Erkek kadına kaşlarını çatıp baktı mı, kadının yapacağı şey hemen başını önüne eğmektir. Kocası lütfedip de ona tatlı bir gülümsemeyle bakma dıkça başını kaldırmaya cesaret etmemelidir.
"Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?"
•••
•••
Yine hangisini alıntılasam diye düşündüğüm, muhteşem cümlelerle yazılmış bir kitap. Bir idam mahkumunun ruh harelenmeleri,korku ve huzur arasında paradoksu..
Victor Hugo 'nun " Bir İdam Mahkûmunun Son Günü " adlı eseri, ölüm cezasına mahkum edilmiş bir adamın son gününü, düşüncelerini ve duygularını anlatan, insanı zihinsel kazıya sevk eden,kısa bir romandır. İsmi verilmeyen idam mahkumu, infaz kararı açıklandığında şöyle düşünüyor:
""Hakkımda verilen karar açıklandığından beri, uzun bir hayata hazırlanan kaç kişi öldü! Genç, özgür ve sağlıklıklıyken, kafamın Grève Meydanı'na düşeceği günü göreceklerini sanan kaç kişi benden önce öldü! Şu an açık havada özgürce nefes alıp veren, keyiflerince dolaşan kaç kişi benden önce ölecek!İNSANLARIN HEPSİ BELİRSİZ BİR SÜRE İÇİN ERTELENEN ÖLÜM CEZASINA MAHKÛMDURLAR. O halde durumumda nasıl bir değişiklik oldu ki?""
İnsanın yüzüne tokat gibi vuran alıntılardan biri bu,kitapta geçen... Hepimiz, bilmediğimiz bir günün ve saatin ölüm mahkûmuyuz. Kaçış yok,kimse kaçamamış şimdiye dek.
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü , Victor Hugo 'nun, yazdığı önsözle başlıyor. Victor Hugo , idam cezasının ne kadar acımasız ve insanlık dışı bir uygulama olduğunu gözler önüne seriyor . İnsanlar arasında haksız ölümlere de sebebiyet verdiği için , çarpıcı ve ikna edici düşüncelerle,idam yasasına karşı çıkıyor. Victor Hugo ,bu kitabı çıkardığında, ahlâkî, siyasi ve edebî kesim mübalağa derecesinde eleştiride bulunuyorlar. Bunun üzerine,bu eleştiri,yaklaşık 10 sayfalık bir tragedyaya dönüştürülüp,önsöz sonrasına ekleniyor :)) . Neyi,ne kadar eleştirirsen eleştir. Rabb'im "yürü ya kulum" deyince,önünde kimse duramıyor :) . Tragedya sonrası ise roman başlıyor. Aslında roman 78 sayfa.
Romana dönelim.. Roman, mahkumun duygusal iniş çıkışlarını, umutsuzluğunu, korkularını ve pişmanlıklarını,
•••
•••
Yine hangisini alıntılasam diye düşündüğüm, muhteşem cümlelerle yazılmış bir kitap. Bir idam mahkumunun ruh harelenmeleri,korku ve huzur arasında paradoksu..
Victor Hugo 'nun " Bir İdam Mahkûmunun Son Günü " adlı eseri, ölüm cezasına mahkum edilmiş bir adamın son gününü, düşüncelerini ve duygularını anlatan, insanı zihinsel kazıya sevk eden,kısa bir romandır. İsmi verilmeyen idam mahkumu, infaz kararı açıklandığında şöyle düşünüyor:
""Hakkımda verilen karar açıklandığından beri, uzun bir hayata hazırlanan kaç kişi öldü! Genç, özgür ve sağlıklıklıyken, kafamın Grève Meydanı'na düşeceği günü göreceklerini sanan kaç kişi benden önce öldü! Şu an açık havada özgürce nefes alıp veren, keyiflerince dolaşan kaç kişi benden önce ölecek!İNSANLARIN HEPSİ BELİRSİZ BİR SÜRE İÇİN ERTELENEN ÖLÜM CEZASINA MAHKÛMDURLAR. O halde durumumda nasıl bir değişiklik oldu ki?""
İnsanın yüzüne tokat gibi vuran alıntılardan biri bu,kitapta geçen... Hepimiz, bilmediğimiz bir günün ve saatin ölüm mahkûmuyuz. Kaçış yok,kimse kaçamamış şimdiye dek.
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü , Victor Hugo 'nun, yazdığı önsözle başlıyor. Victor Hugo , idam cezasının ne kadar acımasız ve insanlık dışı bir uygulama olduğunu gözler önüne seriyor . İnsanlar arasında haksız ölümlere de sebebiyet verdiği için , çarpıcı ve ikna edici düşüncelerle,idam yasasına karşı çıkıyor. Victor Hugo ,bu kitabı çıkardığında, ahlâkî, siyasi ve edebî kesim mübalağa derecesinde eleştiride bulunuyorlar. Bunun üzerine,bu eleştiri,yaklaşık 10 sayfalık bir tragedyaya dönüştürülüp,önsöz sonrasına ekleniyor :)) . Neyi,ne kadar eleştirirsen eleştir. Rabb'im "yürü ya kulum" deyince,önünde kimse duramıyor :) . Tragedya sonrası ise roman başlıyor. Aslında roman 78 sayfa.
Romana dönelim.. Roman, mahkumun duygusal iniş çıkışlarını, umutsuzluğunu, korkularını ve pişmanlıklarını,
•••
•••
Yine hangisini alıntılasam diye düşündüğüm, muhteşem cümlelerle yazılmış bir kitap. Bir idam mahkumunun ruh harelenmeleri,korku ve huzur arasında paradoksu..
Victor Hugo 'nun " Bir İdam Mahkûmunun Son Günü " adlı eseri, ölüm cezasına mahkum edilmiş bir adamın son gününü, düşüncelerini ve duygularını anlatan, insanı zihinsel kazıya sevk eden,kısa bir romandır. İsmi verilmeyen idam mahkumu, infaz kararı açıklandığında şöyle düşünüyor:
""Hakkımda verilen karar açıklandığından beri, uzun bir hayata hazırlanan kaç kişi öldü! Genç, özgür ve sağlıklıklıyken, kafamın Grève Meydanı'na düşeceği günü göreceklerini sanan kaç kişi benden önce öldü! Şu an açık havada özgürce nefes alıp veren, keyiflerince dolaşan kaç kişi benden önce ölecek!İNSANLARIN HEPSİ BELİRSİZ BİR SÜRE İÇİN ERTELENEN ÖLÜM CEZASINA MAHKÛMDURLAR. O halde durumumda nasıl bir değişiklik oldu ki?""
İnsanın yüzüne tokat gibi vuran alıntılardan biri bu,kitapta geçen... Hepimiz, bilmediğimiz bir günün ve saatin ölüm mahkûmuyuz. Kaçış yok,kimse kaçamamış şimdiye dek.
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü , Victor Hugo 'nun, yazdığı önsözle başlıyor. Victor Hugo , idam cezasının ne kadar acımasız ve insanlık dışı bir uygulama olduğunu gözler önüne seriyor . İnsanlar arasında haksız ölümlere de sebebiyet verdiği için , çarpıcı ve ikna edici düşüncelerle,idam yasasına karşı çıkıyor. Victor Hugo ,bu kitabı çıkardığında, ahlâkî, siyasi ve edebî kesim mübalağa derecesinde eleştiride bulunuyorlar. Bunun üzerine,bu eleştiri,yaklaşık 10 sayfalık bir tragedyaya dönüştürülüp,önsöz sonrasına ekleniyor :)) . Neyi,ne kadar eleştirirsen eleştir. Rabb'im "yürü ya kulum" deyince,önünde kimse duramıyor :) . Tragedya sonrası ise roman başlıyor. Aslında roman 78 sayfa.
Romana dönelim.. Roman, mahkumun duygusal iniş çıkışlarını, umutsuzluğunu, korkularını ve pişmanlıklarını,