Hayatta yaşadığımız her şeyin, her olayın bir nedeni, bir amacı vardır... Vereceği bir ders, öğreteceği bir değer... Acıların da aynı şekilde... Hayatta daima her yaşta, her dönemde ve her zaman aralığında bir acıyla sınanmak kaçınılmazdır. Aslında acının ta kendisi kaçınılmaz bir gerçeğin de ta kendisidir. Ama şu da bir gerçek ki; her acı karşımıza belli bir amaç uğruna çıkar. Hiçbiri gerçekten biz üzülelim diye dikilmez karşımıza aksine daha iyi bir 'ben' olalım diye ete kemiğe bürünmüş bir hâl alır. Bu gerçeğin farkına vardığınızda emin olun bir şeyler değişmiş olacak. Bakın önünüzde demirden, çelikten örülmüş bir duvar misali duran her acı size bir ders vermeyi, bir şey öğretmeyi amaçlıyor. Siz o dersi aldığınızda, o değeri öğrendiğinizde yine aynı şekilde o demirden, çelikten duvarı yıkmış ve parçalarını da geride bırakmış olacaksınız. O parçalar sizin ayağınıza takılan engeller değil, geleceğinize ışık tutan rehberler haline gelecek. Lakin siz o dersi almayı reddettiğinizde ve dahi almamakta direttiğinizde o duvar sizin önünüzden hiç çekilmeyecek ve hep ayağınıza takılacak parçalar vâr edecek. Siz hep onun yükünü sırtınızda, omuzlarınızda hissedeceksiniz ve bu sizi aşağılara çekmekten başka hiçbir işe yaramayacak. Çünkü bir başka gerçek şu ki; ilerlemek ve yükselmek için önünüze serilen taşlı, sert duvarları aşmanız ve bunları yapmak için de acılarınızdan, hatalarınızdan ders çıkarıp onları geride yalnızca geleceğe açılan bir kapı görevi güden parçalar hâline getirmeniz gerekmektedir. Bunları yapmadan ilerleyemez ve yükselemezsiniz. Yalnızca bunların farkında olmak dahi ne büyük bir nimettir. Zor olabilir... Ama inandıktan ve umut ettikten sonra çok da önemli değil...
Sevgiler...
TC.