Üstelik, insana kendi yaşamı bile büyük geliyor kimi zaman; ne yapsa, kimi sevse, kimlerce sevilse, hangi işlerle uğraşsa ve nerelerde gezip dolaşsa, bir türlü dolduramıyor. Her şeye karşın, ele geçirilemeyen derin boşluklar kalıyor önümüzde arkamızda.
İnsanlar isterlerse her şeyi ama hemen her şeyi bir tür silaha dönüştürebilirlerdi. En çok da sevgiyi elbette, alışılan yaşam biçimlerini, alışılacakları...
Mutlu Moskova, bana Müzeyyen’in Bu Derin Bir Tutku kitabını hatırlattı. Karakterler, gerçek ve ideal arasında sıkışmış, duygularını ve arzularını tam olarak ifade edemeyen, tamamlanamamış insanlar. Platonov’un metafor kullanımı ve ince anlatımı, karakterlerin ruhunu ve yaşadıkları çatışmaları derinlemesine hissettiriyor. Okurken hem estetik hem de duygusal bir tat alıyorsunuz; yazarın dili ve yaklaşımı gerçekten etkileyici. Karakter psikolojisi konusunda rus edebiyatının üzerine yok gerçekten. Kendinizden çok şey bulacağınız, sık sık satırlarının altını çizmek isteyeceğiniz bir kitap. Tavsiye ederim.