Koişikava'ya taşındıktan sonra da uzun bir müddet, üzerimdeki bu gerginliği teskin etmeye muktedir olamadım. Kendi kendimden utanacak derecede fıldır fıldır gözlerle etrafımı kolaçan edip durmaktaydım. Gariptir, baş ve gözlerim çokça hareket ederken, ağzım giderek hareket etmez olmuştu. Evin halini kedi gibi gözler halde, suskun, masamın başında oturmaktaydım. "Hiçbir şey çalmayan bir yankesici gibiyim." İşte böyle düşünüp kendimden nefret ettiğim dahi oluyordu.
En süslü, en cicili, en alacalı giysiyi sırtına geçiren, herkesten çok saygınlık kazandığını sanıyor. Bilmiyor ki bu giysiler pekâlâ bir eşeğe de yaraşır ama saygınlık kazandırmaz eşeğe.
Siz hiçbir şey anlamıyorsunuz! Aman yarabbi, siz hiç olgun değilsiniz! Biz kadının özgür olmasını istiyoruz, sizin kafanız ise yalnız bir düşünceye takılı...
Annemle babamın ölümüne acıdığım bir an olduysa, bu, herhalde şu andır. Hâlâ sağ olsaydılar, suratlarına protestoyu nasıl yapıştırırdım, diye hayal ettiğim çoğu zamanlar olmuştur. Onları mahsus öyle bir duruma sokardım ki... Öyle bir 'özgürlüğü seçme' numarası yapardım ki!.. Gerçekten de kimsem olmayışına çok üzülüyorum