YEPYENİ BIR HEDONIZM, IŞTE YÜZYILIMIZA GEREKLI OLAN BU!
Ingiltere'nin önde gelen estetik sanatçılarından biri olan Oscar Wilde, 1891'de yazdığı bu tek romanı ile Viktorya Dönemi'nin katı ahlak anlayışına karşı geldiği, fiili livata(oğlancılıķ) ve ahlaksızlığı yücelttiği gerekçeleriyle büyük tepki alır.
Giyim tarzı, eril sporları küçümsemesi, odasını çiçeklerle dekore etmesi yani estetizme olan düşkünlüğü ile aslında kitapta kendini yansıttıgı ve toplumun ahlak yapısını zedelediğı gerekçeleriyle kraliçe tarafından 2 yıl Reading Zindanı'na kürek hapsine çarptırılır.
Kitapta bahsi geçen "portrenin laneti" gerçekte de "kitabın laneti" olarak Wilde'nin peşini bırakmaz. Hapisten çıkınca beş parasız ve sefil bir hayata devam eden Wilde bir süre sonra da Paris'te bir otel odasında ölü bulunur.
Gelelim bu hazin sona sebep olan hikayemize...
Dorian; saf ,yakışıklı, eğitimli, zengin, döneminin züppesi bir gençtir. O kadar güzeldir ki, toplum böyle güzel birinin kötü olacağını düşünmez bile. Çünkü biliyoruz ki, yalnız çirkin insanlar kötü olabilir !?
Dostu Basil Hallward , Dorian'ın bu pitoresk yüzünden öyle etkilenir ki, onun resmini yapmak ister. Basil'in bu ilgisi de Dorian'ın kendi güzelliğinin farkına varmasını sağlar. Ressamın evinde Lord Henry Wotton ile tanışması ile Dorian için güzelliği ve gençliği hayattaki en önemli şey haline gelir.
Lord Henry zekası ve kurnazlığı ile Dorian'ı kolayca manipüle etmiştir. Ona, hazcılığın ve self-tatminkarlığın aslında içimizdeki günahkarın hareket etmesiyle ortaya çıktığı öğretmiştir. Ona hazzın yolunu göstermiştir. Bir nevi Dorian'ın şeytanı olmuştur. Yani sadece yolu gösteren... Yolu seçense Dorian'dır.
Dorian artık güzelliği ve gençliğini kaybetmemek uğruna her şeyi yapmaya hazırdır. Gerekirse ruhunu bile satacaktır. Tek