Spoiler vermeden nasıl anlatabilirim bilmiyorum, ama kısaca kitap Dorian Gray isimli bir kişinin, zamanla ruhunda oluşan değişim ve artan kötülük ile, günden güne değişen kendi portresi aracılığıyla yüzleşmesini anlatıyor diyebilirim.
Kitabın öne çıkan karakterleri çok farklı ruhlara sahip insanlar. Örneğin:
Bilgeliğin yerini kibire bırakmış Lord Henry,
Hayattaki en önemli şeyin yerine tutkularını koymuş bir ressam olan Basil,
Ve elbette kitabın ana karakteri, bütün kitapta değişimini ve ruhunu derinden incelediğimiz, dış görünüşünün mükemmelliğiyle öne çıkan, bu sebeple genç kalmayı takıntı haline getirmiş, çoğu zaman bencil, “güzellik ile lanetlenmiş” Dorian gray.
Karakterlerin zıtlığını çok kez farklı şekillerde karşımıza getiren yazar, zaman zaman aslında hepsinin özünde insan olup, aynı insani duyguları da barındırabildiğini gösteriyor bizlere.
Aynı anda hem akıcı konusuyla elinden bıraktırmayan, hem de verdiği mesajlar ve içinde geçen mükemmel diyaloglar ile insanı büyüleyen kitapta, kişinin iç dünyasına, toplum tarafından oluşturulmuş genel algılara -örneğin güzellik, iyilik, kötülük- inanılmaz bir şekilde değinilmiş.
Kitap bana gerçekten çok şey kattı. Herkesin bu hayattan ayrılmadan önce bakış açısına farklı bir yön katmak için kesinlikle hayatında en az bir kez okuması gereken bir kitap. Kitap hakkında sayfalarca inceleme yazıp, her seferinde incelememe yeni bir şeyler ekleyerek tekrar tekrar okuyabilirim kitabı.
Jose Saramago’nun farklı yazı tarzıyla ve kitabın içeriğiyle çok etkileyici bir kitap. Anlatmak istediği şey, vermek istediği mesajlar çok büyük. Konusu olağan dışı bir durum olan körlük salgını olmasına rağmen, kitapta yaşanan olayları ve insanları yaşadığımız devirle özdeşleştirdiğimizde gerçekten bazı şeylere daha farklı bakmamızı sağlıyor. Kitabın içinde bulundurduğu karakterlerin hepsi çok farklı dünyalardan, çok farklı hayatlara sahip olmalarına rağmen, mecbur kalındığı müddetçe artacak insani bir duygu olan yardımlaşma, birlik olma içgüdülerini anlattığı gibi, aynı zamanda, şartlar ne olursa olsun, çıkarcılık, acımasızlık, kötülük gibi duygu ve içgüdülerin insanın içinde yattığını ve asla yok olmayacağını da gösteriyor bizlere.
Kısacası bu romanında insanı insanla anlatmaktaki uzmanlığını gözler önüne seriyor Jose Saramago.
O kadar güzeldi ki.. Okurken kendimi farklı bir dünyada, o dönemlerde buldum. Akıcı diliyle alıp götürmesi bir yana, aralarda geçen, eski zaman insanlarının, kaliteli, bilgece, hatta bazen kibirli müthiş diyaloglarının kitaba ayrı bir kalite kattığı gibi, kitapta anlatılan aşk da kitaba ayrı bir tutku katıyor.
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,9bin okunma
Konusuyla ve vermek istediği mesajlarla gerçekten çok etkileyici. Paulo Coelho zaten çok severim. Simyacı da en iyi kitaplarından biridir bana kalırsa.
Her zamanki Stefan Zweig. Kitap kısa ve dili kolay olup kolayca okunabilmesine rağmen içinde bulundurduğu mesaj o kadar büyük ve etkileyici ki. Stefan Zweig’ın en sevdiğim kitaplarından biridir.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Zeplin Kitap · 2018134,7bin okunma