Narsist, narsist olduğunu bilir mi?
10/10
·432 syf.··
2026 284. kitabı
Yazarla yıllar önce Nietzsche Ağladığında kitabı ile tanıştım. Bana göre o kitap her kitaplıkta olması gereken belli başlı eserlerdendi. Gelelim Bugünü Yaşama Arzusu kitabına. Kitabın konusu ölümcül bir hastalığa tutulduğunu anlayan bir terapistin eski danışanlarından birini hatırlaması, ona faydalı olup olmadığını öğrenme dürtüsü ile başlıyor. Bu danışanın yolunu katıldığı terapiler sayesinde değil Arthur Schopenhauer’un yaşam felsefesi sayesinde bulduğunu, cinsel bağımlılıktan bu sayede kurtulduğunu öğreniyor. Karşılıklı bir anlaşma yapıyorlar. Terapist danışanın terapi grubuna katılıp tüm yılı bu grupla geçirirse onun da danışman sertifikası almasını sağlayacağını, danışanın da ona Schopenhauer felsefesini öğreteceği bir anlaşma yapıyorlar. Yıl boyu gruptaki tüm danışanların hayatları, yaşadıkları olayların altındaki psikolojik sebepleri ve danışan sayesinde bol bol Schopenhauer hayatı/felsefesi üzerine sohbetler ettikleri terapiler gerçekleşiyor. Yanlızlık, doyumsuzluk, dürtüsellik, cinsellik konuları işleniyor. Narsist insanları daha yakından tanıma, neyi, neden yaptıklarını görme ve aslında içlerindeki doyumsuzluk yüzünden onların da mutlu olmadığını anlayacağınız bir süreç oluyor. Çok keyifle okuduğum, iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Psikoloji ve felsefe sevenlere iyi okumalar. :)
Bugünü Yaşama ArzusuIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 20054,858 okunma
9/10
·298 syf.··
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 01:36
İçimizdeki Şeytan, Türk edebiyatının ve Sabahattin Ali'nin kült eserlerinden bir tanesi. Bu kitabı ilk duyduğumda kitabın ismiyle ilgili yorumum farklı olmuştu, bir sosyal grup içerisindeki bir bireyin gruba ihanetleriyle ilgili olabileceğini düşündüm. Ekipteki 'hain, ikiyüzlü kişi' tarzında. Bunu bir arkadaşımla paylaştığımda, "Hayır, kitap gerçekten de içimizdeki şeytanla ilgili." diye bir karşılık almıştım ve o zaman daha çok çekmişti dikkatimi. Aklıma doğrudan Freud'un id, ego ve süperego kavramları gelmişti. Kitabı okudukça da güç kazanan bir düşünce oldu bu. Kitapta ağırlıklı olarak Ömer ve Macide'nin iç dünyalarını, ilişki dinamiklerini ve kişiliklerini hâkim bakış açısı ile inceliyoruz. Doğru/yanlış sınırı çizmeden, ahlak bekçiliği yapmadan, anlatıldığı gibi sakince anlamaya çalışıyoruz. Ömer karakterinin 'dürtüsel' biri olduğunu söylemek yanlış olmaz keza bu dürtüselliğin Macide'ye ve kendisine de zarar verdiğini kitabın sonunda yine Ömer'in ağzından duyuyoruz. Bu kavramlar ve psikoloji bilimindeki yerleri destan niteliğinde uzun ve önemli kavramlar. Her insan dürtüsellik taşır ve değeri/iyilik-kötülük cetveli bunu ne kadar yönetebildiğiyle görülür bir nebze. Yani işin dürüstçesi, dürtüleri düşünüldüğünde vahşi doğadaki hayvanlardan pek de fark barındırmayan insanoğlu bu dürtüleri yerinde ve dozunda kullanabilmesiyle ayrışıyor diğer türlerden. Bana kalırsa kitap bir çırpıda okunup bitirilecek, olayların merkez olduğu bir romandan ibaret değil. Aksine anlayarak, durarak, sindirerek, sabırla okunduğu takdirde değer kazanan bir kitap. Olaylar fikirlerden daha geri planda kalmış bile diyebilirim kendimce. Çok vurucu, çarpıcı bir olay silsilesi bulunmamakla beraber kişinin felsefi dünyasına zenginlik katacak kadar yoğun tartışmalar barındırıyor bünyesinde. Yaptığı
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019209,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Manipülatif Okuma!
8/10
·296 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 09:28
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Göz önünde kendini ustalıkla saklayan sosyopat, gün gelir ismini saklayarak itiraflarda bulunur. Çocukluğunu, ailesini, gençliğini, iş hayatını anlatırken varlığını normalize eder. Her sosyopatın korkulacak biri olmadığını, katil olmayacağı vurgular. Genetik, aile içi şiddet ve kararsız anne baba tutumunda, aynı zorluklarla farklı başa çıkma yöntemlerini geliştiren kardeşlerinden de örnekler verir. Her ne kadar iyi bir ailede büyüdüm desede, babasından gördüğü ceza yöntemi aşılması güç bir durumdur. Özellikle fiziksel şiddet görürken hiçbir acı belirtisi göstermeyerek babasının gözlerinin içine gözlerini dikip, zafer nağraları atma sahnesi iç acınası. Klasik bildiğimiz; uzun göz teması, aşırı özgüvenli duruş, manipülasyon, dürtüsellik, sorumsuzluk, suçluluk hissetmeme, ahlaki ve toplumsal kuralları bilme ama özümseyip uygula(ya)mama, doğru ve yanlış ayrımının kesinsizliği, yalnızca kendi çıkarlarını gözetme, varlığını sürdürme amacı, kişilikten yoksun, yüksek odaklanma ve risk toleransı, güç arzusu, yaşadıklarından ders çıkaramama, haz peşinde koşarken beyinde dur butonun olmaması gibi nitelikleri kendi yaşam deneyimleri üzerinden anlatır. Sizde okurken evet haklı, bu onun tercihi değil ve toplum için risk faktörü değil yanılgısına kapılırsınız. Kitabı bitirdikten 3 gün sonra nasıl manipüle olduğunuzu anladığınızda: 'Toplumsal ve ahlaki değerleri bilip uygula(ya)mayan ve korku hissetmeyen biri için herhangi bir suça iştirak ettiğinde vereceğiniz ceza yaptırımı ne kadar işe yarar?' sorusu kafanızda dönüp durur. Öyle bir manipülasyon ki, sosyopat bir çocuğu en doğru yetiştirilme tarzının, yine sosyopat olan bir
1000Kitap
Bir Sosyopatın İtiraflarıM. E. Thomas · Say Yayınları · 2020417 okunma
7/10
·120 syf.··
2025 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 13:53
Kitap okumayı ertelemeyeceğiniz kısalıkta hazırlanmış. Bir şeyleri bilmek değil uygulamak etkili oluyor düşüncesiyle öz olanın gücüne inanılarak yazılmış. Kitaptan edindiğim notları aşağıda paylaşıyor olacağım, kitabı okumayı tercih edecekler devamını okumayabilirler. Her savsaklama bir ertelemedir, fakat her erteleme savsaklama değildir. Savsaklama, bile isteye ve boş yere ertelemedir. Hem de bu ertelemenin kişinin iş verimliliğini, hatta söz konusu faaliyete veya bizzat kendisine dair hissiyatını olumsuz yönde etkileyeceğini bile bile. 1. Lüzumsuz ertelemeleri / savsaklamaları belirlemek Bu ertelemeler bizde hemen hemen aynı duyguları uyandırır. * His ve düşünceler arasında benzer örüntüler var mı? 2. Savsaklama hayatın gerçeklerinden kaçmaktır Daha önce belirlenen listedeki görevleri ertelemek; * ruh hâliniz, * sağlığınız, * ekonomik durumunuz, * ilişkileriniz üzerinde nasıl etkiler oluşturmaktadır? Bu işler vaktinde halledilselerdi ne gibi faydaları olurdu? Bu sorular, değişim azmini korumaya yardımcı olur. Kısa vadeli hedeflerin uzun vadeli yaşam hedeflerimizle ne kadar örtüştüğü üzerine düşünmek, hedefe bağlılığı güçlendirir. 3. Savsaklamaya giden yol Savsaklamaya giden yolun taşları, bize kendimizi iyi hissettiren şeylerle döşelidir. Görev iticiliği: Yapmak istemediğimiz işler bizde olumsuz birtakım duygular uyandırır. Yapmamız gerekenleri başka bir zamana erteleyerek bu olumsuz hislerden kaçarız. Ancak bu, geçici bir ödüllendirmedir. Savsaklama anında yapılması gereken ilk şey, yerinizden kıpırdamadan oturmaktır. Olumsuz duygulara rağmen hedefe doğru yol alabilmek. 4. Yarın değil, bugün. Sonra değil, şimdi. Bir ara değil, hemen. Duygusal tahmin: Başımıza gelebilecek olumlu veya olumsuz olaylara bağlı olarak ruhsal durumumuzun gelecekte nasıl bir hâl
ProkrastineyşınTimothy A. Pychyl · Metropolis Yayıncılık · 20162,810 okunma
Anne Karnından Başlayan Hiperaktivite Öyküsü
9/10
·261 syf.··
2025 15. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 22:38
Yıllarca "dağınık", "unutkan" ya da "maymun iştahlı" olarak etiketlenen pek çok yetişkinin aslında teşhis edilmemiş bir DEHB'li olabileceğini hiç düşündünüz mü? Astrid Neuy-Bartmann'ın bu çalışması, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun (DEHB) sadece "yaramaz çocuklara" özgü olduğu mitini yıkıyor. Kitap, DEHB'nin yaşam boyu süren bir durum olduğunu çarpıcı örneklerle anlatıyor. Yazar, bebeğin daha anne karnındayken anneyi uyutmayacak kadar aşırı hareketli olmasından başlayıp; yetişkinlikte durmaksızın konuşmaya ve dürtüsel olarak fazla yemeye kadar uzanan geniş ve şaşırtıcı bir belirti haritası çiziyor. Bu eser sadece bir tanı kitabı değil, aynı zamanda bir "baş etme" rehberi. Özellikle ebeveynlerin ve öğretmenlerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum; çünkü bir çocuğun davranışını "şımarıklık" veya "tembellik" olarak değil, nörobiyolojik bir farklılık olarak erkenden anlamak, o çocuğun tüm geleceğini kurtarabilir. Kendinizde, çocuğunuzda ya da öğrencilerinizde anlamlandıramadığınız o odaklanma veya dürtüsellik sorunlarına bir de bu pencereden bakmak isterseniz, İletişim Yayınları'ndan çıkan bu eseri mutlaka listenize ekleyin.
Çocuklarda ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite BozukluğuAstrid Neuy Bartmann · İletişim Yayınları · 086 okunma
10/10
·208 syf.··
2025 81. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 08:55
Mümin Sekman'in birkac seminerine izlemiştim. Çok beğenip kitabi oldugunuda ogrenince aklıma yazmistim. İlk bu esere denk düşmek bence çok iyi oldu. Bircok kişisel gelişim kitabının verdiği yaptığımız bu argumaniyla açıklamalar aynı gibi de görünse Aralet kavramının erteleme, durtusellik ve hafif depresyon olarak nitelendirilen ve bunların karması olmasi bana çok ilginc geldi. "Just do it!" evet hayat felsefemiz olmalı ama aynı zamanda 2 gündür hicbir onyargi ya da negatif duygu yüklemeden is yaptığımda ve beni oyaladigini bildiğim seylerden uzak durdugumda fazlasıyla kendime ve hayatıma düzen katabilecegimi gordum. Hemde herseye.. Kitabin ikinci yarısı evet sunu sunu yap demekle ve hep bildiğimiz ama yap(a)madigimiz şeyleri ogutlemekle geçiyor. Ama benim icin ilk yarısı ve Atalet kavramı çok aydınlatıcı oldu. Sonunda sizi benimde çok sevdiğim çalışmaya itecek özleyenler bulunmakta.
Ataleti YenmekMümin Sekman · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 20242,956 okunma