Dolores Reyes ve Toprakyiyen
Dolores Reyes, Arjantin edebiyatının son dönemde öne çıkan kadın yazarlarından biri. Toprakyiyen (Cometierra), ilk kez 2019 yılında yayımlanmış, kısa sürede yalnızca Latin Amerika’da değil, dünya edebiyatında da karşılık bulmuş. Roman; kayıp kadınlar, erkek şiddeti, yoksulluk, beden politikaları ve sezgisel bilgi biçimleri, ev neresidir, kimlik arayışı nedir üzerinden çağdaş toplumsal yaraları görünür kılan, sade olmasına rağmen sert ve sarsıcı bir anlatıyla okuru etkiliyor.
Annesinin ölümünden sonra halasının da gitmesiyle dünyayla arasındaki son bağları kopan iki kardeş, Toprakyiyen’de yalnız kalmanın ne anlama geldiğini erken yaşta öğrenir. Bu yalnızlık bir eksiklikten çok, karakterlerin bedenlerine ve kimliklerine kazınan bir hâl olarak belirir. Özellikle kız kardeş için bu yalnızlık, insanın kendisini ancak başkalarının kaybı üzerinden tanımladığı bir kimlik arayışına dönüşür. Her iki kardeşte toplumda ıskartaya çıkmış, faydasız tipler olma yolundadır. Ana karakterin toprağı yemesi, yalnızca mistik, sezgisel bir yetenek değil; dünyayla, kayıpla ve hafızayla kurduğu tek temas biçimi. Kimliğini akıl ya da dil üzerinden değil, beden üzerinden kuruyor. Kayıpları bulmaya giden yol onda sezgisel değil aynı zamanda acı veren, mide bulandıran bazı durumlarda bir bağlımlılıkçasına istek uyandıran fizikselliği de içeriyor.
Toprakla temas ettikçe başkalarının bedenlerine giriyor; kaybolmuş olanın ölü mü diri mi olduğunu, hangi koşullarda tutulduğunu görebilme duru görü sahibi olabilme yeteneği oluşuyor . Bu geçişler, büyülü gerçekçiliğin alışıldık estetik zarafetinden daha keskin. Reyes burada kadın bedenini romantize etmek yerine onu yük taşıyan, kirlenen, bedel ödeyen özel bir alana dönüştürmüş. Bu yönüyle Toprakyiyen, kadın sezgisini