Konfor, görünmez bir çürümedir.
Ne kan akar, ne gözyaşı…
Ama insan yavaş yavaş kendini kaybeder. Ruh, rahatlıkta pas tutar; cesaret, yumuşak yatakta erir. Nefis sever konforu, ama hakikat dikenlidir.
Celaleddin Rumi der ki: “Dikenin acısı, gülün kokusuna götürür.”
Sen gülü mü istiyorsun, yoksa yastığı mı?
Rahatını boz. Çünkü konfor, seni sıradanlaştırır. Ve sen, sıradan olmak için yaratılmadın.
Eyy İnsanoğlu ! ! !
“Olağanüstü bir yaşam sürmenin anahtarıdır tepkileriniz.Kendi tepkilerinizi kontrol altına almayı başarırsanız alışkanlıklarınızı oradan da yaşamınızı değiştirebilirsiniz.”
Atatürk, ancak dini yasalarla aradaki ilişkiyi kopardıktan sonra, kadın ve erkek eşitliğini hükmedebildi. Başkentin gün görmüş Osmanlı toplumunda Türk kadınları oldukça geniş bir özgürlük kazanmışlardı. Büyük Savaş sırasında Jöntürk hükümetinin, başka çaresi kalmadığı için kadınları da çalıştırmaya başlaması, kadın özgürlüğünü ilerletmişti. Ama İslamiyet medeni kanuna hükmettikçe, tam eşitlik olanaksızdı ve kadın özgürlüğünde herhangi bir ilerlemeye karşı çıkılabilir ve tam tersine çevrilebilirdi. Türk kadınları elde ettikleri hakları Atatürk'e borçludur.