Duru Görü
Yanlızca deliler ve çocuklar insanın içindeki o minicik iyilik cevherini görebilir. Geri kalan uyuşturucu bir körlük içindedir.
" Bir insanı kandırmayı başarmış olmanız , aptal olduğu anlamına gelmez , size hak ettiğinizden daha fazla güvendiği anlamına gelir." Charles Bukowski
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendi başına uyanmayanı tokatla uyandırırlar
Bedenim yok olduktan sonra bir daha Dünyaya gelmeyeceğimi hissediyorum. Reenkarnasyonun sonuncusunda sonuncu olduğunu hissedebilir miydik bilmiyorum. Ama gelmeyeceğim. İnsanın, yanıcı gazları soluyarak yaşadığı Dünyayı cehennemden saymamak ayıp olurdu. Ve insan yaş aldıkça gerçekten pişiyormuş: organları, kemikleri. Yabancı bir araştırmacıdan öğrenmiştim. Ve gülmüştüm. Çünkü dinde bedenden ruhun bineği olarak bahsediliyor. Ve insanın uyumasının ciddi anlamda o kadar önemi olması da buna dayanıyor. O sınırsız varlık biz uykudayken bedenden dışarı çıkıyor. Ama uyku olmadığında sıkışıp kaldığı yerde daha fazla vakit geçirmesi işleri bozuyor. Bu durumun yansıması psikolojik ve zihinsel olarak kalıcı zararlara dönüşebiliyor. En uzun uykusuzluk rekoru kıran adamın deneyini ve sonuçlarını da izlemiştim. Kuranda tam hatırlamadığım bir ayette de her gece ruhların bir yere toplandığını ve geri salındığı için gündüze şahit olduğumuzu ve o anda geri salınmamasından korkmamızla ilgili bir şeyler söyleniyordu. Şamanlarda da bedenin uyuduğunu ruhun(bilinçaltının) uyumadığı söylenir. Beden uyuyunca beyinde uyur ki düşünceler susar. Ama beyin uykudayken olan sayıklamaları (konuşma yetisini) sağlayan nedir? Kişi bunu hatırlamaz ama yanındakiler kayda almış oluyor. Ve bilincin duymadığını bilinçaltı duyabiliyor. O yüzden komadaki kişinin yakınlarına onlarla konuşmaları tavsiye ediliyor. Yogada da gözlerin pencere olduğunu ama dışarıya değil içeriye dönüp bakılması gerektiği söyleniyor. Görenin görülen olmadığı. Arananın dışarıda değil içeride olduğu. Hepsi bedeni, zihni, duyguları aştırıyor. Bu kademeli olarak hepsinde var: dinde de var, yogada da var, şamanlarda da var, matematikte de var, fizikte de var hepsi "enerji"ye farklı kıyafetler giydirmiş. Kıyafetleri farklı görünüyor ama
Hayata Dair
us | 2025 | 3/9
emretimur.com/2025/07/us-2025... us hepimizin bitimsiz çelişkisi işte… mağarada us ve teori, agorada sezgi, telaş, hız, praxis… sonsuz döngümüz bu değil mi? bu döngüyü kendince kıran bir adamın hikayesini dinlediniz. şimdi biz us’u konuşalım. bakalım talip’in ilk aydınlanmasında sarıldığı, ikinci aydınlanmasında terk ettiği us, ne menem şeymiş… “us” kelimesini “akıl” kelimesi ile yakın bir anlamda kullanıyorum. farklarını konuşuruz lâkin birisine “zeki” demekle “akıllı” demek arasında çok bariz bir fark vardır. bazı erkek çocukları vardır. zehir gibi bir zekâya sahiptir. matematik çözerler, teknik bilirler, mantık oyunlarında iyidirler fakat nerede ne konuşacaklarını bilmezler. saçma sapan hayat planları yaparlar ve ölçülükten uzaktırlar. yani akıldan uzaktırlar. erkek çocuğu örneğini bilerek verdim çünkü zekâ, iki cinsiyette yakın hızda gelişirken akıl gelişimi farkında uçurum olur. yirmi yaşında bir oğlan çocuğu saftirikçe dolaşırken ağzından köpükler fışkırtarak, beş yaşında kız çocuğu bıcır bıcır konuşur ve her şeyin farkındadır. iki cins arasında kabaca on yıllık bir akıl gelişimi farkı vardır. rahatlıkla söylerim ki ortalamada yirmilik kız, otuzluk erkekten akıllıdır. aklın üç adet bileşeni var. bu şablon bana ait ve parçaları ayrı ayrı izah edeceğim. ilki zekâdır ve mantık açıklarını bulmaya yarar. zekâ kurucu değil, çürütücüdür. paradoks, çelişki, aporia, tutarsızlık, çıkmaz tespit etmeye yarar. mantığın ana ilkeleri ile çalışır. mantık, aritmetik, geometri, satranç, yazılım, fizik ve mühendislik zekâ ile yapılır. o yüzden diyebiliriz ki bilim adamında en çok olan şeydir. ergenlik sonlarına kadar gelişimi sürer. daima da itibarlı olmuştur. kurnazlık zekâ ile olur ve aklın bilgisayarlar ile taklit edilebilen tek parçasıdır. o yüzden denebilir ki
Felsefe
Bölüm 2 – Gökadalar Serisi – Evrim
Fatih Cihat Köksal Evrim Bölüm 2 – Gökadalar Serisi – Evrim Beatrice, Charteresakaroa adasının başına geçiyor, artık tüm sorumluluk ve kalan insanlık onun verdiği kararlara bağlı. Duru görü yeteneği artarak devam ediyor. Gördüğü rüyalarda kendisini hep Rae’nin bedeninde bulmasının bir sebebi olduğunu düşündürüyor. Üç yıllık bir sapmayla dünyanın yörüngesinden ayrılan geminin iki modülü dünyaya geri dönüyor. Kurtulanların içinde Reptian’lar ve Beatrice’in çok yakından tanıdığı bir isimde çıkıyor. Beatrice ve ekip yıllar sonra karşılaştıkları bu kişi sayesinde bazı bilgilere ulaşıyor. Rin, insanlığın dünyaya nasıl geldiği hakkında bazı teoriler üretiyor ve bunların onayını alıyor. Martin ve Feride çok eski zamanlardan beri birbirlerini tanıdıklarını hatırlamaya başlıyorlar, tekâmüllerini tekrar tekrar aynı zamanlarda gerçekleştiren bu ikili Rin’in bütün sorularına cevap veriyorlar. Deniz insanlarının lideri Neptunum, Dünya da bulunan geçit kapılarını açmaya çalışıyor fakat bu sırada aktif olmayan kapılar Neptunum’u karamsarlığa sürüklüyor. Lovem’in Trident’i olmadan kapıların aktif olmayacağını anlayan Neptunum, Sola insula’ya doğru yola çıkıyor. Ölen liderleri Lovem ve Trident’i ışık incileri mağarasındaydı ve bu kapıların sırrını sadece Lovem bilmekte. Neptunum, hangi bedeli ödemesi gerekiyorsa ödeyecek ve Lovem’i sonsuzluk uykusundan uyandırabilecek mi? Sola insula’ya geldiğinde karşısında Lunonem ve askerleriyle karşılaşan Neptunum, kardeşleriyle savaşmadan bu işi çözmeyi umuyor. Bu sırada Rae, Asgart gezeninin okyanuslarına Deniz Şeytanlarını bırakıyor ve onlardan kurtulmalarının tek yolu olarak Beatrice’in ona teslim edilmesi şartını koşuyor. Bunun üzerine Thor, dünyaya gelip Beatrice’i kaçırmak istiyor, fakat bu hiç de istediği gibi sonuçlanmıyor. Thor, Beatrice’i ikna
İnanmak yerine görmeyi öğrenin. İnandıklarınızı hemen bilginize göre çarpıtırsınız. Ama bilgiden koparak sembollerin ötesine geçtiğinizde hayatınızın bir noktasında duru görü sahibi olmaya başlarsınız.
Alıntı