Yazma tutkusuyla dolu, onurlu, gururlu bir genç…Yaşamını yazdıkları karşılığında kazandığı kronlarla sürdürmeye çalışıyor.Peki yetiyor mu bu para?Tabii ki de hayır.Ah “açlık” bir rahat bıraksa beni tamamlanacak yaşamımdaki bütün eksiklikler diye düşünüyor kahramanımız.Atalet içerisinde bir yerden başka bir yere bir günden diğerine sürükleniyor.Ve günün birinde -sadece bir anlığına-dürüstlüğü bir kenara bırakıyor.Sonrası ise Raskolnikov misali vicdan muhasebesiyle bireyin kendisiyle çatışması… Tabii sonunda kendine göre bir çıkış yoluna tutunup devam ediyor yaşam yolculuğuna.
Dilenci…Hangimiz dilenmiyoruz ki yaşamda?Bazen bir tatlı tebessümü bazen de sevgiyle sarıp sarmalayan bir kalbi….Romanda yaşamın rutin döngüsünde kaybolmuş bir ruhun kendini arayışı, çırpınışı ve nihayetinde hiçliğiyle yüzleşmesi ele alınıyor. Başkahraman Ömer; bir zamanların şairi, sosyalizm savunucusu, şimdinin ise hukukçusu…İçinde bir boşluk, bir eksiklikle, bir esrimenin peşinde savruldukça savruluyor.