İnsanların istedikleri kırıcılığı kolayca yaptıklarını hayal etmek istemiyorum ama sevgisizliğin büyük başlı bir çivi gibi yaralayıcı olduğunu söyleyebilirim.
Öyle bir topluluk ki yuvarlak, ortası şişkin, dış çeperi de ortaya dahil.
Ah yuvarlak toplulukların yuvarlana yuvarlana aldıkları yol, ah yuvarlacıklığın içinde hiç kenarı köşesi acımayan,
kopmayan, vura vura helak olmayanlar, ah kendi sağı, soluna batmayanlar, kendi gözü kendini oymayanlar, ah yuvarlacıklar, en fazla bir tümseğe gelince hafiften sekenler,
buyurun, dünya sizin.
Oldum olası yumuşak, sarmalayıcı, teselli edici, tahammülü öğütleyici değil de tam aksine kendi gücümle karşı duramayacaklarımı çarpıştıran ve beni her halde yerden yere vuran bir müzik, edebiyat yakınlığı içindeydim. Yaşayıp da yarar ummak bana yakın bir duygu değildi; ama böyle dövülmüş ete dönmek de insanı lezzetsiz yapıp, kayışa çeviriyordu.