Değişen toplum değerleriyle beraber, bir ağacın yaprakları misali birer birer dökülen bir aile… Değerler değiştikçe ve buna bir de yoksulluk eklenince, aile üyelerinden asi olanlar kendi çaplarında isyan çıkarıyorlardı. Çağa ayak uydurmak, herkes gibi olmak (!) için manevi tüm değerleri ayaklar altına alıyorlar ve babalarını hem maddi olarak hem de ruhen zora sokuyorlardı. Evin babası kendi doğruları adına işsiz kalmıştı; istifa etmesindeki haklılık payı tartışılır ama işsizlikle beraber gelen yoksulluk, tüm aile üyelerinin teker teker gerçek yüzünü ortaya çıkarıyordu. Babalarının gözünde birer melek olan kızları, babalarının düştüğü durumdan dolayı tüm saygı sınırlarını yok etmiş ve eve artık para getirmeyen babalarını küçümser olmuşlardı…
Kitap, bir ailenin dağılışını güzel bir şekilde anlatmıştı. Yoksulluğun insanı ne hâle getirdiğini ve insanların gerçek yüzünü nasıl ortaya çıkardığını çok güzel bir şekilde özetlemişti. Her şeye rağmen, babanın evlatlarına duyduğu sevgi hiçbir zaman eksilmedi; evlatları bu sevgiye vefasızlıkla karşılık vermiş olsalar bile. Mutlu son ile biten bu kitap, insanların topluma ayak uydurmak uğruna (yapılan şey yanlış olsa bile) neler yapabileceğini ve insanları birbirine bağlayan aile değerlerini nasıl hiçe sayabileceğini gözler önüne seriyor