Uzun bir aradan sonra nihayet bir kitap okudum üstelik Aytmatov'dan farklı bir yazar :)
Şimdi bu kitap için ne yazsam ki diye düşünüyorum çünkü tarihi bir kitap desen değil. Doğrusu pek anlamadım.
Fakat kitabın sonunda yer verilen Livaneli ( yani yazar) ile yapılan röportaj bizlere ipuçları veriyor.
Asıl konu GÜÇ. Yani dünyaya, paraya, mala, mülke, tahta aklınıza gelebilecek daha nice şeyin (güce dair) karşı konulmaz bir güç vermesi. E güç deyince zamanında 4 kıtada toprağı bulunan, halifeliği elinde bulunduran, Osmanlı gelir akla. Bu müthiş güç, bu kudret elbetteki karşı konulamaz.
Habeş Süleyman Ağanın ağzından dinlediğimiz bu hikaye, güç için canını dahi gözden çıkaran insanların hikayesi. Sanırım insanoğlu var olduğu ilk zamandan beri bu güce karşı koyamıyor. Tıpkı Süleyman Ağanın ilk padişahın gücü ve kudretine hayranlığının diğer padişahta da devam etmesi gibi. İktidar sahibi olmak, bir kere tattın mı bırakmayacağın, müptela eden bir şey olmalı.
Bu dünyada istersen koca bir imparatorluğun tahtanın sahibi ol yine de ölümü tadacak ve ölürken yanına dünya malından zerrece bir şey götüremeyeceksin. Bunu hatırlamak güzel. Ölümün herkese eşit davranması da bu geçici dünya için çok adilce.
Allah asil bir ölüm nasip etsin hepimize, çok amin.