Enes

Enes
@eGun
@eGun·
·
sabitlendi
"Oysa hangi düşüncede, hangi harekette 'ben' diye bir varlık gösterdi ki? Hayattaki amacı neydi? Büyüklük ... başkalarının gözünde. Şöhret. Hayranlık. İmrenme. Bunların hepsi başkalarından gelen şeyler. Tüm inançlarını başkaları dikte etti ona. O bunlara pek bağlı kalmadı, ama başkaları onun bağlı olduğunu sandığı sürece, bir sakınca görmedi. Baş derdi hep başkalarıydı. Büyük olmak istemiyor, büyük görünmek istiyordu. Bina yapmak istemiyor, 'mimar olarak' hayranlık toplamak istiyordu. Başkalarını etkileyebilmek için başkalarından çaldı. İşte sana kendini katıksız silme. İhanet ettiği, feda ettiği şey, kendi egosuydu. Oysa herkes ona bencil diyor."
Felsefe
Reklam
Başka insanları imparatorlukları esir almaya yönelten o ihtiras, Lillian'ın sınırlarına indirgenince, gücünü Rearden'ın üzerinde kullanmaya dönüşmüştü. Rearden'ı kırıp ezmeye yönelmişti. Kendisi onun değerlerine yükselemeyeceğine göre, çareyi onu yok etmekte bulmuştu, sanki böyle yapmakla onun büyüklüğü kendisine geçecekmiş gibi... sanki bir heykeli parçalayan vandal, onu yapan sanatçıdan üstünmüş gibi, bir çocuğu öldüren katil, onu doğuran anneden büyükmüş gibi... Lillian'ın Rearden'a çok şaşırtıcı gelen saldırı biçimi hep tutarlı ve net olmuştu. Silmek istediği, Rearden'ın özsaygısı olmuştu hep. Değerlerini teslim eden bir insanın, artık başkalarının insafına kalmış olacağını biliyordu. Mücadele ettiği, Rearden'ın ahlaki saflığıydı. Suçluluk zehiriyle çökertmeye çalıştığı, onun güvenli kararlarıydı. Sanki o çökerse, ondaki ahlaksızlık, karısına da aynı hakları tanıyacakmış gibi.
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Felsefe
+ "Bana bir iş vermeni istiyorum!" - "Neden vereyim?" + "İhtiyacım olduğu için!" Rearden eliyle kapkara fırınlardan fışkırıp göklere yükselen alevleri gösterdi. - "Benim de şu fırına ihtiyacım vardı, Philip. Ama onu bana veren şey, ihtiyacım değildi..."
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Felsefe
Sebep-sonuç kanununa karşı ne zaman isyan etseniz, amacınız sahtelikli bir istektir. O kanundan kurtulmayı değil, daha kötüsü, onu ters-yüz etmeyi amaçlıyorsunuz demektir. Hak edilmemiş sevgi istiyorsunuzdur... Sanki bir sonuç olan sevgi size kişisel değeri, yani sebebi verebilirmiş gibi. Hak edilmemiş hayranlık istiyorsunuzdur... sanki bir sonuç olan hayranlık, size sebebi, yani değerleri, verebilirmiş gibi. Hak edilmemiş servet istiyorsunuzdur... Sanki bir sonuç olan servet, size sebebi, yani yeteneği verebilirmiş gibi. Hep aman dilersiniz, adalet değil... Sanki bağışlanmak, dileğinizin sebebini silebilirmiş gibi. Çirkin küçük oyunlarınızı sürdürür, öğretmenlerinizin doktrinlerini desteklersiniz, onlar da bu arada çığrından çıkar, bir sonuç olan harcamanın, bir sebep olan zenginliği yaratabileceğini; sonuç olan makinenin, sebep olan zekayı yaratabileceğini savunurlar. Bedelini kim öder bu âlemin? Sebepsize kim sebep yaratır? Farkına varılmaksızın, sessizce silinip yok olmaya mahkum edilmiş kurbanlar kimlerdir? Sizi rahatsız edebilecek tek etkileri, çektikleri acılarla sizin hiçbir şey yokmuş gibi davranmanızı zorlaştırmak olabilecek o kurbanlar kimlerdir? Bizleriz... biz, akıllı insanlarız. Sizin kaçındığınız bütün o değerlere sebep sağlayan biziz, düşünme sürecini yerine getiren biziz. O süreç kimliği tanımlama ve sebep-sonuç bağlarını keşfetme sürecidir. Size bilmesini, konuşmasını, üretmesini, arzu etmesini, sevmesini biz öğrettik. Mantığı terk eden sizler... eğer mantığa bağlı kalan bizler olmasaydık, isteklerinize ulaşamaz, hatta neyi isteyeceğinizi bile bulamazdınız. Yapılmamış giysileri, üretilmemiş otomobili, icat edilmemiş parayı bilip isteyemez, karşılık olarak inandığınız tanrıları, bir şey yaratmamış insanlarca yaşanmamış hayranlıkları, ancak düşünme
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Felsefe
Bugünün materyalist, kâr peşinde koşan dünyasında, insanı bir mil uzağa taşıyabilecek demiryolunu kurabilmek, pek çok zekayı, tutarlılığı, enerjiyi ve beceriyi gerektirmektedir. Onların materyalist olmayan, kâr-dışı dünyasındaysa canları istedikçe bir gezegenden ötekine yolculuk yapabileceklerdir. Dürüst biri çıkıp da onlara, "Nasıl?" diye sorarsa, gücenmiş gibi davranır, 'nasıl'ın banal realistlere göre bir kavram olduğunu, üstün ruhların buna, "Bir şekilde" diye cevap vereceğini söylerler. Maddeyle ve kârla sınırlı olan bir evrende, ödüller düşünceyle kazanılır; bu tür kısıtlamalardan kurtulmuş bir evrendeyse, ödüllere, istemekle ulaşılabilir. İşte onların o derme çatma sırrı da bundan ibarettir. Tüm esoterik felsefelerinin, tüm dialektiklerinin ve süper-duygularının, kaçamak bakışlı gözlerinin ve uğuldayan kelimelerinin sırrı budur. Uğrunda uygarlıkları, lisanları, sanayileri, hayatları yıktıkları, kendi gözlerini, kulak zarlarını deldikleri, duyularını sindirip akıllarını boşalttıkları sır budur. Mantığın, aklın, maddenin, varoluşun ve gerçeğin mutlaklarını bu uğurda eritmektedirler. Hepsinin amacı, o plastik sisin üzerine bir tek kutsal mutlaklık dikmektir: Kendi istekleri.
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam