Miras kalmış bir acının en toy yerindeyim,
Sökülmüş bir sızının beyaz boşluğunda...
Ben annemin süt dişiyim;
Henüz çiğnemeyi bilmeyen bir ömrün,
İlk kopuşu, ilk vedasıyım dünyaya.
Henüz mülkiyet kokmuyor avuçlarım,
Ama taşıyorum göğsümde geçmişin kahrını.
Sallanıyor zamanın damağında köksüz varlığım,
Düştüm düşeceğim,
Kendi masalımın tam ortasına.
Sonra bir yağmur başlıyor, faili meçhul bir iklimden,
Yanaklarında çizgiler açmış o kadim coğrafyaya.
Ben annemin göz yaşıyım;
Sessizce akıp giden bir kederin en berrak cüzü,
Toprağa düşmeden kuruyan gizli vasiyetin sözü.
Her damlada biraz daha eksiliyor lügatim,
Tuzdan bir hafızayla yıkayıp geçiyorum hayatı.
Annemin sustuğu yerden başlıyor düşüncelerim:
"Acı, var olmanın ilk maddesidir."
Bir kırılma ile bir dökülme arasında sıkışmış,
Hem en saf çocukluğu, hem en ağır olgunluğuyum gövdemin.
Ne gitmeyi becerebiliyorum tam anlamıyla,
Ne de kalıp o çehreyi güldürmeyi.
Ben, kendinden doğamayan bir gölgenin,
İlk beyazı ve son ıslığı.