Gökyüzünün altında sıradayız, sıranın en sonundayız. Bunun rahatlatıcı bir tarafı var. Arkamızda başka insanlar olmayınca, geçmişimiz ve sorumluluğumuz da yokmuş gibi oluyor. Sadece şimdiki zamanı yaşıyormuşuz gibi oluyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bütün maceralar aslında bir kendini arama, bulma hikâyesi, diye geçirdi içinden. Oysa ben bu maceraya kendimi aramak veya bulmak için değil, kaybetmek için çıktım. Kendimi evimde kaybedemezdim. Çöpü dışarı koydum mu, kanepenin keskin kenarı duvarı çizer mi, buzdolabından ses gelmiyor yoksa bozuldu mu, diye endişe ederken kendimi kaybedemezdim.
Kendi doğamı yadırgıyorum. Bambaşka bir ses ve vurguyla sorardı: Sence bu olağan mı? Bir bütünlük arıyorum çünkü kendimi darmadağınık hissediyorum, dağılarak yok olacakmışım gibi hissediyorum. Peki sence bu olağan mı?