“…Umarım sen iyi ellere düşersin; ama bir at kendisini kimin alacağını veya süreceğini asla bilemez. Bizim işimiz şansa bağlı; yine de derim ki, her ne yapıyorsan bütün gayretinle yap, iyi bir ismin olsun."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Her şeyi becerebiliyor gibi görünme," diyordu teskere alacak genç ötekine, "böylece kolay bir yere düşersin, tehlikesiz. Sağ kalmaya bak yani." Heyecanlı acemi "neden beceriksiz duracakmışım," derken, erkekliğiyle meydan okuyor. Öteki çaresiz, "kendimi bunun yanında dede gibi hissediyorum," diyor, "ben de iki yıl önce böyleydim, giderken başka, dönerken başka." İki yaşla gençliği ele alan, son noktayı koyuyor: "Elimizden geleni yapacağız, vatan her karış toprağıyla bizimdir, koruyacağız, şehit de oluruz, gazi de.."
...Misafirlik bitti ve halamlardan ayrıldık. Sonra benim ayağım kaydı ve merdivenlerden aşağı yuvarlandım. Halamların bir kat aşağısında acılar içinde kıvranırken annem yanıma geldi, beni yerden kaldırdı ve tokatladı.
Yanlış duymadınız. Annem merdivenlerden düştüğüm için beni dövdü. Düzeltmek istediğim bir şey var. Şu hikayede düşen ve canı acıyan benim. Yani merdivenlerden düşmem, ders çıkarmam için yeterli gelmedi annem için. Yahu düştüm ulan. Düşmek bu. Canım acıyor güzel kardeşim. Sen beni neden dövüyorsun? Bir insana tokat atmak için birçok sebebiniz olabilir. Hatta bir insana durduk yere tokat atmak, diğer bulduğunuz tüm sebeplerden daha mantıklı da olabilir. Ama, "Nasıl düşersin sen?!" diyerek tokat atamazsınız kimseye. Buna müsaade edemem.