En çok can yakan duygular ve en çok yaralayan hareketler olanaksız olanlardır: sırf imkânsız oldukları için gidip de imkânsız şeylere özlem duymak,hiç var olmayan bir şeyin hasretini çekmek,kesin olmayan bir şeyi arzulamak,bir başkası olamamanın pişmanlığını yaşamak,dünyanın varoluşundan hoşnut olmamak.Ruh bilincinin bütün bu yarı tınıları içimizde ne olduğumuza dair güneşin sonsuza kadar battığı acı dolu bir manzara yaratır.
Öyleyse soruyorum, kendisinden nefret eden adam başkasını sevebilir mi? Kendisiyle anlaşamayan kişi başkasıyla anlaşabilir mi? Kendisinden bile bıkmış usanmış kişi başkasına keyif verebilir mi? Bana göre, insan Delilikten daha deli değilse bu sorular karşısında sadece susar.
Hayattan iğrendiklerinden dolayı kendilerini öldürmek hevesine kapılan insanlar kimlerdir? Bunlar özelllikle kendilerini bilgeliğe vermiş kimseler değiller midir?