Yayınlanan dizinin tüm bölümlerini bir kaç defa izlemiş birisi olarak kitabını da okumak istedim. Halit Ziya’dan okuduğum ilk eser oldu. Keşke daha önce okumuş olsaydım. Yazarın dili o kadar güzel betimlemeleri o kadar iyi ki adeta Bihterin Nihal’in kişiliğine bürünüp onları anlıyorsunuz. Kitabın ana teması Nihal’in babası Adnan Beye olan düşkünlüğü daha doğrusu baba kızın ilişkisi. Her ne kadar dizi Behlül ve Bihter Aşkını anlatsa da kitapta bence böyle değil. Yazar aslında kitap boyunca Nihali’i, onun iç dünyasını duyguların, babasına olan sevgisini, annesinin kaybının ruhunda açtığı yaraları anlatıyor. Kitabı okumadan önce diziyi çok başarılı bulurdum fakat kitabı okuduktan sonra düşüncem değişti. Kitaptaki Nihal karakteri ile dizideki Nihal karakteri aynı değil. Dizi de Nihal’in sadece zayıf yönleri yansıtılırken, Behlüle aşık onun onu sevmesini bekleten bir karakterken, kitapta Nihal bence bambaşka, duygusal narin kırılgan ama hisleri kuvvetli ve zeki. Ben kitabı çok çok beğenim. Ve şu bölüm:”Bu kin, gerçekte Bihter'e saygı duyamamaktan kaynaklanıyordu. Erkekler bir kadını sevebilmek için ona saygı duyabilmelidirler; namuslarından düşen kadınlar için, en şiddetli aşklar arasında bile, onlara bir aşağılanma payı ayırmaktan geri kalmazlar; duygularını açıklıkla çözümlemekten çekinmekle birlikte Behlûl sonunda Bihter'de evliliğin gerdek odasından kaçarak başka birinin yatağına giren bir kadın görmeye başlamıştı ve gece, odasında, sobanın yanında koltuğun içine gömülerek Paul Bourget'nin', kadın ruhunun o acımasız çözümleyicisinin birkaç sayfasını süzerken Bihter'in hem gelmesini ister hem gelmesinden korkardı.” İşte burası tamamen yaptığı eylemin sonucunun sorumluluğunu alamayan bir erkeği o kadar güzel anlatmış ki.