Enes

Enes
@eGun
Sizin düzeniniz, rasyonel insanın kendini mantıksızlar uğruna feda etmesini, bağımsızın asalaklara feda edilmesini, dürüstün dürüst olmayana, adil olanın olmayana, üretici insanın hırsız talancılara, tutarlı kişinin kaypaklara, özsaygılı olanın da burnunu çekip duran nörotiklere feda edilmesini talep ediyor. Çevrenizde gördüklerinizin gaddarlıklarına mı şaşırıyorsunuz? Esas değerlere ulaşmış olan insan sizin ahlâk düzeninizi kabul etmez; düzeni kabul eden de bu değerlere ulaşamaz. Fedâkarlık ahlâkında ilk feda ettiğiniz şey ahlâk, ikincisi de özsaygıdır. İhtiyacı bir standart hâline getirince, her insan hem kurban hem de asalak durumuna düşer. Kurban rolünde, çalışıp çabalayıp başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır, kendini de tüm ihtiyaçları başkaları tarafından karşılanacak bir asalak durumuna düşürmektedir. Diğer insan kardeşlerine ancak iki utanç verici rolde yaklaşabilir, ya dilenci olacaktır ya da kan emici.
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ben kazanılmamış şeyi kabul etmeyen biri olarak, ne değeri ne de suçluluğu hak etmedikçe kabullenmeyen biri olarak, hep kaçındığınız soruyu size sormak için buradayım. Neden kendinizin değil de başkalarının mutluluğuna hizmet etmek ahlâka uygun hareket etmek oluyor? Eğer zevk almak bir değerse, neden başkaları zevk alınca bu ahlâka uygun oluyor da siz zevk alınca bu ahlâksızlık oluyor? Eğer pasta yemek bir değerse, neden sizin midenizdeyken ahlâksızlık oluyor da, başkalarının midesindeyken ahlâklı oluyor? Neden sizin arzunun kötü de başkalarınınki iyi? Ürettiğiniz bir şeyi muhafaza etmek neden kötü de başkalarına vermek iyi? Ayrıca sizin o şeyi saklamanız ahlâksızlıksa, verdiğiniz zaman başkalarının kabul etmesi neden ahlâksızlık olmuyor? Verirken siz bencillikten, kötülükten uzaklaşıyorsunuz da onlar alırken bencil ve kötü olmuyorlar mı? Sevaba girmek, günahlara hizmet anlamına mı gelir? İyilerin ahlâkî amacı, kendilerini kötüler uğruna yok etmek midir? Kaçındığınız cevap, o canavarca cevap belli: Hayır, alanlar kötü değil, yeter ki verdiğiniz şeyi hak etmiş olmasınlar. Eğer onu kendileri üretemiyorlarsa, hak edemiyorlarsa, karşılığında size bir şet veremiyorlarsa, o zaman o verdiğinizi kabul etmekle ahlâksız olmuyorlar.Onu alıp zevkini çıkarabilirler, yeter ki bunu almaya hakları olmasın. İşte sizin inancınızın gizli çekirdeği bu. Çifte standardınızın öbür yarısı şöyle: kendi çabanızla yaşamak ahlâksızlık olurken, başkalarının çabasından geçinmek ahlâklılık oluyor. Kendi ürettiğinizi tüketmek ahlâksızlık, ama başkalarının ürettiğini alıp tüketmek ahlâka uygun. Kazanmak ahlâksızlık, ama asalaklık ahlâklı. Üreticilerimizin var oluşunu haklı gösteren şey, asalakların varlığı. Ama asalakların varlığı kendi başına bir amaç. Başarıdan kâr elde eden ahlâksız, ama
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Felsefe
"İnsanın aklı, sağ kalmanın temel aracıdır. İnsana hayat verilmiştir, ama 'sağ kalma' verilmemiştir. Vücudu ona verilmiştir, ama dayanıklılığı verilmemiştir. Aklı ona verilmiştir, ama içeriği verilmemiştir. Hayatta kalmak için o insanın eyleme geçmesi gerekmektedir, eyleme geçmeden önce de girişeceği eylemin niteliğini ve amacını bilmek zorundadır. Yiyeceğini elde edebilmesi, ancak yiyecek kavramını bilmesiyle mümkündür. Bir hendek kazarken de, bir siklotron yaparken de, bunu kendi amacını bilmeden, nasıl yapılacağını bilmeden başaramaz. Sağ kalabilmek için düşünmek zorundadır. İnsan olduğunuza göre sizin için 'olmak veya olmamak' demek, 'düşünmek veya düşünmemek' demektir.
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
+"Herkesin yaşayabilme hakkı vardır... Kimse bana bir şans vermezse, ben o imkânı nasıl bulacağım?" -"Ben benimkini nasıl buldum?" +"Ben bir çelik fabrikasının sahibi olarak doğmadım." -"Ya ben?" +"Sen ne yapıyorsan, ben de yapabilirim; tabiî, eğer bana öğretirsen." -"Bana kim öğretti?" ... +"Hangisi daha önemli? Senin lanet olası çeliği dökmen mi, yoksa benim yemek yiyebilmem mi?" -"Çelik dökülmezse nasıl yemek yemeyi düşünüyorsun?"
Felsefe
Eğer onurunuzun son katresini kurtarmak istiyorsanız, en iyi eylemlerinize 'fedakarlık' demeyin; o terim sizi ahlâk dışı kategorisine sokar. Bir anne, kendine şapka alacağı yerde, aç çocuğuna yiyecek alırsa bu fedakarlık değildir. Bu kadının çocuğuna verdiği değer, şapkaya verdiğinden fazladır. Bu ancak, şapkaya daha çok değer veren, çocuğun açlıktan ölmemesini yalnızca görev duygusuyla sağlayan türdeki anne için fedakarlık sayılabilir. Bir insan kendi özgürlüğü için mücadele ederken ölürse, bu da fedakarlık değildir. O kişi, köle olarak yaşamaya razı değildir. Bu hareket de ancak köle olarak yaşamaya razı olan kişi için fedakarlık sayılır. Bir insan inançlarını satmayı reddediyorsa, yaptığı şey fedakarlık değildir, meğer ki zaten inançları olmayan biri olsun. Fedakarlık ancak feda edecek bir şeyi olmayanlar için uygun olabilir... değerleri de, standartları da, yargıları da olmayanlar için. Arzuları mantıksız kaprislerden doğan, körü körüne ortaya çıkan ve kolayca vazgeçilen şeylerden oluşanlar için. Ahlâki seviyeye sahip, arzuları rasyonel değerlerden doğan kişiler için fedakarlık, doğrunun yanlışa teslim olması, iyinin kötüye teslim olması demektir.
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce