Omuzlanmızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız,
Ama neyle? Şarapla, șiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun.
Yaşam aşktan üstündür. Aşk yaşamın bir parçasıdır. Yaşarken severiz. Severek ve acı çekerek yaşarız. Acı çekmek de, sevmek de yaşama aittir. Yalnız sevmeyi seçmek ve acı çekmeyi reddetmek yaşamı reddetmek demektir
Tavan arasında bir kupür buldum. Gazeteci, psikiyatrist olan babama soruyor, "Doktor bey, nedir șu aşk illetinin tedavisi?" "Hastalık âşık olmak değil, olmamaktır," diye yanıtlamış babam soruyu.
İnsanın sevdiğine sahip olma tutkusu aşkın kendisinden ağır basmaya başladığı an, bu aşk değildir artık. Aşk yaşamdan güçlü olamaz, özgürlükten yoksun olarak da varlığını sürdüremez
Neyin kime neyi nasıl ne zaman nerede yapacağını bilemeyiz. Planlar, programlar yapabiliriz, ama yaşama sahip çıkamayız. Yașamımızın hâkimi değiliz. Kimse degil. Kader diye bir şey de yok. Kısmet de yok. Yașamı denetim altında tutan kimse yok. Tutmayan da yok.
Süreç akıp gidiyor. Biçimlendirerek ve biçimlenerek.