“Renkli çiçek desenleriyle süslenmiş yeşil seramik vazo ortamın içinde ayrıksı duruyordu. Diğer eşyaların aksine mecburiyeti değil, sımsıcak bir sevgiyi çağrıştırıyordu; bir sevginin paylaşımını, arayışını, bekleyişini, hatırasını anlatıyordu. Vazo yalnızlığa karşı bir umudu muhafaza etmek, yalnızlığa direnmekti. Sevdiğin ve seni seven birinin gelebileceğinin emaresiydi. Birinin elinde taze kokulu çiçeklerle kapını çalacağının. Çilek kokularının odayı ısıtabileceğinin. Sadece odayı değil, kalbini.”