Zaten tarihte ilk şiddete başvuranlar da ezen sınıflar olmuştur. Bu dört duvar arasında psikolojik ve kanlı kavgaların asıl yaratıcıları da bizlere boyun eğdirmek isteyen ezen sınıflardır.
Devrimci entelektüellerin görevi, “bu kitle halindeki siyasetçinin” (yani halkın) “görüşlerini derlemek, gözden geçirip işlemek ve bunları alıp hayata geçirecek olan kitlelere yeniden iletmektir.” Yaklaşık olarak aynı dönemlerde İtalyan komünist Antonio Gramsci’nin hapishane hücresinde olgunlaştırma olarak adlandırdığı şey buydu; kitlelerin görüşlerini ortak duyu olarak alıp felsefe düzeyine gelinceye kadar olgunlaştırmak. Entelektüeller, duvar gazeteleri ve broşürler aracılığıyla, devrimci grupların tiyatro oyunları ve şarkıları aracılığıyla, popüler felsefeyi kitlelere geri taşıyacaktı. Mao, “yazarlar ve sanatçılar böylesi günlük olguları toplar, bunların içindeki çelişkileri ve çekişmeleri örnekler ve kitleleri uyandıran, coşkulandıran ve birleşip çevrelerini dönüştürmeleri için harekete geçiren işler üretir,” diye yazıyordu.