Bismillahirrahmânirrahîm.
İzâ câ enasrullahi vel feth
Ve raey tennâse yed hulûne fî dinillâhi efvâcâ
Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh, innehû kâne tevvâbâ
﴾1﴿ Allah’ın yardımı gelip fetih gerçekleştiğinde;
﴾2﴿ Ve insanların akın akın Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde;
﴾3﴿ Rabbine hamdederek şanının yüceliğini dile getir ve O’ndan af dile; şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir.
Rabbimiz hep bizimle beraberdir ancak dara düşmek bu birlikteliği hissetmenin önündeki engelleri kaldıran sihirli bir iksirdir.
Derler ya, karanlığın en yoğun olduğu zaman dilimi, aydınlığın da başladığı noktadır, diye.
İşte ümitsizliğe sebep olacak ne kadar çok şey varsa, yani ne kadar çıkmaza girmişsek, ne kadar düzelmesi zor duruma düşmüşsek, bir o kadar büyük bir gücü arkamıza almış ve yine bir o kadar büyük fırsatlarla karşı karşıyayız demektir.
Kur'ân, çıkmaza giren kulların ümitsizliğe ramak kala mazhar oldukları yardımlara şöyle vurgu yapar: "Peygamberler öylesine zorlandılar ki, en sonunda neredeyse tüm umutlarını yitirdiler; artık iyiden iyiye yalanlandıklarını düşünmeye başladıklarında, yardımımız kendilerine ulaşıverdi" (Yusuf,110). "O'dur ki, kulları ümitsiz kaldığı bir anda yağmuru indirir ve rahmetini her tarafa yayar"( Şûrâ, 28).
Asıl dert, musibete sebebiyet verecek günah ve hataların kolaylıkla işlendiği ortam ve koşullara sürüklenmek; gerçek nimetse, Rabbimizin bize musibet görünümü altında olsa dahi, günahlardan korunacağımız, hatalarımızı düzelteceğimiz, istikamete gireceğimiz hadiseler bahşetmesidir.