"Seversin vazgeçmeyi. Bu işten de vazgeç. Mutluluğundan vazgeçtiğin gibi!.."
Ben sevmem vazgeçmeyi... Bu yüzden başlarda kitap beni ne kadar zorlasa da, fazla karamsar gelse de biraz ara verip dinlendim ama okumaktan vazgeçmedim, iyi ki de devam etmişim. Başlarda zorladı diyerek kitaba karşı önyargı oluşturmak istemem. Benim kafamın çok dolu olduğu bir döneme denk geldi ve böyle bir dönemde bu kadar karamsar bir kitabı okumaya devam etmek ayağıma taş bağlayıp ya da beton döküp denize atlamak gibi olurdu sanırım:) Bu yüzden biraz mola verip, kendimi toparladıktan sonra devam ettim ve kitabı okuduğuma, Hakan Günday'ı tanıdığıma sevinerek bitirdim.
Kinyas ve Kayra, Hakan Günday'ın 24 yaşındayken yayımladığı ilk kitabı. Bu kitabıyla büyük bir popülerlik kazanıyor yazar. Hakan Günday daha sonra da başka bir kitabıyla dünyanın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Mecidis En İyi Yabancı Roman Ödülü'nü kazanıyor. Bu bilgi yazara olan hayranlığımı bir kez daha artırdı.
Hakan Günday, Türk Edebiyatında pek karşılaşmadığımız yeraltı edebiyatının ülkemizdeki temsilcisi ve en çok tanınan ismi. Peki nedir bu yeraltı edebiyatı?
Yeraltı edebiyatı; düzene karşı çıkan, sistemi sorgulayan, alkol, şiddet, cinsellik gibi tabu olarak nitelendirilebilecek konulara genişçe yer veren; sert, eleştirel bir üslubun argo dilin kullanıldığı eserlerdir. Bu kitaplar, normal yaşamlar yerine aykırı insanların hayatlarına odaklanır.
Kinyas ve Kayra'ya gelecek olursak; kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Kinyas ve Kayra birlikteyken, ikinci bölümde Kayra'nın Yolu'nu, üçüncü bölümde ise Kinyas'ın Yolu'nu okuyoruz. Kinyas ve Kayra, hisleri olmadığı için çevresindekilerle bağ kuramayan, hayatlarında bir amaç ve huzur bulamadıkları için birlikte evden kaçan, uyuşturucu satarak ve adam öldürerek para kazanan iki