Kendini toplum içinde sevdirmek için zekasını ve bilgisini göstermenin uygun bir araç olduğunu sanan, ne kadar da acemidir! Bunlar daha ziyade, hesap edilemeyecek kadar büyük bir çoğunlukla öyle bir nefret ve hiddet uyandırır ki, bunları hissedenin bu duyguların kaynağından yakınmaya hakkı olmadığı, hatta bunları kendi kendinden sakladığı ölçüde, nefreti daha da şiddetlenir. Süreç daha yakından bakıldığında şöyle işler: biri konuştuğu birinde büyük bir zihinsel üstünlük fark eder ve duyumsarsa, sessiz sedasız ve açıkça bilincinde olmadan, diğerinin onun alçaklığı ve kısıtlılığını fark ettiği ve duyumsadığı sonucunu çıkarır. Bu kıyas en acı nefretini, hiddetini ve kinini uyandırır. Gracian da haklı olarak şöyle der: Sevilmenin tek yolu, en aptal hayvanların postuna bürünmemizdir.
Bir dostun hakikiliğini sınamak için en iyi fırsat, insanın ciddi bir yardıma ve önemli fedakarlıklara ihtiyacı olduğu vakaların yanında, insanın az önce başına gelmiş bir talihsizliği ona anlattığı andır. Çünkü o zaman yüz ifadesinde ya hakiki, içten ve katışıksız bir üzüntü belirir ya da suratı, serinkanlı sükuneti veya kaçamak bir hareketiyle şu sözü onaylar: En iyi dostlarımızın talihsizliklerinde bile, daima canımızı sıkmayan bir şeyler buluruz. Sıradan sözde arkadaşlar, böylesi durumlarda hafif, hoşnut bir gülümsemenin dürtmesini zor bastıracaktır.
Bir dünya mal mı yitirdin,
Üzülme buna, bu bir hiç
Bir dünya mal mı kazandın,
Sevinme buna, bu bir hiç
Geçer acıların, hazların,
Geç sen de dünyadan, bu bir hiç.
Buna karşın gururun en ucuz türü, ulusal gururdur. Çünkü bu gurur, bulaşmış olduğu kişilerde gurur duyabilecekleri 'bireysel' bir nitelik bulunmadığını ele verir, yoksa bu kişiler milyonlarca insanla paylaştıkları bir şeye sarılmazlardı.