beni ağına düşürme insanlık, sen bana hadi işimizi bırakıp beş dakikalığına dans edelim diyorsun, ben elli yaşında o dansı nasıl anarız onu hayal etmeye başlıyorum.
Roman okurken başka birinin kafasının içinde olma deneyimine gömülüyorsunuz. Sosyal bir ortamdaymış gibi yapıyorsunuz. Diğer insanları, yaşadıktan deneyimleri derinlemesine, karmaşık bir şekilde tahayyül ediyorsunuz. O yüzden çok sayıda roman okuduğunuzda, kağıt üstünde olmayan insanları da daha iyi anlayabilir hale geliyor olabilirsiniz, demiş Profesör Oatley. Kurmaca diğer insanlarla empati kurma yetinizi güçlendiren bir araç, empati yetiniz için bir tür spor salonu olabilir - ki empati de en zengin ve kıymetli odaklanma biçimlerinden biridir.
Twitter'a giriş yaptığınızda -Donald Trump da olsanız, Bernie Sanders da olsanız, Bubba the Love Sponge da olsanız- o mecra üstünden aldığınız ve takipçilerinize gönderdiğiniz bir mesaj oluyor. Ne gibi bir mesaj bu? Birincisi: Hiçbir şeye uzun süre odaklanmamalısın. Dünya 280 karakterden oluşan kısa, basit ifadelerle anlaşılabilir ve anlaşılmalı. İkincisi: Dünya çok çabuk yorumlanmalı ve anlaşılmalı. Üçüncüsü: İnsanların hemen seninle hemfikir olmasından, kullandığın kısa, basit, hızlı ifadelere alkış tutmasından daha önemli bir şey yok. Başarılı ifade bir sürü insanın hemen alkış tuttuğu, başarısız ifade ise insanların görmezden geldiği ya da ayıpladığı bir ifade. Tweet atarken, daha herhangi bir şey söylemeden önce, bu üç öncüle katıldığınızı söylemiş oluyorsunuz bir düzeyde. Bu gözlükleri takıp dünyaya öyle bakmaya başlıyorsunuz.
...
Sosyal medyanın bana kendimi dünyadan ve kendimden bu kadar kopuk hissettirmesinin başlıca nedenlerinden birinin ne olduğunu fark ettim. Bu fikirlerin -söz konusu mecralara içkin mesajların hepsi yanlış bence. Twitter'ı düşünelim. Dünya aslında karmaşık bir yer. Bu karmaşıklığı doğru dürüst yansıtabilmek için genellikle tek bir şeye ciddi bir süre odaklanmanız ve uzun uzadıya konuşacak bir alanınız olması gerekiyor. Söylemeye değer şeylerin çok azı 280 karakterle açıklanabilir. Bir düşünceye hemen yanıt verdiğinizde, konunun geneli hakkında yıllar boyunca biriktirdiğiniz bir deneyim olmadığı takdirde, yüzeysel ve yavan olacak muhtemelen bu yanıt. İnsanların sizinle hemen hemfikir olması da söylediğiniz şeyin doğru veya haklı olduğunun göstergesi değil - kendi aklınızı kullanmanız gerekiyor. Gerçekliği doğru dürüst anlamanın tek yolu Twitter'ın verdiği mesajların tam aksini benimsemekten geçiyor. Dünya karmaşık bir yer ve anlaşılması
Uyku konusunda ne kadar sorunlu hale geldiğimizin göstergelerinden biri de, bu kriz konusunda bizi en çok uyarması gereken insanların -doktorların- lisanslarını almak için uykusuz kalmak zorunda olmaları. Tıp eğitiminin parçası olarak doktorların yirmi dört saatlik zorlu nöbetler tutmaları gerekiyor - 24 adlı dizide Kiefer Sutherland'in canlandırdığı, terörist peşinde koşmaktan uyku uyuyamayan karakterden esinle "Jack Bauer çekmek" deniyor bu nöbetlere. Hastalarını tehlikeye atan bir uygulama bu. Ama uyku hakkında en bilgili olması gereken insanların dahi akıl mantık sınırlarının ötesinde uykusuz kalmayı fetişleştirdiği bir kültür haline gelmiş durumdayız.