Eğer kağıt (hamur) anneyse kalem de babadır ve her sözcük içindeki harflerin diziliş bağlantılarıyla avlularda, bahçelerde, kumda oynayan kardeşlerin kendilerine ördükleri zarif ilmeklerdir. Beyaz perde gergin bir çarşafsa (duvar) sinemada onu örten kıvrımlı ağır kumaş da annenin eteğidir, yavaşça kalkınca duvardaki gölgeler göze geri döner.
Ve yine de döngü dönerken döndürüyor -ağlatıyor, güldürüyor çark-ı felek. Pek mi kaderci oluyorum? Geniş alınlarımız var geniş tutulmuş yazılar için, bazen yağmurda yazılar akıyor gözlerimize doluyor, eğer bir de bir duvar oluştururlarsa gözlerin önünde ya da demir parmaklıklar, körlük yeğlenir, insan yedim içtim yuttum alın yazımı, kör oldum oturdum der. Lakin bakmak bizim sorumluluğumuz, otura dura bakmak ve bakakalmak...
Sen armağan ettin Küçük Prensi
Ne diye sanki
Biraz zorlasan yüreğini
Kırılacak kurşun askerin ince bileği
Se getirdin uçan balonlarımı
Ne diye sahi
Tekkneye yeğlesen denizi
Bir ceviz kabuğuyla geçeceğiz çevreni
Sen değil miydin arka sırada, ayrıksı
Sınıfları daha okulda çeviren
Ne oluyormuş hem bıyık hem de posu
Çevirince görünür derinin de arkası
Sen gel hadi, çevirelim hadi
Duvar ne ki, ardı bakla tarlası
Bak üstümüzdeymiş okul önlükleri
Sınıfa onlar girsin, biz sıvışalım, hadi
Sen gel hadi, çevirelim hadi
Ben görmüştüm, sevi yüzü tarlanın ardı
Sınırsızmış yurttaşlığı, belleksizmiş dili
Seni de görmüştüm... ne önceydi
7 Mayıs 81
Odasındaki kapanık havanın, bütün gün dört duvar arasında oturmanın sallanan gece rutubetinden daha fazla zararlı olacağını, durduğu yerde yemek üstüne yemek yemenin insanı yavaş yavaş çökerceğini düşünmüyordu; çünkü bunlara alışmıştı; alıştığı şeylerden korkmuyordu.
Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa, “ille de yıkacağım!” diye yırtınmam elbette; ama önümde yıkmaya gücümün yetmediği bir taş duvar bulunmasına da razı olamam.
İnsan hayatının tamamını dört duvar arasında geçirebilir. Kendisini tutsak olarak hissetmediği müddetçe tutsak sayılmaz. Ama kainatın sonsuz büyüklüğünü, milyonlarca yıldızı, galaksiyi görüp onlara asla erişemeyeceğini bilen biri için koskoca dünya hapishaneden farksızdır. İdrak ettikleri şey zamanın ve mekanın tutsağı haline getirir.