zifir

zifir
@dusenunsuz
Birkaç cümle
Çocuksu insanlar (ara sıra aksiliklerinin tutmasını bir kenara koyarsak) sadece itaatkâr olmakla kalmazlar, aynı zamanda en iyi müşterilerdir çünkü satış teknikleri konusunda neredeyse hiçbir dirençleri yoktur. Platodan beri bir dizi ütopyacı yazar, iktidar sahiplerine nasıl çocukça hayatlar -yani kendilerinden daha üstün durumdakilere itaat edivermeye hazır hayatlar- pişirileceğine dair tarifler verdiler.
Sayfa 87
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kainatın Efendisi yıllar sonra, Hudeybiye Umresi sırasında, yine Ebva'dan geçecektir. Allah'ın izniyle annesinin kabrini ziyaret edip, elleriyle düzeltecektir. Sonra da teessüründen ağlayacaktır. Onun mübarek gözlerinden tahassür gözyaşları akıttığını gören Sahabîler de ağlayacaklar ve "Ya Resûlallah, niçin ağladınız?" diye soracaklardır. Resûl-ü Ekrem, "Annemin, benim hakkımdaki şefkat ve merhametini düşündüm de ağladım" diye cevap verecektir.
Sayfa 91
En küçük bir alışkanlığı bile tiryakisine bıraktırmak zor, zahmetli ve uzun zaman isteyen bir iş olduğu halde; alemler fahri o şanlı nebî, câhil, vahşi ve inatçı insanların dem ve damarlarına işlemiş, hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş pek çok ådetlerini kısa zamanda, tek başına, hiçbir zora başvurmadan kaldırmaya muvaffak olmuştur.
Sayfa 12
1793 sonbaharından itibaren, özellikle Terör ile birlikte şiddet etkisini artırır (tüm dönem boyunca yaklaşık 3.000 rahip giyotine gönderilecek, bütün Kilise topraklarına el konulacaktır) ... Şiddet aslında bir başka şeyin ifadesidir; maneviyat dünyasında bir değişim olmaktadır. Artık yeni bir din, tüm özellikleriyle ("dogmalar, bayramlar, mitoloji, azizler, tapınaklar...") birlikte ortaya çıkar. Bu seküler din, Notre Dame Katedrali'ndeki akla tapınma ayiniyle zirvesine ulaşır. Notre Dame'daki ayinden üç gün önce, Paris Katolik Piskoposu, "Hürriyet ve kutsal eşitliğe ibadetten başka hiçbir toplu ibadetin artık kalmaması gerekir" açıklamasıyla, Hıristiyanlıktan irtidat eder. Artık "Akıl Dini", kendini dayatmaktadır.
Sayfa 25
Alıntı
Fransız Devrimi'nin yeni seküler maneviyat odakları yaratma süreci, onun Katoliklik karşıtlığıyla el ele ilerler. Aydınlanma'yla beraber başlayan, kralın kutsallığının seküler ikameleri Devrim esnasında zirvesine ulaşır. Greenfeld'in ifadesiyle: Bazı açılardan tahta geçirilen millet, Tanrı'ya, öncülünden (kraldan) bile daha çok benziyordu. Nihayetinde etten ve kemikten bir varlık olan kraldan farklı olarak Fransız milleti, tıpkı Tanrı gibi, bir soyutlamaydı. O en üst rasyonel varlıktı, kendisine tapılıyordu fakat sonuç itibarıyla tanımlanmıyor ve böylece de olması gerektiği gibi gizemini muhafaza ediyordu. Katolik bile olsa, tektanrılı bir toplumda iki tane tanrının var olması düşünülemezdi. Bu yüzden yeni kültün varlığı, eski olanın yıkılmasını gerektirmekteydi.
Sayfa 23
Alıntı