Odanın Ortasına Oturan Bir Cehennem.
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 142. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:22
Yazıya nereden başlasam bilemiyorum. Akşam saat beşten beri kitap elimde; yarım saatte bir açıp okuyorum, dayanamayıp kapatıyorum, sonra yine elime alıyorum. Belli ki bu gece bitireceğim. Beni az çok tanıyanlar bilir; 19. yüzyıla, Rönesans dönemine ve özellikle de İkinci Dünya Savaşı’na acayip bir ilgim var. Nazi Almanyası’nın o tıkır tıkır işleyen bürokratik deliliğini, toplama kamplarının arkasındaki lojistiği, kimin hangi cephede ne hamle yaptığını hemen hemen ezbere bilirim. Konunun külliyatına bu kadar hakimken, bu kitaba bu kadar geç başlamış olmak kendime kızdım. Ama iyi ki de şimdi okumuşum. Gerçek edebiyat insanı her zaman, ne yapıp edip bir yerinden yakalıyor ve kazanıyor zaten. Bu kitapta da tam olarak bu oldu. Gece’de hiçbir süslü dil, edebi bir şov ya da ağdalı tasvirler yok. Canımı en çok yakan, beni sarsan da bu çıplaklığı oldu. Kitap bağırmıyor, sadece fısıldıyor. Çünkü bunca zaman okuduğum o tarih kitapları, belgeler, rakamlar bir noktadan sonra insanı hissizleştiriyor. "Toplama kampı" diyorsun, gaz odası diyorsun ve geçiyorsun. Ama Wiesel seni o buz gibi gerçekle baş başa bırakıyor. Kitapta kampa ilk adım attığı gece tanık olduğu o sahne zihnimden çıkmıyor mesela: Kamyonlardan o koca ateş çukurlarına dökülen, diri diri yakılan o küçücük çocuklar, bebekler... İnsan bunu okurken bildiği tüm o teorik bilgileri, stratejileri unutup kalakalıyor.Tam o anı anlatırken kitapta geçen şöyle bir cümle insanın içine işliyor; "O geceyi, kamptaki ilk gecemi asla unutmayacağım; hayatımı yedi kez kilitlenmiş tek bir uzun geceye dönüştüren o geceyi. O dumanı asla unutmayacağım. Küçük çocukların bedenlerinin sessiz bir gökyüzü altında alevlere dönüşmesini asla unutmayacağım. İnancımı sonsuza dek tüketen o alevleri asla unutmayacağım." İşte bu yüzden kitabın adı Gece.
GeceElie Wiesel · Koridor Yayıncılık · 20242,025 okunma
Ölüm gerçekten bir son mudur diyor yazar
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Candan özer araf dünyasını metafiziği ve metafiziki varlıkları inançların hiçbirini kırmadan incitmeden anlatmış ve sabanın acıklı hikayesine örtük bir ileti olarak eklemiş oğlunu daha beş yaşında hastalıktan kaybeden bir yıl sonrada peşpeşe uğruna mazoşisti olduğu kocası ve ailesini kaybeden sabanın duvar olmasını içeren süreç ve engin adlı asker erinin onu mezarlıkta görmesiyle kabuğundan çıkması ve yeniden aşka yürümesi ve tabii ince insanların sonu olan ölüm…
ArafCandan Özer · Panama Yayınları · 2014437 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Arkadaşlar; bizim İspanya ile flörtlerimiz, Azerbaycan'a "kardeş ülke" dememiz meğer hep boşunaymış :) Bizim asıl kader ortağımız Brezilya'ymış; bu kitapla resmen bunu anlamış oldum. Ülkemiz sağ olsun; biz siyasete bulaşmadık, siyaset gelip bize bulaştığı için kurgu dışı okumaları çok az yapan ben, siyasi okumalara daldım ve açıkçası aklı ve vicdanı olan herkesin böyle yapması gerektiğini düşünüyorum. Ülkesini seven; hak, hukuk ve adaletten yana olan herkes bu kitabı okumalı. Ülkemizin bu sancılı döneminde tanıdığım; bu karanlık dönemin aksine aydın, pırıl pırıl bir avukat olan Mehmet Pehlivan, sadece mesleğini icra ettiği için 361 gündür haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklu. Ancak bu tutukluluk süresi bu onurlu avukatı mesleğinden koparmadı; aksine o, dört duvar arasında da mesleğini icra edip bu kitabı kaleme aldı ve savunmanın onuru olduğunu bir kez daha gösterdi. Ufkumu açtığı için kendisine teşekkürü bir borç bilir; bütün kalbimle, bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını dilerim. Yargı silahıyla kuşatılan Lula da Silva bugün Brezilya Devlet Başkanı. Umarım bizim ülkemizde de kırabiliriz bu düzenin dişlerini ve bir şenlik havasında ayağa kalkabiliriz.
Yargı Silahı (Lawfare)Av. Mehmet Pehlivan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20268 okunma
Puan vermedi·157 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:33
Necip Fazıl Kısakürek’in ruhumu en çok hırpalayan, beni varoluşsal sancıların en dibine çeken eseri şüphesiz "Bir Adam Yaratmak" oldu. Kitabı bitirdiğimde bir süre sadece duvara baktığımı itiraf etmeliyim. Yazar, Hüsrev karakterinin şahsında aslında insanın yaratıcıyla olan o tehlikeli, ince ip üzerindeki dansını anlatıyor. Kitabı kendi süzgecimden geçirdiğimde, beni en çok sarsan dinamikler ise baba-anne figürleri ve Selma ile Hüsrev arasındaki o çıkmaz sokak oldu. İşte benim gözümden, beni derin düşüncelere sevk eden o çarpıcı detaylar: Geçmişin Gölgesi ve Kaçınılmaz Kader: Baba Figürü Kitapta baba figürü, Hüsrev’in hayatının tam merkezinde duran devasa bir kara delik gibi. Hüsrev’in babası, kendini bahçedeki incir ağacına asarak intihar etmiş bir adam. Bu intihar, Hüsrev için sadece acı bir kayıp değil; adeta genlerine işlenmiş, kaçamadığı bir lanet. Hüsrev, yazdığı tiyatro oyununda da bir adama tıpkı babası gibi intihar senaryosu çiziyor ve oyunun başkahramanına babasının adını veriyor. Burada beni en çok etkileyen şey, Hüsrev’in babasının kaderini hem silmeye, onu anlamlandırmaya çalışması hem de bilinçaltında o kadere doğru sürüklenmesi oldu. Baba figürü, Hüsrev için geçilmesi imkansız bir sınır, çözülmesi gereken bir kördüğüm ve nihayetinde onu aklın sınırlarının dışına iten en büyük trajedi. Akıl Sağlığının ve Dünyanın Son Kalesi: Anne Figürü Eğer kitapta Hüsrev’i gerçek dünyaya, rasyonaliteye bağlayan tek bir halat varsa, o da şüphesiz annesidir. Anne figürü, Hüsrev’in deliliğe doğru attığı her adımda önüne etten bir duvar gibi örülüyor. O trajik incir ağacını kestirmek istemesi, oğlunu o uğursuz geçmişten ve babasının kaderinden koruma çabasının en somut, en iç sızlatan sembolü. Bana göre anne, bu eserde "teslimiyeti ve fıtratı" temsil ediyor. Hüsrev
Tiyatro
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202011,6bin okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2019 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2019 00:00
"Ölümün ardından her zaman diriliş gelir..." Bu gün, beş aydır beklettiğim, özel baskılı #neilgaiman kitabı olan #iskandinavmitolojisi ile geldim. Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybiryayinevi etkinliğinde hazır @ithakiyayinlari varken daha fazla ertelemek olmazdı. Aynı zamanda @okumacemberiolusturalim etkinliğimizin biten ikinci kitabı olur kendileri. Efendim Nail Gaiman, kalemini tanımadan sevdiğim yazarlardan biri. Stephen King'i de hiç okumadan sevmiştim ki tanıyanlar King aşkımı bilirler. Keza Brandon Sanderson'da aynı şekilde. Gaiman'ı ilk kez okudum ve seveceğime emindim. Fantastik öykülere zaten her zaman okumalarımda yer veririm, üstüne mitoloji de olunca süper oldu. Kitap küçük hikayelerden oluşuyor, bir varmış bir yokmuş değil tabi ki İskandinav Tanrıları var burada. Efsanevi dokuz alemin yaradılışından başlıyor, Tanrıların kanlı savaşına kadar devam ediyor. Olayların geçtiği yerleri, karakterleri o kadar güzel tasvir etmiş ki, izliyormuş hissine kapıldım. Aksaklığa yer vermeyip akıcı da olunca keyfi katlandı doğal olarak. Hikayeler genelde Tanrıların en yücesi bilge Odin, oğlu ve Tanrıların en güçlüsü olan Thor ve Odin'in kan kardeşi Tanrıların en üç kağıtçı olanı Loki etrafında gelişiyor. Ne güce, ne de bilgeliğe sahip olmasına rağmen, her taşın altından çıktığından olsa gerek en çok bahsi geçen karakter Loki. Geri kalanlar, devler, cüceler ve yaratılan fantastik diyarlar... Genel anlamda eğlenceli bir okuma oldu benim için. Duvar ustası , Loki'nin çocukları, Freya'nın sıradışı düğünü, Thor'un çekicinin yapılması ve sonrasında ki kavuşma hikayesi, Loki'nin son günleri ekstra beğendiğim bölümler oldu. Mitolojik öyküleri ya da fantastik okumayı seviyorsanız tavsiye ederim. Başlangıç olarak da eğlenceli olabilir. Keyifli okumalarınız daim olsun...
İskandinav MitolojisiNeil Gaiman · İthaki Yayınları · 20183,586 okunma
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Hür masonluk kelime anlamı duvar ustasıdır. 1717 ingilterede kululur. O dönemde 2 baskın güç vardır. Krallık ve kilisenin gücü din. Bu iki otoriteye karsı çıkan; zeki, ahlaklı, yaratıcıya inanan fakat dinlere inanmayan, laiklilik ve demokrasiyi savunan erkekler bir araya gelerek, dünyayi yeniden imar eden masonluk adında cemiyet kurar. 20 yılda hür masonluk büyür. Fransa'ya geçer. 1789 fransız ihitiline sebep olur kral idam edilir. Napolyon masonluğu otoriter güç olarak kullanır. Sonra abd ve ingiliz sömürge coğrafyasına dağlır. Hitler, mussolini,ve ispanya dikdatörü françisko milliyetçiliği savunduğu için demokrasiyi savununan masonları yok etmek ister. Almanlar yahudiler ile İspanyollar ise koministlerle işbirliği yaptığını öne sürer. Laikliği savunduğu için islam coğrafyasında ve ispanyadaki katolik kilisesince ispanyada varlık gösterenez. Abd de ahlaklı insanların biraya geldiği grup olarak işlerini kolaylaştırdığı için işadamlarının olusturduğu grup olur. Tabi işadamı varsa karsı grup da italyada ki mason teşkilatında p2 mafya örgütü kurulur. Yine masonlarca. Günümüzde yeraltı dünyası ve işadamları grubunda gizli olarak devam etmekte islam coğrafyasında olmadığını ifade ediyor yazar. Kitap çok kapsamlı ve ayrıntılı. Bazı insanları ayrıntılı bilgiler ile sıkabilir
KardeşlikJohn Dickie · Kronik Kitap · 202365 okunma