Hurafelere inanmıyorum dedikten sonraki düşüncelerim gibi :)
“Uzaklarda küçük yıldızlar parlıyor, bir, iki, üç, dört, beş… Melekler küçük parlak evlerinin penceresini açıp oradan bize bakıyorlar, öyle değil mi, Levko? Yeryüzünü seyrediyorlar. İnsanlarında kuşlar gibi kanadı olsaydı yükseklere uçabilirdik. Bizim meşe ağaçlarımız bile göklere uzanamıyor! Dediklerine göre uzak diyarların birinde ağacın teki gökyüzüne kadar uzanıyormuş ve Tanrı da Paskalya gecesi ondan tutunarak yeryüzüne iniyormuş.” “Hayır, Galya. Tanrı’nın gökyüzünden yeryüzüne uzanan bir merdiveni varmış. Paskalya’dan önceki son pazar günü kutsal melekleri o merdiveni kurarmış. Tanrı daha ilk basamağa adımını atar atmaz kötü ruhlar sürü halinde havalanıp cehennemin dibini boylarmış. İşte bu yüzden Paskalya günü yeryüzünde tek bir kötü ruh bile bulunmaz.”
Sayfa 102 - Marsis Yayınları
Alıntı
SEVDAYA MI TUTULDUM?
Benim de mi düşüncelerim olacaktı, Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım, Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle? Çok sevdiğim salatayı bile Aramaz mı olacaktım? Ben böyle mi olacaktım.
Şiir
Reklam
Kader defterimi yeniden yazabilseydim Kendime gönlümce bir başka hayat seçerdim; Bütün dertleri siler atardım dünyamızdan Sevinçten göklere uçardım düşüncelerim.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Alıntı
Düşüncelerim, yağmurda kimselerin yürümediği dar sokak gibi ıssız ve karanlıktı.
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Alıntı
Hoşgörü
Uysallığın Gücü Gündelik ritmimin en sevdiğim alışkanlıklarından biri öğle yemeği üzerine dinlenmeye çekilmektir; neredeyse otuz yıldan bu yana, her nerede bulunursam bulunayım düzenle ve adanmışlıkla uygularım bunu. Gerçekte doğa bana son derece hızlı bir zihin ve beden bahşetmiş -köstebeğin ya da sinekkuşunun akrabası olabilirim- ve bu sürekli olarak ileri koşmak, ateşin ağustos anızını yakması gibi saniyeleri hızla tüketme halim yüzünden bitkin düşmemek adına devinimsizlik ve sessizlik molalarına gereksinme duyarım. Yarı uyur yarı uyanık biçimde uzandığımda düşüncelerim mantığın esiri olmaktan kurtularak şaşırtıcı sezgilere yer açar. Bazen böyle anlarda her şey ışıklı bir sonuca yaklaşır gibi görünür. Kimi zaman ise uyuşukluk halim, -sıcak aylarda gerçek ve gürültülü, başka mevsimlerde sözcük, düşünce ve takıntı şekline bürünmüş hayali- sineklerin rahatsız edici vızıltılarıyla bölünür. Tıpkı bir sinek gibi uzun zamandır çevremde dolanan bir sözcük var: hoşgörü; elime sinekliği almak ve tüylü göbeği parlak kanatlarıyla çevremde dolaşırken onu şap diye duvara yapıştırmak geçiyor içimden. Yok etmenin tek yolu onunla ihtiyatlı ve utangaçça değil doğrudan yüzleşmek olmalı. Geçenlerde bir arkadaşıma, "Hoşgörü üzerine bir şeyler yazmak istiyorum," dedim. Uzun bir suskunluktan sonra, "Bundan emin misin?" diye sordu.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Kafamın içinin kurcalanmasını, içinde neler olduğunun bilin­mesini istemiyorum. Girmek yasak, özel mülk, düşüncelerim gizli ve yasak.
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam