleyince artık tekrar tekrar öldürme­si gerekecek ve katili olduğu bedenlerin ruhları onu lanetlemek üzere geri dönecektir. Savaş, büyücülük ve kan dökme hikâyesi olan Macbeth, aynı zamanda eşler arasındaki ilişkiyi ve arzularını gerçekleştirmek için almaya hazır oldukları riskleri çarpıcı bir dille gözler önüne sermektedir.
154 syf.
·2 günde·9/10 puan
Shakespeare'in bu tragedyasında biz okurları ne bekliyor ??
》》Cadıların kehanette bulunup geleceği hakkında önemli bilgiler verdiği General Macbeth'in bir an önce sonuca ulaşmak için içindeki hırsa yenik düşmesini ve yavaş yavaş karanlığa çekilmesini; şiirsel bir dil ve ironik kelime oyunları eşliğinde okuyacağız. Evet cadılar Macbeth'in kral olacağı kehanetinde bulunurlar ama bunun ne şekilde olacağını tamamen Macbeth belirler. Tabi yaptığının kötü olduğunu, sonrasında huzur ve mutluluğu bulamayacağını, serin uykuların ona haram olacağını bile bile aynı zamanda akrabası olan ve herkes tarafından çok sevilen kralı öldürme kararı alır. Bu kararı alırken ki en önemli destekçisi karısı olur zira Macbeth'in içindeki tereddütü,korkuyu yok etmek için lazım gelen her şeyi yapar hatta kocasını erkek olmamakla suçlar. Karısı ile birlikte onlar için sonun başlangıcı olacak cinayeti planlamaya başlarlar...

》》Kitap genelinde üzerinde durulan 2 husus vardı: Her insanın yüzünde bir maske vardır ve biz kalbinden geçenleri bilemeyiz. Yine insanın içinde hem aydınlık hem karanlık arzular vardır . Bunların ortaya çıkması yine kişinin kendi arzu ve hırslarını dizginleyebilmesi ile alakalıdır. Ancak Macbeth içindeki bu hırsları dizginleyemeyip herkes tarafından sevilen,takdir gören ve zaten mevkisel yükselmesinin önü açık bir askerken daha fazlasına istemeye olan açlığı onu felakete sürükler. Etrafında sadece sözde ona saygı duyan ama aslında ondan nefret insanlar kalır. Krallık tacını kanlı bir eylemle başına geçiren Macbeth, yine kanla ve başıyla beraber tacını, tahtını kaybeder.

》》 Yazımın başında bizi kitapta kelime oyunları bekliyor dedim ki bu durumun varlığı zamanında eleştirilmiş. Zira türü tragedya olan bir metnin içine kelime oyunlarıyla güldürü ögeleri eklenmiş. Bu durumun varlığı beni rahatsız etmedi hatta okurken gülümsedim kehanetlerin içindeki oyunlara. Ancak yine de bazı eleştirmenlerce bu durum eksiklik kabul edilmiş.

》》 Daha önce yazardan Hamlet'i, Romeo ve Juliet'i okudum . Macbeth onlara göre daha kısaydı yüz sayfalık bir tragedyaydı. Yaklaşık kırk sayfa kadarlık bölümde de dönemin tiyatro anlayışı ve yazar hakkında bilgiler, eserin değerlendirme yazısı verilmiş. Okuduğum diğer iki kitabına göre daha az sevdim Macbeth'i bunun sebebi de: Karakterin kötü oluşu ve sonunun beni üzmeyişi, bunu hak etmiş olması oldu. Onun dışında diğerlerine göre daha kısa bir metindi, olaylar çabuk oldu bitti ve Shakespeare'in etkileyici şiirsel dili diğer okuduklarıma göre bu metinde daha azdı.

》》 Kısacası kehanetlerin, cadı kazanlarının, hırsın, öfkenin,ihanetin,entrikanın, korkunun birleşiminden oluşan bir metin sizi bekliyor. Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar diliyorum :)
154 syf.
·Puan vermedi
Hayat dediğin,bir delinin bağıra çağıra,heyecanla anlattığı anlamsız bir masal !
Gerçekleşen dileğimiz beraberinde mutluluk getirmemişse,kazanç yerine kaybımız olmuş demektir...
127 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
macbeth tragedyası için, her şeyin bir cinayetle başladığını, bu başlangıcın bir cinayetler dizisini doğurduğunu ve oyunun yine bir cinayetle son bulduğunu söyleyebiliriz.
güç arzusunun ve bir kadının macbettocuğu nasıl da zavallıca bir hale soktuğunu acıyarak izliyorsunuz metin boyunca. elbette shakespeare'in muhteşem şiirsel dili sizi kendine bağlıyor. olaylar zincirinden çok bu muhteşem üslûp için okunmalı. ayrıca eserin operası da bir şahaneymiş. okuduktan sonra izlemenizi öneririm.
154 syf.
·4 günde·8/10 puan
Lady Macbeth yüzüne ülkede insan kalmayana kadar herkesi öldürtmeye çalışan Macbeth'e sezaryen Macduff şoku. Gerçekten hayali hançer, kan izleri falan çok güzeldi okurken kafamda canlandırdım güzel gözüküyordu.
114 syf.
·2 günde·Beğendi
Shakespeare’in meşhur tragedyalarından biri daha. İskoç komutan Macbeth’in iktidar hırsı ve zalimliğini işliyor. Genelde Shakespeare tragedyalarında zalim karakterler bilerek isteyerek yaparlar işkenceleri, ama bu kez farklı. Yanlış olduğunu bilerek, içinde yaşadığı çatışmaları yaşayarak yapıyor. Cadılar, büyücüler gibi gerçeküstü öğeler de kullanılmış. Beni şaşırtan, kehanetlerinin gerçekleşme biçimiydi. Kelimelerin çift anlamı olup, farklı açıdan yaklaştığımızda bambaşka anlamlar çıkarılabilmesiydi.
Shakespeare okuma deneyiminin en etkili yanı, net konuların dâhi bir şiirsellikte olması. Üzerine düşünüp derinleşebilecek temaları kullanması. Her karakteri ayrı bir arketip. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
“Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi,
Yıkmakla kazandığın şey yapmacık bir mutluluksa.”
154 syf.
·1 günde·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/rGxh2RVjmNU

KİŞİLER
Oğuz
Macbeth
Romeo ve Juliet
Kral Lear
Othello
Hamlet

PERDE I
SAHNE I
(Macbeth ve Oğuz sahneye girer.)

Macbeth: Kim var orada?
Oğuz: Selam sana Macbeth!
Macbeth: Sen de kimsin?
Oğuz: Bu sorunun şimdilik çok bir önemi yok Macbeth, görüyorum ki unuttuğun bir şeyleri yorgun kafanda arıyor gibisin. Hem benim kim olduğumu öğrenip de ne yapacaksın, aklından neler geçiyor? Sence bir insanın kim olduğunu öğrenmek onun adından, yaşından ve nerede olduğundan mı ibarettir?
Macbeth: Elbette değildir Oğuz, elbette. Hayatta bir insanın kendisine sorabileceği en zor sorudur kim olduğu sorusu. Ben de kim olduğumu bilmiyorum, zaten kimse ölümüne kadar da kim olduğunu bilemez bence. İnsanın doğumuyla ölümü sanki bir çember gibidir, doğumunda bir hırsla doğmuş olan insanoğlu ölümüne kadar da hırstan hırsa intikamdan intikama koşturur durur, ne olur ki sanki sonra... Ölür, unutulur, adı bile kalmaz bu dünyada.
Oğuz: Evet haklısın, bak benim kitaplığıma... Ölmek, unutulmak ve adının bu dünyadan silinmesini istemeyen değerli insanlarla dolu işte. Seç bir tanesini, belki iyi gelir senin bu iç sıkıntına.

(Macbeth kitaplığı araştırır, yazarının bulunduğu kısmı iyi biliyordur ve eline aldığı ilk kitap Romeo ve Juliet'tir.)

Macbeth: Biliyorum bu kitabı, iki tane toy, bilinçsiz ve hiçbir şeyin farkında olmayan gencin aşk hikayesini anlatıyor. Binlerce iyi geceler falan diyorlar birbirlerine. Gece ile gündüzün erkek ile kadın arasında karıştığı zaman dilimlerinde yaşıyorlar. Fakat ben, yani Macbeth, Romeo ve Juliet'ten daha iyi bir kitabım bir kere. Yazarımın olgunluk döneminde yazdığı bir eserim zaten.
Romeo ve Juliet: Buna bir şey diyen olmadı ki zaten Macbeth, senle dostça anlaşabiliriz diye düşünüyorum. Ben her ne kadar yazarımın erken dönem eserlerinden birisi olsam da unutulmamayı ve her zaman kitaplıklarda yaşamayı hak ediyorum. Benden çok sonra yazılan Antonius ve Kleopatra kitabı her ne kadar siyasi çalkantılar içerisinde daha karışık ve olgun bir aşkı anlatsa da beni de yabana atmamalısın.
Macbeth: Hayır, hayır, hayır. Seni görmek istemiyorum, bu kitaplıktaki en büyük, en çok okunan, en tercih edilmesi gereken kitap ben olmalıyım. Sizin gibi cıvık aşk hikayelerine tahammülüm hiç yok. O yüzden hançerimin tadına bakacaksın!

Romeo ve Juliet: Ah! Zaten hiç tutmamıştı bu dünyada şansım! Yine de bitmesin hiçbir zaman bu ölüm dansım!
(Ölür.)

Oğuz: Ne yaptın sen Macbeth? Niye öldürdün masum aşıkları?
Macbeth: Ben hırslarımdan ve intikamlarımdan ibaretim, zaman artık benim zamanım.

PERDE I
SAHNE II
(Macbeth ve Oğuz sahneye girer.)

Oğuz: Neden, neden yaptın böyle bir şey Macbeth? Gerek var mıydı buna, nedir bu hırsının kaynağı?
Macbeth: Ben en iyisi olmalıyım Oğuz, en büyük olmalıyım. Kral olmalıyım, ilah olmalıyım! Her şeyin en üstünde ben olmalıyım, herkes benim adımı duymalı, herkes Macbeth demeli, kimsenin ağzından düşmemeliyim!
Oğuz: Bu kadar hırs ve göz önünde bulunmak doğru mu sence Macbeth? Hızlı yaşayan hızlı ölür derler, bilirsin. Bence doğru bir yolda değilsin, yakında bu hırsınla aklını bile kaybetme olasılığın var.
Macbeth:
"Kapılar mı vuruluyor bir yerde? Ne oldu bana?
En küçük gürültü korkutur oldu beni.
Nedir bu eller? Gözlerimi oyuyor bu eller!" (s. 33)
Oğuz: Demiştim ben sana, o eller, o cinayeti işleyen eller hiçbir zaman silinmeyecek aklından. Neden sanıyorsun bu deliliğin kaynağı? Al, sana bir kitap daha vereyim, iyi gelir deliliğe. Yine senin yazarının yazdığı bir kitap bu da.

(Kral Lear sahneye girer.)

Kral Lear: İşte! Benim olacak bütün bu dünya... Bütün bu gördüğünüz dağlar, bayırlar, yeryüzü ve gökyüzü. Hepsi Kral Lear'ın adını haykıracak. Benim bunların hepsinin sahibi. Kim olabilir ki bana karşı çıkan?
Macbeth:
"İnsana rahat nefes aldırmayan kuruntularla
Beynimizi bir işkence masasına çevirmektense
Ölüp rahat etmek daha iyi." (s. 52)
(Kendi kendine)
Ama... Ama... Kral Lear'ın hükümdarlığını da kabul edemem ki. Benim, Macbeth'in adının en yukarıda olması gerekirken, Kral Lear kimmiş? Bu kral ilk başta güvenmediği kızından dolayı çöküşlerden çöküş beğenen kral değil mi hem? Kim oluyormuş Kral Lear? O yüzden o da hançerimin tadına bakacak!

Kral Lear: Ah! Nedir bu her sonda başıma gelenler! Binlerce kez yazılsam da yine binlerce kez ölecek gibiyim. Hiçbir zaman değişmiyor trajedilerin acı sonu.
(Ölür.)

Macbeth: Yoldan çıktım artık, düz bir yolda gitmem gerekirken yanlış yolların yanlışlığından önümü göremez oldum. Her yerim karanlıklarla kaplandı, kimse bana yardım edemez artık. Nedir o? Oradan gelen bir ses mi var yoksa? Yok, sanırım benim iç dünyamın sesi bu. Bana alarmlar çaldırıyor bilinçaltım. Her şey boş artık benim için bu dünyada, her şey bir oyuncak gibi oldu artık benim için. Kral olabilmek için daha çok öldürmeliyim ve şu an önümdeki trajedi rakiplerimden sadece 1 tanesi kaldı!

PERDE I
SAHNE III
(Macbeth ve Oğuz sahneye girer.)

Oğuz: Artık durmalısın Macbeth! Nereye kadar gidecek bu hırsın, bütün dünyayı bir kan gölüne çevirecek kadar iktidar mı istiyorsun? Yetmiyor mu etrafımızdaki iktidarlar, sen de bir yenisi mi olmak istiyorsun!
Macbeth: Ben artık o bildiğimiz Macbeth değilim, kendimde miyim yoksa başka bir yerde miyim artık bilmiyorum. Sadece şunu biliyorum, aşağılık bir dünyadayım, çoğu zaman kötülüğü baş tacı edip, iyiliği çılgınlık sayan bir dünyada. (s. 78)
İşte o yüzden çok saçma olmasa gerek yaptığım şeyler. Beni de baş tacı eden birileri çıkacaktır mutlaka Oğuz. Kötülük baş tacı işte bu dünyada, kabullen artık bunu.
Oğuz: Hayır Macbeth, hayır! Al artık, oku şu kitabı, oku da biraz sorgula kendini artık. Dur de kendine, dur de bütün hırslarına.

(Othello sahneye girer.)

Othello: Selam size ey insanlar! Benim en kıskançların kıskancı, benden önce Romeo ve Juliet ile Kral Lear'ın gelip geçtiğini gördüm. Kıskandım doğrusu onları, benden önce öldükleri için. Oysaki onlardan sonra yazılmış en iyi kitaplardan biri de benim, saf düzenin ve iyilik dünyasının yok olmasını anlatırım. Güvensizliklere güveni anlatırım. Salt bir kıskançlık kitabı olduğumu söyleyenlere inanmayın. Yazarımın en iyi kitaplarından biriyimdir ben.
Macbeth: Bu söylemlere dayanamıyorum artık, hiçbir zaman bunu kabullenemem. Shakespeare deyince insanların aklına Macbeth gelmeli! Eğer tersi yönde söylenen bir şey varsa orada her daim Macbeth olacaktır. O yüzden sen de keskin hançerimin tadına bakacaksın!

Othello: Ah! Desdemona'm...
Senin uğruna kandım bütün insanlara, senin uğruna yitirdim bütün insanlığımı.
Şimdi ise kral hatta ilah olmak isteyen bir kitap tarafından öldürülüyorum...
Nereye doğru gidecek insanın bu yürüyüşü!
Tabelalar olmayacak mı bizim yolumuzda hiçbir zaman,
Ne zaman hırslar yerini masumiyetlere bırakacak,
Gidiyorum ben de işte, Desdemona'm ile birlikte yok oluşlara.
(Ölür.)

Macbeth: İşte bu, artık kral hükmündeyim. Yazarımın yazdığı en iyi trajedilerden sayılan 3 kitabı da öldürdüm. Benden iyi trajedisi kalmadı artık, herkesin dilinde Macbeth adı olacak. Karım olan Lady Macbeth ile krallar ve kraliçelere layık bir hayat yaşayacağız. Kimse bizim adımıza toz konduramayacak! Herkes bizim adımızı bağıracak:
Macbeth,
Macbeth,
Macbeth!

PERDE I
SAHNE IV
(Macbeth ve Oğuz sahneye girer.)

Oğuz: Bu gidişin gidiş değil Macbeth, ben sana söyleyeyim. Nereden geldiğinin farkında değilsin sen. Romeo ve Juliet, Kral Lear ve Othello kitapları yazılmasaydı belki sen de yazılmayabilirdin. Çünkü yazarının gelişim aşamaları bu kitapları yazmaya bağlıydı. Nereden geldiğinin farkında ol artık Macbeth! Dünyada senden çok daha iyi kitaplar var, sen ne bir kral ne de bir ilah olabilirsin. Yazarının bile böyle bir düşüncesi yoktu, sen kimsin de kitapların kralı olacaksın, nedir seni bu düşünceye sevk eden?
Macbeth: Ha ha ha, artık zaten bir kralım ben! Soytarılarım dizilin karşıma! Uşaklarım, yemeklerden yemek beğendirin bana!
Nedir bu sessizlik, nedir bu iç dünyamın dişlilerinin dönüşü,
Nedendir bu uçurumun kıyısında olduğumu hissedişlerim,
Yoksa bir insanın oğlu mu beni bu uçurumun kıyısından aşağı atacak?

(Hamlet sahneye girer.)

Hamlet: Olmak ya da olmamak Macbeth, işte bütün mesele bu. Sen zamanın kırbacına dayanmaya çalıştın, kral olmak istedin, ilah olmak istedin. Ama hatalarıyla, kusurlarıyla, çelişkileriyle sıradan bir insanın ta kendisiydin. Kimsin sen Macbeth? Kendi düşüncenin soluk ışıklarıyla hangi karanlık yolda yol almaya çalışıyorsun? Bir hedef tutturmaya çalıştığın zaman yüreğinin bütün renklerini kaçırıyorsun. Yenilgilerden yenilgi beğeniyorsun sen Macbeth.

Bütün meselenin olmak ya da olmamak olduğu yerde sen olmamak tarafında olmalısın Macbeth. Hamlet varken kimdir Macbeth? O yüzden öldürdüğün bütün masum canlar için de hançerin tadına bu sefer sen bakacaksın!

Macbeth: Teslim olmam sana ey Hamlet, dövüşeceğim senle sonuna kadar. Haydi vur, Hamlet! Dur diyenin canı cehenneme! Yazarımın en iyi kitabı benim, kim ne derse desin bu gerçek değişmeyecek. Başlarım senin olmana da olmamana da!

(Vuruşarak çıkarlar. Oğuz sahneye girer.)

Oğuz: İşte... Böyledir insanların savaşı da. Hepsi hırslardan hırs beğenir de birbirlerinin canına kıyarlar en sonunda. Romeo ve Juliet, Kral Lear ve Othello boşuna mı trajedi oldular sanki bu uğurda? Hiçbir trajedinin sonu iyi bitmezdi oysa. Trajedi gibi hayatı olan insanların trajedi gibi yazdığı oyunları olurdu zaten en sonunda... Hey! Kimdir o gelen?

(Hamlet elinde Macbeth'in yırtılmış sayfalarıyla girer.)

Hamlet: Hırsıydı ve bir ilah olmak isteyişiydi onu öldüren, o da ölümlerden ölüm beğendi işte sonunda. O zaman bitti benim görevim de bu dünyada. Kimse yaşamayı hak etmiyor artık bundan sonra. Sen Oğuz, sen... Bir tek sen yaşayacaksın bundan sonra. Ama sen de öleceksin bir gün benim gibi. Hem ben yazarımın adını yaşatacağım sonsuza kadar. Peki sen, sen ne yaptın bugüne kadar? Sonsuza kadar adını yaşatabilmek ve olmak ile olmamak çelişkisinde kaldığın zamanların sonucunda ne oldu? Elinde ne kaldı bu oyunda? Oyuncak mı oldun yoksa hayatın koynunda?

Eh, gidiyorum artık ben de bu dünyadan. İntikamımı aldıysam yazarımın, hiçbir gereği yok artık burada durmamın.
(Hamlet, hançeri kendine saplar ve ölür.)

Oğuz: Yine kaldık baş başa kendimizle. Herkes öldü yine dünyanın düzeninde olduğu gibi. Cidden... 150 yıl önce doğmuş hiç kimse bu dünyada yaşamıyor artık. Şu anda doğmuş herkes de 150 yıl sonra yaşamıyor olacak. Nasıl bir düzendir bu, nasıl bir oyundur bu hayatın bize oynadığı? Hırslardan hırs mı beğenmeliyim ölümü tatmak için? İntikam almam gereken düşmanlarım mı olmalı düzlüklere çıkabilmem için? Patikalarda mıyım düzlüklerin tortulaşması gereken? Yokuşlardan aşağı mı gidiyorum yoksa bütün bu oyundaki acizlere benzeyen? Ne yapmalı, ne yapmalı bu insanoğlu?

(O anda Oğuz, kitap cesetlerinin ortasındayken bir papatya bulur. O papatyanın adı intihardır.)

Oğuz: Nesin sen?
İntihar papatyası: Benim. İnsanları intihar etmek ile etmemek arasında bırakan. Yani, intihar etmek ya da intihar etmemek... İşte bütün mesele bu.
Oğuz: Peki nasıl, nasıl olur bu, ne demek istiyorsun?
İntihar papatyası: İnsanlar papatya çiçeğini "Seviyorum" ve "Sevmiyorum" kelimelerini demek için kullanır Oğuz. Ben ise bir intihar papatyasıyım, yani insanlar benim yapraklarımı "İntihar et" ve "İntihar etme" şeklinde atar.
Oğuz: Göster bana!

(İntihar papatyası yapraklarını atmaya başlar.)

Yusuf Atılgan, Anayurt Oteli (İntihar et)
Viktor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı (İntihar etme)
Goethe, Genç Werther'in Acıları (İntihar et)
Albert Camus, Sisifos Söyleni (İntihar etme)
...

Seçim senin.
154 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Karanlıklar sarmış dünyamızın yüzünü
Diri aydınlıklar öpecekken.

Selamlar. Shakespeare kitaplarından daha önce bir tek Romeo ve Juliet okuyup çok çok sevmiştim. Yazarın kalemine oldukça aşinaymışım gibi Shakespeare okumayı özlediğimi fark ettim. Yalnızca bir kitabıyla bana bu tadı veren Shakespeare'nin uzun zaman sonra tekrar bir kitabını okumak istedim ve Macbeth ile karar kıldım.

Kitabı çok severek okuduğumu belirtmek isterim. Ana teması, vermek istediği mesaj çok güzeldi. Bunun yanında dilinin şiirselliği kitaba daha çok çekti beni. Çok keyif olarak okudum, diğer kitaplarını da mutlaka keyifle okurum, diyebiliyorum.

Peki Macbeth kimdir? Macbeth İskoçyalı bir soyludur. Cadıların gelecekte onu kral olarak gördüklerini söylemeleriyle gözünü hırs bürümüştür ve karısıyla plan yaparak Kral Duncan'ı öldürmüştür. Biz oyunu okurken de aslında Macbeth'in bu gidişattan sonraki ruh halini okuyoruz diyebilirim. Yükselme arzusu ve bunun getirdiği hırs insanı nasıl bir insana dönüştürebilirin anlatıldığı bir oyundu. Gerek mesajıyla gerekse anlatım tarzıyla çağ aşan bir kitap. Her dönemde karşımıza çıkabilecek insan profili aslında Macbeth. Bunun için oldukça gerçekçi geldi bana. Bu da kitabı daha çok sevmeme vesile oldu.
Kitabı kesinlikle öneririm. Bir oturuşta okuyabileceğiniz bir eser, oldukça da önemli bir eser. Shakespeare daha önce okumayanlar için güzel bir tercih olabilir. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum, sevgiyle kalın.
154 syf.
·Puan vermedi
İngiliz edebiyatının en önemli trajedilerinden olan ve kendi dilimize de bir çok yazar tarafından çevrilen bu oyun; hırs, güç isteği ve ihtirasa yenilmiş olan Macbeth'i anlatıyor bize.Oyunun ilk sahnesi üç cadı ile başlar. Yaşadıklarından ve olacaklardan habersiz olan Macbeth ile üç cadı neredeyse her sahnede karşılaşır.
İlk cadı der ki; Glamis Baronu Macbeth!
İkınci cadı der ki; Cawdor Baronu Macbeth!
Üçünçü ise; Kral Macbeth!
Üzerinden şaşkınlığı atamayan Macbeth henüz bu unvanlardan hiçbirine sahip değildir. Fakat sahneler ilerledikçe yükselme arzusu sonucu işlenen suçun vicdan azabının getirdiği acımasız ve hırslı Macbeth sizi karşılayacaktır.Lady Macbeth ise körüklediği ateşin içine ilk düşen olacaktır.
154 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
“Konuşulmayan acı,kalbi parçalar.”

Herkese merhaba, niyetinde bulunupta bir türlü eserleriyle tanışamadığım yazarın nihayet en beğenilerinden biri olan Macbeth eserini bitirmiş bulunmaktayım. Öncelikli olarak şunu belirtmeliyim ki; normalde ben çok sevmem tiyatro türü okumayı fakat, Shakespeare ile değişti sanki bu düşüncem :)
Kısaca kitaba gelicek olursak, geleceği hakkında kehanette bulunan cadılar ve sonuca bir an evvel ulaşmaya çalışan General Macbeth’in hırsına yenik düşüşünü ve akıbetine tanık oluyoruz eser boyunca. Bu hırs yolculuğunda içten içe yavaş yavaş karanlığa düşüşünü okuduğumuz bu kitabın en sevdiğim yanı,şiirsel anlatımla dilinin akıcılığı oldu kesinlikle.
Kitapta vurgusu yapılan düşüncelerden birisi de insanın kalbinden ve aklından geçenleri tamamen bilemeyeceğimiz oluşu. Çünkü yüzlerde yanıltıcı bir maske ve sahtelik vardır ve bunun temelinde ise içimizde bulunan aydınlık ve karanlık yanların hâkimiyet mücadelesidir.
Tıpkı kitapta Macbeth’in kehanetini söyleyen cadınların sonucu söyleyip sonuca götüren yolun Macbeth’in tercihlerinin olduğunu ve bu tercihlere eşlik eden bu iki yanda mücadeleyi kazanan taraf olması; bunun en güzel örneğidir.
Macbeth ise bu yolda kendi hırs ve arzularını ne kadarını dizginleyebildiği ya da boyun eğdiği bu tutsaklıkta onu çok sevilen takdir edilen konumdan herkesin nefret ettiği kötü bir devlet adamı olmasına yaklaştırır.
Kötülük-iyilik gibi zıt kavramların mücadelesinde her ne kadar güç, kötü ve art düşünceli, tatminkâr olmayan birinde gibi görünse de savaşın mağlubu kesinlikle iyi tarafta bulunan hakimiyet almıştır.

Kitabı çok severek ve büyük zevkle okudum. Herkes gibi en çok bilinen eseri Romeo ve Juliet gibi eserden başlamak yerine tercihimi Macbethten yaparak çok yerinde bir karar aldığımı söyleyebilirim.
Okumakta olan ya da okuyacak herkese bol keyifli okumalar şimdiden :)
154 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
“İnsanın içinden geçenler yüzünden okunabilseydi!
Nerde! Öyle bir sanatımız yok.” (sayfa 15)

Kısaca Shakespeare ve Eserlerine Bir Bakış

1606 yılında yazıldığı düşünülen Macbeth, William Shakespeare’in en çok okunan ve oynanan oyunlarının başında geliyor. İskoçya ve İngiltere arasındaki ilişkiler üzerine yazan Shakespeare’in her oyununda olduğu gibi bu oyununda da insan denen garip canlının sayısız duygu durumlarını elinden geldiğince sanatıyla yeniden yorumlamasını okuyoruz. Gözlem yeteneğinin üst düzey olduğu her edebiyatsever tarafından kabul edilen William Shakespeare’in trajik olayları resmetme başarısı aradan geçen 400 yılda okurlar nezdinde halen daha saygı uyandırmayı başarıyor.

Oyunlarında birçok farklı konuyu bir arada işlese de, her zaman birine daha fazla ağırlık verdiğini ve eserini o tema üzerine inşa ettiği bilinir Shakespeare’in. Romeo ve Juliet’te salt aşk kavramı ağır basarken, Othello’da ana tema kıskançlıktır. Hamlet’te daha çok intikam üzerinde duran yazar, Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda insanlar arasındaki çarpık ilişkilere odaklanır.

Kral Lear, II. Richard, Julius Caesar, Titus Andronicus, Atinalı Timon, Antonius ve Kleopatra gibi konusunu İngiltere ve dünya tarihinden alan önemli oyunları da bulunan Shakespeare’in en önemli yapıtlarından biri olarak anılan Macbeth'te ise hırs teması ağır basıyor. Politik bir atmosferde seyreden oyun, hırs duygusunun insanı nerelere sürükleyebileceğini gözler önüne seriyor.

Macbeth'in Shakespeare'in eserleri içinde en kalabalık karakter sayısına sahip oyunlarından biri olduğunu da ek bilgi olarak söylemek gerek. Fakat buna rağmen ana olayların Macbeth ve eşi ekseninde ilerlediğini görmekteyiz. 5 perdeden oluşan oyunun son perdesinin ilk 4 perdeye oranla daha hızlı gelişip sonuca bağlandığını da bir eleştiri olarak eklemek mümkün. Bir acelecilik seziliyor ve sahneler art arda sıralanıyor. Daha uzun tutulması oyunun geride kalan temposu düşünüldüğünde daha mantıklı bir tercih olarak aklımızda yer ediyor şüphesiz.

Tolkien ve Shakespeare

Yüzüklerin Efendisi serisiyle fantastik edebiyatın mihenk taşlarından birine imzasını atan İngiliz yazar J. R. R. Tolkien'in Shakespeare’in Macbeth’ini sevmediği söylenir. Hatta öyle ki, Macbeth’teki bir sahneden yola çıkarak eserlerine bir bölüm dahi ekler Tolkien. Macbeth’teki Birnam Ormanı’nın yürüdüğü söylenen sahneyi Entlerin yürüyüp savaşa katıldığı sahne olarak yeniden resmetmiştir.

Buna ek olarak, Macbeth’i de Witch King karakterinde ete kemiğe büründürmüş, güç için ruhunu satan bir karakter olarak eserinin en önemli karakterlerinden biri olarak tasarlamıştır. Bununla da yetinmeyen Tolkien tıpkı Macbeth’in kulağına fısıldanan kehanet gibi Witch King’i de bir kehanet üzerine inşa etmiştir. Macbeth’i herhangi bir anadan doğmuş kişi öldüremeyecektir, Witch King ise dünya üzerindeki hiçbir erkek tarafından öldürülemeyecektir.

Tüm bu bilgileri ışığında Tolkien’in Macbeth’ten esinlendiği çıkarımını yapmak mümkün. Fakat o Shakespeare’in insan ruhunun dehlizlerine inen ve derin vicdani sorgulamalar yaptıran Macbeth eserini ucuz bir fantezi olarak nitelendirmiş ve “daha iyisi işte böyle yapılır” diyerek büyük eseri Yüzüklerin Efendisi’nde uygulamalı olarak göstermiştir. Konu üzerine daha farklı okumalar yapmak mümkün fakat burada bırakıp bu yazının asıl konusuna geçmek daha iyi olacaktır.

Doğaüstü Unsurlar ve Macbeth

Yine Shakespeare okurlarının bildiği üzere, birçok oyununda doğa üstü unsurlar da yer alır. Bu durum, oyunlara masalsı bir hava katsa da, aynı zamanda oyunun gerçekliğine zarar vermediğini ve bütünselliğini bozmadığını belirtmek gerekir. Macbeth’te karşımıza çıkan cadı figürleri için de bu durum geçerlidir. Macbeth’in karşısına çıkan ve ona bir kehanet fısıldayan cadılar Macbeth’in zihninin bir ürünü müdürler yoksa gerçekten canlı kanlı birer varlık mıdırlar? Okurunu bunu sorgulamaya iter Shakespeare fakat net bir cevap vermez.

Hamlet eserinde olduğu gibi yine bir hayalet vakası da oyunun ileriki bölümlerinde okurun karşısına çıkacaktır. Macbeth’in bir yemek davetinde soylu kişilerle birlikte olduğu sahnede görülen bu hayaleti yalnızca onun görebildiğini anlayabiliyoruz fakat bu doğa üstü gerçekliğin yine oyuna bir zarar vermediğini, aksine Macbeth’in zihninin karmaşasını ve sürüklendiği psikolojisini yansıtması açısından oldukça önem teşkil eden bir unsur olduğunu söyleyebiliriz. Zira içsel sorgulamalar içinde yer alan Macbeth’in duygu durumunu resmetmesi açısından elzem bir “an” olduğu bir gerçek.

Bir Karakter Yaratmak: Macbeth ve Leydi Macbeth

“Kendini boşuna harcamış olur insan,
Dilediğine erer de sevinç duymazsa.
Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi,
Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa.” (sayfa 51)

Shakespeare’in en unutulmaz karakterleri arasında yer alır Macbeth. Bu, onun bir kahraman olduğunu göstermiyor, salt kötü bir karakter de değil Macbeth. Peki onu tam olarak unutulmaz kılan nedir diye sorduğumuzda, “gri” bir karakter olduğunu ifade edebiliriz. Ne salt iyi ne salt kötü olan Macbeth, kulağına fısıldanan bir kehanetin ardından, sanki gökten ilahi bir güç kendisine dokunmuşçasına, kişiliğine aykırı davranışlar sergilemeye başlar.

Oyunun ilk sahnelerinde henüz Macbeth ortaya çıkmamışken diğer karakterler tarafından onun güçlü ve zeki bir asker olarak tanıtıldığına şahit oluruz. Duncan’ın yanında yer alan saygın komutanlardan biridir. Sadık bir kişiliği olduğu söylenen Macbeth’in oyun içindeki dönüşümü kendisini olduğu kadar biz okurları da şaşırtır aslında. Macbeth kendi davranışlarını sorgulamaya başladığında biz de onunla birlikte derin analizler yaparken buluruz kendimizi zira bir insanın durup dururken “dark side”a geçmesi oldukça ilgi çekici bir konu. Shakespeare de bunun farkında olacak ki, yarattığı karakter ekseninde insanlığa dair çıkarımlarda bulunuyor ve gri bir karakter yaratarak dönemin edebi kalıplarını ters yüz etmeyi başarıyor.

Kral olacağı, yükseleceği söylenen Macbeth o andan sonra eşi Leydi Macbeth’le birlikte krallık içinde yükselme macerasına başlayacaktır. Attıkları ilk adım Kral Duncan’ın öldürmek ve bunu kralın iki oğlunun yaptığı fikrini öne sürerek soylu kişiler arasında saygınlık kazanmayı amaçlamaktır. Bu hamlesinden sonra artık durmanın mümkün olmayacağını, kötülük safına geçtiğini düşünen Macbeth, bunu neden yaptığını tam olarak bilemez fakat kehanet ve eşinin ısrarları sonucu tehlikeli hamlelerine devam etme kararı alır.

Kendisiyle vicdani bir muhasebe içine giren Macbeth’in tüm bunları politik hırs ve yükselme için yaptığını kendisine itiraf ettiği sahne aslında birçok şeyi açık ediyor. Fakat buna rağmen yapmayı sürdürmesi ve durmayı düşünmemesi uzun uzun tartışılabilecek bir konu. Ne yaptığını, ne için yaptığını bilen ve ulaşmak istediği şeye ulaşan Macbeth’in mutsuz oluşu da bir diğer önemli etmen. Normal bir hayat sürerken kendini bir çıkmaza sürüklemesi ve bunun sonucunda mutluluğu yakalayamaması yaşanan tüm trajik olayların gereksizliğini haykırıyor adeta. İnsan canının, mevki, makam ve paradan daha değerli olduğunu söylüyor Shakespeare.

Macbeth’in eşi Leydi Macbeth’in de normal bir kadın portresi çizmediğini, hatta eşinden daha katı bir yüreğe sahip olduğunu görüyoruz. Eşinin kral olması ona da yarayacaktır şüphesiz fakat onun bu motivasyonla mı hareket ettiğini tam olarak bilemiyoruz. Macbeth’in ilk adımı atmasında şüphesiz büyük rolü olan Leydi Macbeth’in de hikâyenin ilerleyen safhalarında psikolojisinin darmadağın olduğunu gösteriyor Shakespeare.

Leydi Macbeth’in yaptıklarının vicdani sorumluluğunu kaldıramadığını gerek rüyaları aracılığıyla gerekse de davranışlarıyla yüzeye çıkarıyor ve onu bir günah keçisi olarak görmemizi sağlıyor. Evli çiftin tüm eylemleri gözlerimizin önünden geçerken, masum insanların yaşamlarının elinden alınmasının gereksizliği biz okurların da vicdanını tetikleyerek onlara karşı bir tavır almamız sağlanıyor. Onlar kendi vicdanlarıyla karşı karşıya gelirken bizler de empati duygumuzu çalıştırarak olayların nasıl sonlanacağını endişeli gözlerle okumaya devam ediyoruz.

İnsan Olmak, İyi ve Kötü Kavramları

“Bütün kötüler iyi suretine girseler
İyilik yine de iyilik olarak kalır.” (sayfa 80)

Kadın olsun erkek olsun fark etmiyor, William Shakespeare bütün yarattığı karakterleri aynı ölçüde güçlü bir edebi metin ve diyaloglar eşliğinde resmetmeyi başarıyor. Onun için önemli olan şey insan kavramı ve eserlerinin tümünde de bunu eşelemeyi sürdürüyor. İnsanın içinde iyiliğin de kötülüğün de bulunduğunu ifade ediyor Shakespeare ve onu bizim ortaya çıkarmamız gerektiğini söylüyor. Yukarıdaki alıntıdan da anlaşıldığı üzere, iyiliğin her zaman daha üstün olduğunu söyleyerek bu konu özelinde kendi felsefesini açık ediyor.

Bir sabah uyandığımızda kendimizi ansızın kötülük yaparken bulabiliriz diyor Shakespeare. Zaaflarımız olduğuna, irademizin çok çabuk yerle bir olduğuna, olduğumuzdan daha fazla yükselme hırsına sahip olduğumuza, şan, şöhret, maddiyat ve konum gibi kavramların bizi kolayca avucuna alıp dönüştürebileceğine dikkat çekiyor. Tüm eleştirilerinde haklılık payı var zira dünya sahnesi bu ve fazlasına sahip milyarlarca insanın sürekli uğrayıp geçtiği bir yer ve o insanlar biziz, çevremizdekiler, dostlarımız, arkadaşlarımız, düşmanlarımız, sevdiklerimiz, sevmediklerimiz…

İnsan olmanın en yüce erdemlerden biri olduğunu ifade eden büyük yazar William Shakespeare aynı zamanda en büyük lanetlerden biri olduğunu da söylüyor. 400 yılı aşkın bir süredir eserleriyle dünya edebiyatına yön veren yazarın sesine kulak veren biz okurların ise ondan ve eserlerinden öğrenecek daha çok şeyimiz var şüphesiz.

Son Söz

Edebiyatla ilgilenen hemen herkesin yolu William Shakespeare’in yazınsal evreninden geçmiştir. Kimimiz onu okumaya henüz başlamadık, kimimiz henüz yalnızca birkaç eserini okuduk, kimimiz yavaş yavaş okumaya devam ederken, kimimiz de bütün eserlerini bitirmiş ve dönem dönem tekrar okumaları yapmakta. Ama hepimizin ortak bir noktası var: Shakespeare okumak (ya da okuyacak olmak). Kronolojik okumak bazı yazarlar için uygun olsa da, Shakespeare için çok önem arz etmediğini belirtmem gerekiyor zira hangi eserini elimize alırsak alalım, bir yerinden bizi yakalamayı başaracaktır.

Macbeth de eserleri arasında en gözde olanlarından biri şüphesiz. Yine tüm zaaflarıyla insanı masaya yatırıyor Shakespeare ve yaşamanın dayanılmaz ağırlığı ekseninde insanların geçmişini ve geleceğini, kararlarını ve hayallerini, eylemlerini ve düşüncelerini sorguluyor.

Dünyaya ve insana dair anlam arayışında olan tüm okurların yapması gereken eline bir adet Shakespeare eseri almak. O eser neden hemen şimdi Macbeth olmasın?

Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dileklerimle.

“Yüreğiniz ferah olsun olabildiği kadar:
En uzun gecelerin de bir sabahı var.” (sayfa 89)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Macbeth
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
111
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059980753
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Felsefe Kulübü Kitapları
Üç cadı tarafından, İskoçya'nın kralı olup çok parlak bir geleceğe sahip olacağı vaat edilen Macbeth, amaçlarını gerçekleştirmek için kralı öldürür. Ancak bir süre sonra dehşetin gerçek anlamını fark eder. Bir kez cinayet işleyince artık tekrar tekrar öldürme­si gerekecek ve katili olduğu bedenlerin ruhları onu lanetlemek üzere geri dönecektir. Savaş, büyücülük ve kan dökme hikâyesi olan Macbeth, aynı zamanda eşler arasındaki ilişkiyi ve arzularını gerçekleştirmek için almaya hazır oldukları riskleri çarpıcı bir dille gözler önüne sermektedir.

Kitabı okuyanlar 10,8bin okur

  • Ceyda Şengel
  • Neslihan Kübra ULU
  • Göksu Akgül
  • Ayşe KARAKUŞ
  • Nevra ⠀ོ
  • Cansu Umut
  • Fatma Giçik
  • Ruhsal Gelişime Dair
  • Yunus Kılıç
  • Abdullah Kahraman

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (2)
9
%0.2 (5)
8
%0.1 (3)
7
%0 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları