6/10
·272 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:21
Biraz fantastik bir hikaye geldi , ama bazı cümleler çok etkileyiciydi. ‘ kendimizi durmadan yok eder ve yeniden oluştururuz’. ‘Kendini iyi hissetmeye çalış gündelik etkinliklere teslim et’ ‘bisiklet sürmeye devam et pedalı durdurursan düşersin’
Portobello CadısıPaulo Coelho · Can Yayınları · 20085,1bin okunma
DİNLENEN BEYİN
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
@dogan_kitap çıkan Dinlenen Beyin’i okuduğumda, modern dünyanın "durursan düşersin" dayatması altında zihnimi ne kadar hırpaladığımı çok net fark ettim. Kitap, her an bir şeyler üretmek zorunda hissettiğimiz bu çağda, hiçbir şey yapmamanın aslında beyin için ne kadar hayati olduğunu harika bir dille anlatıyor. Dr. Joseph Jebelli, boş durmayı bir tembellik değil; beynin kendini tamir ettiği, hafızayı düzenlediği ve üretkenliği beslediği çok aktif bir süreç olarak tanımlıyor. Sürekli koşturmaktan yorulan, tükenmişliğin sınırında gezen herkesin zihnini rahatlatacak,boş zamana, çalışmaya ve dinlenmeye bakış açımı tamamen değiştiren şahane bir rehber diyebilirim. Kitap, "Azıcık mola ver, kahve iç" gibi sığ kişisel gelişim tavsiyelerinin ötesinde,aşırı çalışmanın beynimizi biyolojik olarak nasıl fiziksel bir yıkıma uğrattığını çok çarpıcı nörobilimsel verilerle kanıtlıyor. Kitapta Japonya'da resmi bir ölüm nedeni kabul edilen Karoshi (aşırı çalışmaktan ölüm) vakalarını okuduğumda şok oldum. Aşırı stres altındayken salgılanan kortizol hormonu, beynin hafıza merkezi olan hipokampüsteki nöronları kelimenin tam anlamıyla zehirleyip öldürüyormuş. Yani sürekli meşgul olmak bizi daha zeki yapmıyor, aksine beynimizi fiziksel olarak küçültüyor. Uyku pasif bir durum değil, beynin en yoğun çalıştığı vakit. Biz uyurken bu sistem devreye giriyor ve gün boyu biriken toksik atıkları, zararlı proteinleri adeta yıkayarak temizliyor. Yazar, Einstein'ın karmaşık fizik problemlerinde sıkıştığında kalkıp keman çaldığını anlatıyor. Einstein bunu tembellikten değil, beynin odak ağını kapatıp Varsayılan Mod Ağı’nı açmak için yapıyormuş. Beyin özgürce yüzdüğünde, nöronlar arasında normalde kurulmayan yaratıcı bağlar kuruluyormuş. Kitabın en özgün bölümlerinden biri olan "Ağaca Sarılma Bilimi"
The Brain at RestJoseph Jebelli · Penguin Books Publishing · 20254 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Zihnimizde ki gölge....
9/10
·212 syf.·
2026 2. kitabı
"Bu hikâye, gerçek olamayacak kadar gerçek bir hikâye."(syf 204) "Çünkü bazı insanlar hayatın anlamını bulamaz, sadece onu aramakla ömür tüketirlerdi."(syf 204) Diyor yazarımız... Bende bir okur olarak diyorum ki; Bu hikâye benim hiķâyem,bu hikâye senin hikayen, bu hikâye bizim hikâyemiz aslında... Ve bu hikâye gerçek ! Bu hikaye benim hikâyem çünkü, çünkü ben dokuzum... Derin sezgilerimle, güçlü şefkat duygumla ve yüksek empati yeteneğimle hayatında var olduğum insanlara adeta "şifacı" ve "bilge" ruhumla yaklaşıyorum ve bunun ne anlama geldiğini biliyorum. Hayatımı şekillendirmek için verdiğim bu savaşta,kaldığım her "Araf"da dünya da olan savaşımı kazanmak için mücadele ediyorum... "Dünyada aynı kitabı okumuş iki insan yoktur" der Edmund Wilson Haklı da... Ama bu kitap için; Bu kitabı benimle aynı duygularla okumuş ya da aynı duyguları hissedecek, aynı hissiyatı taşıyacak bir insan daha bu dünyada asla olmayacak.Bel ki yazarın kendisi bile bunu anlamayacak.... Kitabı okurken içindeki herhangi bir ayrıntıyı kaçırmamak adına verdiğim savaşta dışındaki ayrıntıları fark edemediğimi kitap bitiminde anladım.(bakalım siz fark edecek misiniz?) Ercan en başta hayatı hızlı ama, çok hızlı yaşarken ve ben onun peşine yetişmeye çalışırken bir çok detayı kaçırdığımı kitabın tamamını okuduğumda anladım. Ercan kitap boyunca bir yerlere ait olmaya çalışırken, onunla birlikte ben de hiçbir yere ait olamadım, hiçbir karaktere...Bu benim, beni anlatıyor diyemedim.Çünkü okuduğum her karakterde, okuduğum her sayfada kendi iç dünyama dönmek zorunda kaldım.Kendi iç savaşımla, kitabı okurken bir çok var olan detay gözümden kaçıverdi. "En mutlu zamanların,anların geçer gider, anılarla kalırsın, baş başa."(syf 36) Kitabı elime alır almaz 2 Mayıs 2024'e gittim ben de önce...Kimse bilmez
1000Kitap
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202621 okunma
7/10
·484 syf.··
2026 17. kitabı
Bu seriyi okumamak büyük bir kayıp, neden mi? Çünkü kadın - erkek arasındaki farklılıkları ve bu farklılıklarda nasıl bir yol izlememiz gerektiğini anlatıyor. Keman ile çello gibi düşünün. İkisinin de kendine göre bir duruşu ve sesi var. Eğer sen çelloyu, kemanmış gibi düşünürsen çok bariz bir hayal kırıklığına düşersin ama eğer notalarını ve çelloya ait özellikleri kavrar ve bunu kabul edersen, işte o vakit, o karmaşık duygu ve düşüncelerden arınmış seslerden sana ait olanı bulursun. Bilinç ve öz bilinç ile kendimizi ve çevremizi sorgulamayı, bunun yanı sıra soruna değil de çözüme odaklı, üretken, uyumlu, iyimser yani umudunu yitirmeyen pozitif düşünce adı altında, duygusal zekanın önemini vurguluyor. Zeki olmak ile mutluluk arasında tercih yaparak, ne büyük yanlış yaptığımızı; eğitim, iş, ve benzer durumlarda ne kadar başarılı olursak olalım, bizi biz yapan duyguları, benliğimizi ve sevdiklerimizi bakan ama görmeyen robot gibi yaşayarak aslında mutluluktan taviz verdiğimizi ve bunu nasıl düzelteceğimizi, şu aşağıda sıralamış olduğum kitaplar sayesinde kendimize ve çevremize güzel yatırımlar yaparak, mutluluğu ve asıl başarıyı elde etmemizi pek ala mümkün kılıyor. - Erdal Atabek "Bizim Duygusal Zekamız" - Daniel Goleman "Duygusal Zekâ EQ" - John Gray "Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten" Bazen kendimizi hayatın temposuna o kadar kaptırıyoruz ki, sonbahar kadife kırmızısı yaprakları, ilkbaharın cemresini, kahveyi karşılıklı bir eş, dost ve yahut aileyle içmeyi bile çok görüyoruz. Geriye dönüp baktığımızda elde ettiğimiz başarılar bizi iyi yerlere, güzel konumlara getirecek ama diyeceğiz; "keşke o sırada ailemle, arkadaşlarımla da iyisiyle/ kötüsüyle bir anı biriktirmiş olsaydım, şu geçmiş zamanları daha canlı kılınabilirdim," diye. Böylesi olumsuz düşüncelere
Anı-Mektup-Günlük
Adım Adım Hayataİpek Ongun · Artemis Yayınları · 20127,5bin okunma
8/10
·391 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 00:23
Bu kitap tam “ben güçlü kadınım, kimseye eyvallahım yok” diyen bir karakterle, sabır abidesi bir adamın hikâyesi.  Ama öyle yüzeysel değil, gerçekten karakterlerin içini okuyarak ilerliyorsun. Riona var ya… hani bazı karakterler olur, güçlü diye yazılır ama içi boş olur… Riona öyle değil. Kadının neden böyle olduğunu anlıyorsun. Sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı, erkek egemen bir dünyada “ben de varım” deme çabası… bunlar öyle havada kalmıyor. O yüzden mesela Raylan’a ilk başta bu kadar mesafeli olması, hatta biraz sert davranması hiç batmıyor. Diyorsun ki “haklı kadın ya.” Çünkü onun için birine ihtiyaç duymak = zayıflık. Sonra Raylan giriyor devreye… ama öyle klasik “ben seni korurum, sen de bana düşersin” kafasında değil. Adam baya sabırlı. Zorlamıyor, üstüne gitmiyor, hatta çoğu zaman geri çekiliyor. Bu bence çok önemliydi. Çünkü Riona gibi bir karakteri kazanmanın tek yolu bu zaten. Ve açık söyleyeyim, ben Raylan’ı okurken birkaç yerde “helal sana” dedim  Özellikle o bırakıp geri çekildiği anlar… işte orada olayın rengi değişiyor. İkisi arasındaki ilişki de yavaş yavaş kuruluyor ama… işte tam burada küçük bir sıkıntı var. Genel olarak slow burn gibi gidiyor ama çiftlik kısmına geldiklerinde bir anda hızlanıyor her şey. Hani diyorsun ki “biraz daha gerilim, biraz daha bekleyiş olsaydı daha etkili olurdu.” Çünkü o noktaya kadar güzel güzel geriliyor, sonra bir anda çözülüyor. Ama şunu inkâr edemem: aralarındaki çekim çok iyi yazılmış. Gerçekten hissediyorsun. Sadece fiziksel değil, duygusal olarak da birbirlerini tamamlıyorlar. Riona’nın duvarlarını yıkması, Raylan’ın da onunla birlikte daha derinleşmesi güzel işlenmiş. Gelelim biraz tartışmalı kısımlara Kitapta baya açık sahneler var ve BDSM teması da giriyor işin içine. Özellikle o “daddy” mevzusu… şimdi herkesin
Bozulan YeminSophie Lark · Nemesis Kitap · 2025107 okunma
"ÇAY CAN'dır :)
Puan vermedi·81 syf.··
2026 21. kitabı
"Ben öyle kahve felan bilmem, bildiğin çaykolik bi adamım, çocukluğumdan beridir bu böyle hatta bir gün kıymetlim babaannem şeker yerine, tuz atmış çayıma belki vazgeçerim çaydan. İçmişim, "Tadı değişik ama olsun" deyip bitirmişim. Velhasıl demem o ki bu kitabı sırf adından dolayı almıştım. Hayat her zaman tatlı olmuyor, bazen tuzlu geliyor lakin yine de devam ediyorsun. "Yeniden Başlıyoruz" bunu sade bir şekilde anlatıyor. Öyle büyük laflar yok, aşırı süslü kelamlar yok. Düşersin, kalkarsın lakin sonunda yoluna bakarsın diyor. Kısaca, çay gibi bir kitap. Sessiz, sade lakin içi sıcak!
Çay Koy Yeniden BaşlıyoruzEmre Gürlek · Hayy Kitap · 2024192 okunma