''Kötü bir barış, savaştan daha berbattır.''
-Tacitus
Savaş... tanımından başlayalım. Savaş, en az iki farklı ülkenin birbirleri üzerinde farklı çıkarlar doğrultusunda başlattıkları bir akımdır ve bu zaman zaman artabilir. Peki ya iç savaş, mahalle, şehir, ev, esnaf, kelimeler savaşı? Peki ya parti savaşı? Savaş bu kadar, bu derece indirgenebilir bir şey mi? Ha?
Kitap hakkında kısaca özet geçmek gerekirse
Okyanusya, Avrasya ve Doğuasya denen üç ülkeyi konu alıyor. Savaşı, Büyük Birader'e itaati, yozlaşmayı, sadakati, koşulsuz bağlanmayı konu alan bir kitap.
Kitap hakkında istişare yapalım, bir konferans gibi. Ama burada ben sorup ben cevaplayacağım.
İtaat! Koşulsuz bağlılık! Düşünme! Sorgulama! Yozlaş! Büyük Birader'e secde et! Diz çök! Bir şeyleri değiştirmeye kalkışma!
Baban öldü,
Annen öldü,
Sevgilin öldü,
Kardeşin öldü,
Akrabaların öldü,
Metresin öldü,
Düzüştüğün herkes öldü,
İçtiğin sigara tükendi,
Güzellik öldü,
Hayatın tükendi,
Kim olduğunu unut,
Sadece söyle,
2+2=5
Çünkü sen de bir ölüsün...
Kitapta komizmin yararlarını ve uçuk zararlarını, insana ne tür bir etki bıraktığını anlatmış. Zayıfsan güçlü oluyorsun; seks işçisi ise düzene ayak uyduruyorsun; fakirsen yüksek mertebeye erişiyorsun... Wow, sahiden böyle mi? Peki ya karşılığında?