e.z.a

e.z.a
@e_z_a
Kendimce bir kitap günlüğü tutmak ve daha kalıcı okuma yapmak için buradayım. Katıldığım tarih itibariyle okuduğum kitapları arşivliyorum.
- Duygu cevherinden bu kadar nasipsiz olmayı kavrayamıyorum. Bir insan hayat ve hususiyetinde, yabancı gözlere göstermeyeceğiniz sizce hiçbir nokta yok mu? Bunu görmekten ve göstermekten sizi alıkoyan hiçbir ulvî sansür yok mu içinizde? - Yok demiştim. - (Gittikçe hayrete gömülerek) Bir insan hakkında ne olsa yazar mısınız gazetenizde? - Yazarım. - Bunu yaparken teşhir ettiğiniz insanla, içinizde müşterek bir merkez, bir hassasiyet ve ferdiyet merkezi kanamaz mı?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ben ne ahmağım ki, bunlardan hiçbirini anlamadığını söyleyen insana, beni mazur görsün diye bunları anlatıyorum.
Beklemezsiniz, fakat o gelir. Hayat beklenmediklerle doludur. (Başını tavana kaldırır, parmağıyla tavanı gösterir ve birden sesini yükseltir.) Şimdi şu tavan çöker ve hepimiz altında kalabiliriz. Hiç de olamaz demem. Hiç de hayret etmem. (Etrafına bakınır. Gösterilecek bir şey arıyor gibidir.) Ne bileyim, her şey olabilir. (Elini alnına götürür. Yüzünde ıstıraplı çizgiler belirir.) Her zaman beynimi tırmalamış bir misal hatırlarım. Bakın nasıl! Mesela bir gün, Eminönü meydanında bir otomobil bir adamı çiğner. (Eliyle işaretler yaparak canlandırır.) Hâdiseden on dakika evveline gidelim. Adam, mesela Gülhane Parkı'nın önündedir. Otomobil de faraza Taksim'den geliyor. Manzarayı görüyor musunuz? Geliyor. Bin otomobil içinde bir otomobil ve yüz bin adam içinde bir adam. Ne adam çiğneneceğini bilir, ne de otomobil çiğneyeceğini. İkisi de bir sürü tesadüflerle bilmeden birbirine doğru yaklaşırlar. Mesela adam bir dükkanın önünde durur. Bir kutu kibrit alır. Bir iki adım atar. Bir arkadaşıyla konuşur. Bir vitrini seyreder. Bu masum hareketlerin bile birkaç dakika sonra kopacak faciada hisseleri vardır. Bütün bu hisseler birbirine esrarlı bir şekilde geçe geçe nihayet meş'um ânı doğururlar. O ân, gayet basit bir son sebebe dayanır: bir dalgınlık, bir bilgisizlik, şu bu.
Hayat bir şeyi yapınca o şey tamamdır. 'Olur mu'su, 'olmaz mı'sı yoktur. Hayat yapar, izah etmez ve kabul ettirir. Bütün sanatı burada. Bizse hayattan soramadığımız hesapları bir tasavvurdan isteriz.
Biz birçok şeylere karşı kayıtsız olabiliriz. Fakat onlar bize lâkayıt kalmaz. Mutlaka kendisini düşündürür. Bir karar ister.