Bilemiyorum
Bazen.. Bir duvar.. Gülüşlerim.. Ardında.. Kendimi.. Gizlediğim.. Bazen se.. Bir.. Bilmece.. Yaşamak.. Us ile.. Çözemediğim.. Var olan.. Ne varsa.. Geçici ise.. Gerçek.. Denen ne.. Yoksa.. Aldandığımız.. Kandığımız.. Süslü.. Bir yalan.. Bir oyun mu.. Tüm.. Her şey.. Önemli.. Sandıklarım.. Önemsiz.. Önemsiz.. Dediklerim..
Duvarları kafanıza estiği gibi ne çatlatabilirsiz ne kırabilirsiniz. Tıpkı ördüğünüz , aştığınız ya da aşmaya çalıştığınız gibi. Meselenin ele alınan o taşla delik açılması olduğunu mu düşünüyorsunuz? Duvarın ne tarafında kalmak istediğinize karar verin. Duvar birinin üzerine yıkılmadan ya da tamamı ile kapanmadan.
Hayata Dair
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir yol bulsam yürüyecek gibiyim Bir ışık görsem deli gibi koşarım pesinden Şimdi neden her şey böyle oldu ki Dört duvar beni ne ara böyle hapsetti
Sarmadı yine söylediklerin, düşündüklerin beni ikna etmedi. Hep bir uzak ve bir duvar aşmak o kadar mı zordu ? Bilinmez düşüncelere kayıp giderken ardında bırakılan o mutlu bir an geri getirdi. Söylenenler hep sözlerde kalır. Gerçekleşmeye gelince kaçıp gitmek en kolayı. Bana biraz müsaade et, Sende otur bi düşün belki her şeyin başlangıcıdır seni ilk gördüğüm.
...yoksun! dört duvar misafir. yoksun! bitki örtüm tütün. yoksun! sessizliği bozan öksürük mezem. yoksun! kafamda it dalaşını kazanmak üzere hüzün. yoksun! kan dolaşımım tek bir an da kaldı. yoksun! gel demiyorum, geberiyorum. yoksun! fazlalığına söyle; tek bir gece bende ki eksiği tamamlasın.
Şiir
Betonun o soğuk, yankısız ve monoton sessizliği, doğanın kendi içindeki o muazzam ritmi ve fısıltıları tamamen yutar. Şehir hayatının hengamesinde insan, toprağa basmayı, bir ağacın yapraklarındaki rüzgarı hissetmeyi veya taşın ve ahşabın o yaşayan dokusunu aramayı özlüyor. Doğa bize sadece görsel bir güzellik sunmaz; aynı zamanda ruhu dinlendiren, insana ait olduğu yeri hatırlatan bir melodi fısıldar. Beton bloklar ise bu melodinin önüne çekilmiş kalın bir duvar gibidir. Belki de bu yüzden insan, ne kadar modernleşirse modernleşsin, eninde sonunda yüzünü yine tabiata, yeşile ve o geleneksel, nefes alan dokulara (ahşabın sıcaklığına, taşın kalıcılığına) dönmek istiyor. Çünkü ruhumuz o beton yığınlarında değil, doğanın tam kalbinde huzur buluyor.
1000Kitap