Nötron Yıldızı

Nötron Yıldızı
∆ çünkü karanlığı, yalnızca bilimle fethedebiliriz! 𝒩 A lonely soul
Öğrenci
yeditepe bilgisayar
soluk mavi bir nokta
17 Mayıs 2003
63 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
ah şu duygusuz erkekler...
Peki, bu fark tam olarak ne ifade ediyordu? Şöyle anlatalım. Diyelim ki bir kadına üzgün birinin fotoğrafını gösterdiniz. Kadın fotoğrafta gördüğü kişinin üzgün olduğunu söylerken limbik alan ı ışıl ışıl yandığından dolayı kendisi de bir miktar üzülüyordu. Yani doğrudan fotoğraftaki kişi ile arasında bir empati kuruyordu. Oysa aynı üzgün kişinin fotoğrafını erkeğe gösterdiğimizde erkek bu kişinin üzgün olduğunu söyleyecek ama limbik alanı zifiri karanlık olduğu için herhangi bir üzüntü hissetmeyecekti.
Bilim
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Âşık olduğun insan kimseye benzemez ama geri kalan herkes ona benzer
Şimdi nerede okuduğunu bile hatırlamadığı o cümle geldi birden kızın aklına. "Âşık olduğun insan kimseye ben­zemez ama geri kalan herkes ona benzer" diyordu cümlede. Oysa şu an karşısında sadece tıkınmakta olan, ruhsuz bir oğlan çocuğu vardı sanki. Tek derdi yemeğini bir an önce bitirip saçma sapan oyunlarına geri dönmek isteyen bir oğlan çocuğu.
İlişkiler
Erkek ve kadın muhabbetlerinin vazgeçilmezi
Bu çalışma her ne kadar çocuklarda yapılmış olsa da hepi­mizin bildiği üzere büyüyünce de günlük hayatımızda değişen çok da fazla bir şey olmuyor. Örneğin "O da bir şey mi, benim başıma şu geldi" ya da "O değil de..." gibi bazı kalıplar erkek­lerin söze girerken en sık kullandıkları hiyerarşik ifadelerdir. "O değil de..." yani senin anlattığın tırt, gel bir de bunu dinle hesabı. Diğer taraftan kadın cümleleri ilişkilendirme ile ilgili oldu­ğundan "Ne hissettiğini anlayabiliyorum, aynısı benim de ba­şıma geldi" gibi cümleleri sıklıkla kullanırlar. Bu sayede konuş­tuğu kişi ile eşitlik kurmuş olur. Bir sonraki kısımda da görece­ğimiz üzere bu davranış modeli empati kurulmasında oldukça etkili olmaktadır.
Empati ve aşk acısı
Örneğin yapılan bir çalışmada, kadınların ellerine bir miktar elektrik verilerek acı çekmeleri sağlandı. Ardından deneye katılan kadınların eşleri­ne de elektrik verilip çekilen görüntüler kadınlara izlettirildi. Burada verilen elektriğin voltajının oldukça düşük olup sadece çok kısa süreli bir ağrı oluşturduğunu belirtelim. Kadınlar daha önce kendilerine verilen elektrik sırasında çektiği acının aynı­sını eşlerinin görüntülerini izlerken de hissetti. Hatta herhangi bir görüntü gösterilmeyip sadece eşlerine elektrik verildiğinin söylenmesi bile aynı acıyı hissetmelerine neden olmuştu. Diğer taraftan, erkekler için böyle bir durum ortaya çıkmamıştır. Gö­rünen o ki kadında sadece durumu görmek ya da bilmek bile beyindeki ağrı devrelerinin etkili olmasına neden olmaktadır. Zaten bu nedenle aşk acısı yaşayan kadınlar, aslında bu acıyı fiziksel olarak da hissedebilmektedirler.
Bilim
Konuşmamız lazım!
Madem ilkel çağlara bu kadar gittik, bir meseleye daha de­ğinmeden geçmeyelim. Kadın mı daha çok konuşur yoksa er­kek mi kısmı tartışıladursun, benim için daha önemli bir soru var. Acaba ilk kim konuştu? Muhtemelen bu sorumun cevabını hiçbir zaman öğrenme şansımız olmayacağı için gelin tüm bi­limsel verilerden uzaklaşıp işin içine biraz da hayal gücü kata­rak yorum yapmayı deneyelim. Bence tarihte ilk kez kadın konuşmuş olabilir ve kurduğu cümle de muhtemelen “konuşmamız lazım"’ idi. Şimdi düşü­nün, tarihte keşfedilen birçok şey ihtiyaç hâlinde ya da tesa­düfen bulunmuştur. Örneğin yemeği pişirebilmek için "ateş yakmak lazım", daha iyi avlanabilmek için "mızrak yapmak lazım", iletişim kurmak için de "konuşmak lazım". Belki de "konuşmamız lazım" cümlesinin erkekler üzerinde bu denli kuvvetli etki göstermesinin ardında bu mantık yatıyordur. Şim­di düşünün, tüm gün şu an adını bile bilmediğimiz türlü türlü hayvanı kovalayıp eve dönüyorsunuz. Mağaranın kapısında sizin gibi olan ama bazı yapıları size benzemeyen biri (kadın) duruyor. Kıvrılmış bileklerini belinin kenarlarına yerleştirmiş bu kişi, çıkardığı sese şekil vererek size oldukça uzun bir şey söylüyor (konuşmamız lazım). Tabii elemanımız konuşmayı bilmediğinden bu ilginç ses dizisi karşısında büyük bir şaşkın­lık duyarak "acaba ne demek istedi" diye kalacaktır. Belki de bu büyük şaşkınlığın oluşturduğu etki, nesilden nesile aktarılarak günümüz erkeklerinde hâlen gözlemlediğimiz bir davranış bi­çimine dönüşmüştür.
Sayfa 86
Bilim