Sana en çok geceler yakışıyor sanırım,
çünkü ben en çok gecelerde sana yeniliyorum.
İmkansız olduğunu bile bile sevdim seni,
sanki kader, “dokunma” demek için yaratmış bizi…
ben yine de dokundum,
bakışlarımla, düşüncelerimle, içime gömdüğüm adınla.
Evliyim ben..
Bu cümle bir duvar gibi aramıza değil,
içime kurulmuş bir mahkeme gibi duruyor.
Gölgem bile düşse kıskanırım seni;
bir başkasının gülüşünde adını duysam bile içim daralır,
sanki dünya seni benden çalıyormuş gibi.
Ben sana bir hayat vadetmiyorum,
çünkü benim hayatım zaten ikiye bölünmüş durumda:
bir tarafım “sorumluluk”,
bir tarafım senin adını fısıldayan yasak.
Bazen düşünüyorum,
seni sevmek bir hata mıydı yoksa
benim gerçeğim mi…
Seni kimseyle paylaşmak istemiyorum…
ama sahip de olamıyorum.
İşte en ağır yer burası:
insan bazen sadece “olamamak”la yanıyor.